• Depremlerin vurduğu bölgede 5 binin üzerinde köy var. Kent merkezlerine kilometrelerce uzaklıkta ve çoğunlukla kerpiç evlerde kalan insanlara günlerce yardım gitmedi. 

Evlerin ve ahırların büyük ölçüde zarar gördüğü bazı köylere ulaşmayı başaran gönüllüler, kırsalda yaşananları ve ihtiyaçları, Gazete Duvar'dan Nur Kaplan'a anlattı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, Malatya’da şu ana kadar 73 köye ulaşabildiklerini ve depremin üçüncü gününden sonra çalışmalar yapıldığını, kentte ‘çok acil çadır, gıda, su, kışlık mont ve bot ihtiyacının’ olduğunu ifade etti. “Köylerin durumu çok kötü, insanlar ahırlarda ateş yakarak kalıyorlar. Gittiğimiz 73 köyde de AFAD’ın yardımı yoktu. Sadece demokratik kitle örgütleri var. Devletin ayrımcı dili, gözü bir kez daha açığa çıktı. Gözlemlediğimiz kadarıyla yardım kendi yandaşlarına gitti, özellikle Alevi köylerine ulaşmadı” diyen Ulutaş, şöyle devam etti: “Burası hayalet şehir gibi, yarısı yıkıldı, yarısı gitti. Köylerde ciddi sorunlar var. İnsanlar kendi yakınlarına ulaşıp araç bagajlarıyla cesetleri götürüyorlar. Yıkılan evler, ağır hasar gören bölgeler, kime dokunsanız ses tonunda ve bakışlarında çaresizlik görüyorsunuz. Köylere sadece İstanbul ve Ankara’dan gelen gönüllüler ile maden işçileri gitti. Ölen hayvanları kendileri kaldırıyor. Yaralı hayvanlarına kendi imkanlarıyla ilaç sağlıyorlar. Devletin buraya sağladığı imkan yok. Çok acil çadır lazım. Barınmaya ihtiyaç var. Biz de araçta kalıyoruz. Hava koşulları kötü, herkes hasta. Su yok, lağıma karışmış bulanık akıyor. Bölgede sadece demokratik kitle örgütleri çalışıyor.”

Maraş'ta yıkılmayan köy yok

Maraş’a gönüllü yardım çalışması için giden Anıl Aktaş, kentte neredeyse yıkılmayan köy kalmadığını, tüm yapıların kullanılamayacak durumda olduğunu söyledi. Maraş’ın Söğütlü köyünde bulunan Aktaş, sağlam kalan tek yerin bir cemevi olduğunu, çadır, aşevi gibi faaliyetlerin orada yapıldığını ifade etti. "Hangi köyde tur atsanız leş kokusu geliyor. Köylüler ölmemiş hayvanları için yem bulma derdindeler” diyen Aktaş, şöyle devam etti: “Yetkililer enkazın altında kalanları kurtarma çalışmaları yapmamış, köylüler cesetleri kendileri çıkarmış. Şu an köylerdeki en temel ihtiyaç tuvalet ve su. Tankerle su çekiyoruz ama çok fazla insan olduğu için onda da sorunlar yaşıyoruz. İnsanlar tüplerde su ısıtıp ellerini, saçlarını yıkıyorlar. İlerleyen günlerde çok ciddi sağlık sorunları oluşabilir.”

Dağ köylerinden haber de yok

Antakya’ya gönüllü olarak giden Barbaros Sarıcı, kente gittiği andan itibaren sıklıkla ‘köylere ulaşılamadı’ bilgisinin geldiğini, araçlarının uygun olması dolayısıyla 10’a yakın köye ulaşım sağladıklarını ve bölgedeki köylülerle günler sonra diyalog kurabildiklerini söyledi. “Köylüler enkazdan kendilerinin çıktığını, ölülerini nasıl gömeceklerini bilmedikleri için uzun süre beklettiklerini söyledi” diyen Sarıcı, şöyle devam etti: “Köylüler seralarda kalıyor. Yakıta ulaşamadıkları için merkeze inip temel ihtiyaçlarını da alamıyor. İlaç gitmiyor. Bir de bahsedilen dağ köyleri var. Oralar ne durumda hiçbir fikrimiz yok.” HABER MERKEZİ