16 cenaze 10 yıldır verilmiyor

Kimsesizler mezarlığı

Kimsesizler mezarlığı

  • Nisêbîn'de sokağa çıkma yasakları döneminde hayatını kaybeden 16 kişinin cenazesi aradan geçen 10 yıla rağmen ailelerine teslim edilmedi.

MEBYADER Eşbaşkanı Salih Kuday, Nisêbîn'de bazı cenazelerin yıkımdan sonra TOKİ tarafından yapılan konutların altında kaldığını, çok sayıda ailenin henüz cenazelerine bu nedenle ulaşamadığını belirterek, kimsesizler mezarlığında halen kimliği tespit edilmemiş ya da ailelerinin halen bir arayış içinde olduğu 16 cenaze olduğunu söyledi. Kuday, "Ailelerin cenazelerini istemeyecekleri bir hale gelmesi isteniyor" dedi. 

Kürt sorununun çözümüne yönelik 2013-2015 yılları arasında yürütülen 'diyalog süreci', Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Çözüm süreci buzdolabında" açıklamasının ardından yeniden çatışma zeminine evrildi. Kuzey Kürdistan'da 16 Ağustos 2015 ile 18 Mart 2016 tarihleri arasında "Çöktürme Eylem Planı" devreye konuldu. Bu dönemde Kürtlerin "öz yönetim" talepleri, 7 il ve 35 ilçede hayata geçirilen "sokağa çıkma yasakları" ve gerçekleştirilen askeri saldırılarla bastırılmaya çalışıldı. En az 310 sivil insanın katledildiği, yaklaşık bir milyon 642 bin insanın olumsuz etkilendiği süreç, binlerce insan hakları ihlalini de beraberinde getirdi.

En yakıcı merkezlerden biri

Mêrdîn'in Kerboran (Dargeçit), Dêrik (Derik), Nisêbîn (Nusaybin), Şirnex ile Cizîr (Cizre), Silopîya (Silopi), Hezex (İdil) ilçeleri, Amed'in Farqîn (Silvan) ve Sur, Colemerg'in Gever (Yüksekova), Mûş'un Gimgim (Varto) ilçelerinde "öz yönetim" talepleri, sokağa çıkma yasaklarının ardından saldırılarda bastırılmaya çalışıldı. Sokağa çıkma yasaklarının en yıkıcı şekilde yaşandığı merkezlerden biri olan Nisêbîn ilçesinde Ağustos 2015'te başlayan uygulamalar, 8 defa tekrarlandı. 14 Mart 2016'da Nisêbîn'de 8. defa uygulanmaya başlayan yasak, çatışmaların 26 Mayıs 2016'da sona ermesine rağmen 25 Temmuz 2016'da kısmen, 21 Nisan 2018'de ise tamamen kaldırıldı.

Nisêbîn'de en az 25 sivil

Tarihin en uzun süreli sokağa çıkma yasaklarından biri olan Nisêbîn'deki yasaklarda binlerce ev yıkılırken, kent enkaza çevrildi. Kentte sokağa çıkma yasakları sırasında en az 25 sivil katledildi. Savcılık kayıtlarına göre; 69 polis, asker ve korucu öldü, 51 YPS ve YPS-Jin üyesi şehit düştü. Medeniyetler Beşiğinde Yaşamını Yitirenlerin Aileleri ile Yardımlaşma, Dayanışma, Birlik ve Kültür Derneği (MEBYADER) verilerine göre ise yasaklar döneminde ilçeden 83 kişiye ait cenaze çıkarıldı. Kentten sağ çıkan en az 70 kişi ağır hapis cezaları ile cezaevinde tutulurken, katledilen sivillere dönük başlatılan soruşturmalar ise "faili meçhul" olarak bırakıldı.

