• Türkiye’de 43 milyon 32 bin 734 kadın yaşarken, kadınların şiddetten uzaklaşabilmesi için hizmet veren 150 kadın konukevinde yaklaşık 3 bin 650 kişilik kapasite bulunuyor.

 

TÜİK’in 2025 nüfus verilerine göre Türkiye’de 43 milyon 32 bin 734 kadın yaşıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2026 yılı verilerine göre ise Türkiye genelinde 150 kadın konukevi bulunuyor. Bunların 112’si Bakanlığa bağlı.

Bakanlığın yayımladığı son ayrıntılı kapasite verisinde 149 kadın konukevinde toplam 3 bin 650 kişilik kapasite bulunduğu belirtiliyor. Kapasitenin 2 bin 805’i Bakanlığa bağlı 112 konukevinde, 735’i belediyelere ait 33 konukevinde, 90’ı Göç İdaresi Başkanlığına bağlı üç konukevinde, 20’si ise bir sivil toplum kuruluşuna ait konukevinde bulunuyor.

Bu verilere göre yaklaşık 11 bin 790 kadına bir konukevi kapasitesi düşüyor. Ancak bu oran, şiddet gören kadınların sayısını veya gerçek konukevi ihtiyacını göstermiyor.

Bakanlık ayrıca Semsûr, Hatay, İstanbul ve Kocaeli’nde dört yeni kadın konukevi açılması için çalışma yürütüldüğünü açıkladı. Şiddetle mücadelede 86 Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) ile 432 Sosyal Hizmet Merkezi bünyesindeki irtibat noktaları da hizmet veriyor.

Avukat Mehtap Sert ve Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği gönüllüsü Didem Erkıvanç Türkay, kadınların güvenli barınma hakkı ve devletin sorumluluklarına ilişkin MA’ya değerlendirmelerde bulundu.

2025'te en az 294 kadın katledildi

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun verilerine göre 2025’de en az 294 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 297 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Öldürülen kadınların yüzde 61'i evlerinde katledildi. Aynı yıl 23 kadın, haklarında koruma kararı bulunmasına rağmen öldürüldü.

Kadın cinayetleri ile konukevi kapasitesi doğrudan karşılaştırılabilir veriler olmasa da rakamlar, şiddet ortamından ayrılmak isteyen kadınlar için güvenli barınma hizmetlerinin kapsamına ilişkin tartışmayı gündeme getiriyor.

Kapasite yetersizliği gerekçe olamaz

Avukat Mehtap Sert, 6284 sayılı Kanun kapsamında devletin şiddet gören kadınları koruma ve güvenli barınma sağlama yükümlülüğü bulunduğunu belirtti. Konukevlerinde yer bulunmaması halinde kadınların başka kurumlara veya başka kentlere yönlendirilebildiğini ifade eden Sert, koruma kararı bulunan bir kadının sığınma evine erişememesi durumunda devletin tazminat sorumluluğunun doğabileceğini söyledi.

Mehtap Sert, koruma kararlarının ihlal edilmesi halinde yaptırımların etkili biçimde uygulanmamasının koruma mekanizmalarını zayıflattığını belirterek, sorunun yalnızca yasal düzenlemelerle değil, uygulama ve denetimle de ilgili olduğunu vurguladı.

Koruma kararı yeterli değil

Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği gönüllüsü Didem Erkıvanç Türkay ise sığınaklarda yer bulunmamasının kadınların şiddet ortamına geri gönderilmesi için gerekçe olamayacağını ifade etti.

Didem ErkıvançTürkay, geçici olarak kamu kurumlarına ait sosyal tesis, yurt ve benzeri alanlarda ücretsiz barınma sağlanabileceğini, gerekli durumlarda kadının güvenliği için başka bir kente naklin de değerlendirilebileceğini belirtti.

Uzmanlara göre koruma kararının verilmesi tek başına yeterli değil. Kararların etkili biçimde uygulanması ve kadınların güvenli barınmaya fiilen erişebilmesi gerekiyor. ADANA