DNA eşleşmesi yapılmadı

İlçeden çıkarılan cenazeler, Mêrdîn, Riha ve Meletî'deki Kimsesizler Mezarlığı'na defnedilirken, yıllar içinde birçok cenaze ailelerine teslim edildi. Ancak 10. yılını geride bırakan sokağa çıkma yasakları sırasında Nisêbîn'de hayatını kaybeden 16 kişinin Mêrdîn'in Artuklu ilçesinde bulunan Kamor Şehir Mezarlığı'nda bulunan cenazeleri, halen DNA eşleşmesi sonuçlanmadığı gerekesiyle ailelerine teslim edilmedi.

Üstüne binalar yapıldı

Konuya dair MA'ya konuşan MEBYADER Eşbaşkanı Salih Kuday, Nisêbîn'de ağır bedellerin ödendiğini ve büyük yıkımların ortaya çıktığını hatırlattı. Nisêbîn'de yaşanan çatışmalarda hayatını kaybedenler ve yaralananlara ilişkin ellerindeki verileri paylaşan Kuday, şunları söyledi: "Çatışmalardan sonra TOKİ'ler inşa edildi. Bize göre halen TOKİ'lerin altında cenazeler bulunuyor. Çok sayıda aile, henüz cenazelerine bu nedenle ulaşamadı. Yine kimsesizler mezarlığında halen kimliği tespit edilmemiş ya da ailelerinin halen bir arayış içinde olduğu 16 cenaze bulunuyor. Bizler de bu konuda ailelere yardımcı olmaya çalışıyoruz. Genel olarak DNA'ların belirlenmesi sürecinde, hukuki olarak elimizden gelen desteği vermeye çalışıyoruz. Buna rağmen halen çok sayıda ailemiz cenazelerine ulaşamadı. Bunun nedenlerinden birinin de yıkılan mahallelerin yerine inşa edilen TOKİ binalarının altında kalan cenazeler olduğu düşüncesindeyiz. Mesela cenaze olduğu söylenen bazı yerlere gittiğimizde burada apartmanların inşa edildiğini görüyoruz. Bu da açıkçası bize göre bir utanç meselesidir."

Aileler arayış içinde

Hayatını kaybeden herkesin defnedilme hakkı ve her ailenin yas hakkı olduğuna dikkat çeken Kuday, şöyle devam etti: "Kürtlere bunu da çok gördüler. Bunu kınıyoruz. Bugün aileler halen cenazelerine ulaşmak için arayış içinde. Henüz bize ulaşmayan ailelerimize de çağrıda bulunuyoruz. Ailelerimize her konuda destek vermek için hazırız. O dönem hatırlıyoruz, kan örnekleri vermemizin ardından iki yılı aşkın bir süre DNA sonuçları çıkmadı. Ben kendim de oğlum için eşimle birlikte kan örneği verdim, sonuçları bir buçuk yılın ardından çıktı. Yani kan örneklerinin sonuçları hem çok geç çıkıyor hem de ailenin mağdur edilme isteği var. Ailelerin cenazelerini istemeyecekleri bir hale gelmesi isteniyor ama ne kadar zaman geçse de aileler çocuklarından kalan bir parçayı bulmanın mücadelesini veriyor. Çocuklarının bir mezarı olması için mücadelesini sürdürüyor. Aileler onların mücadelesine, anılarına sahip çıkma isteklerini ortaya koyuyor. Bu nedenle devletin de bu konuda adım atması gerekiyor. Ailelerin cenazelerini defnetmelerinde, dini gerekliliklerini yerine getirmelerinde, taziyelerinde sürekli sıkıntılar çıkarılıyordu ama aileler buna karşı duruşunu sergiledi ve cenazelerine sahip çıktı. Buna karşı devletin sıkıntı çıkarmaktan vazgeçmesi gerekiyor. Aile cenazenin nerede defnedildiğini bilmesine rağmen o cenazenin teslim edilmesi yıllar sürüyor. Dünyada böyle bir durum yok. En azından yeniden başlayan bu süreçte bir samimiyetin ortaya çıkması için devlet cenazelerin teslim edilmesi yönünde bir adım atmalıdır."  MÊRDÎN

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.