8 Mart'ı kadın devrimi ruhuyla dokumak

Elif KAYA yazdı —

  • Kurdistan Kadın Hareketi, 8 Mart’ı, ataerkil sistemle mücadele ve kadın hakikatini açığa çıkarmanın çalışmalarına dair startının verildiği önemli bir tarihe dönüştürmüştür. Kadın özgürlük mücadelesinin her daim doğum yaptığı, çoğaldığı ve yaşamı özgürleştirdiği bir dönem haline getirmiştir.

Dünyanın pek çok ülkesinde geniş çapta etkinliklerle kutlanan 8 Martlar bizlere baharı müjdeler. Toprağın derin kış uykusundan uyandığını, yaşamın ahengini bulmak için hareketlendiğini, doğanın yeniden canlandığını anlatır. Doğanın canlanması kadar, toplumsal dönüşüm açısından da kadınların baharını ifade eder. Kadınlar 8 Martlarda alanlara çıkıp, üzerlerine kapanan kalın perdeleri atarak, yaşama dair umut ve beklentilerini taşıdıkları renklerle, sloganlarla, eylemlerle dile getirirler. Yılın nasıl geçeceğini, toplumsal sorunları hangi düzeyde yaşadıklarını Mart’ın ilk günü verilen eylem startlarında rahatlıkla anlayabiliriz.  Bir anlamda halkların bayramı olan Newroz, kadınlarda 8 Mart’la başlar.

8 Mart'ı kadın baharına dönüştürme iddiasını ortaya koyan hareketlerden biri de Kurdistan Özgür Kadın hareketidir. Denilebilir ki Kurdistan Özgür Kadın Hareketi 8 Martta “kadın baharını” kadın devrimine taşıyan, bunun kararlılığı ve iddiasını ortaya koyan, sistemi bütünselliği içinde ele alan öncü bir harekettir. Dünyada gelişen kadın özgürlük mücadelelerinden beslendiği kadar bu mirasa pek çok yeni değer de katmıştır. Beş bin yıllık egemen ataerkil sistemi sorgulayan ve kadınlara özgürlük alanı açan pek çok 'ilk’e' kadın hareketi 8 Martlar'da imza atmıştır. Örneğin dünyada pek fazla örneği olmayan Kadın Kurtuluş İdeolojisi 8 Mart'ta ilan edilmiştir. Kadınların kendisine ait değerler toplamını, yaşam perspektifini, mücadele gerekçelerini, hedeflerini bu ideolojiyle dile getirmiştir. Yine kadın aydınlanmasına dair yapılan dergi çalışmalarının pek çoğunun başlangıç tarihi 8 Mart olmuştur. Jineoloji dergisinin ilk sayısı da 8 Mart’ta çıkarılmıştır. Politika yapma iddiasını ortaya koyan kadın partileşmesinin kararı da 8 Mart’ta alınmıştır. Yani Kurdistan Kadın Hareketi, 8 Mart’ı, ataerkil sistemle mücadele ve kadın hakikatini açığa çıkarmanın çalışmalarına dair startının verildiği önemli bir tarihe dönüştürmüştür. Bir anlamda kadın özgürlük mücadelesinin her daim doğum yaptığı, çoğaldığı ve yaşamı özgürleştirdiği bir dönem haline getirmiştir.

Bu nedenle yılın nasıl geçeceğini 8 Mart etkinliklerinin startı verildiği dönemlerde biliriz. Eylemler, etkinlikler, ataerkil ve kapitalist sisteme dair kavramsal ve kurumsal sorgulamalar ve özgür yaşamın inşasına dair hedefler bu dönemde açıklanır. Yıl içinde yapılacak eylem ve etkinliklerin doğrultusunu belirleyen, ona ruhunu veren ise her yıl seçilen ana slogandır.

Geçen yıl Kurdistan Özgür Kadın Hareketi “Jin-Jiyan-Azadî ile kadın devrimine doğru” sloganıyla tüm alanlarda çalışmalarını yürüttü. Yıl boyunca bu sloganın ruhuna denk pek çok eylem ve etkinlik yapıldı. Kadın devrimini dünya kadın hareketinin gündemine taşıdı. Ataerkil sistem karşısında kadınların deneyimlerinin buluşacağı, dayanışma gösterecekleri, gücünü buluşturabilecekleri örgütlenme modelleri tartışıldı. Uygulanabilir bir model olarak Özgür Kadın Hareketi tarafından kadın konfederalizmi modeli önerildi. Bunun tartışmaları, buluşmaları ve eylemselliği geliştirildi. Hem halk olarak sömürgeciliğe- faşizme karşı varlığını savunmak, hem de ataerkil sistemin kadın kırım politikalarıyla mücadele edip, özgür yaşam sistemini geliştirmek, inşayı derinleştirmek temelinde pek çok çalışma yapıldı.

Bu çalışmalardan biri de TJK-E nin bu yıl 8 Mart kapsamında üç ülkede gerçekleştirdiği Cinsiyetçilikle Mücadele Konferansları’ydı. İlk kez bu kapsamda geniş bir bileşenle yapılan bu konferanslarda toplumsal cinsiyet konusu pek çok boyutuyla irdelendi. 2-3 Mart’ta Frankfurt, Paris ve Basel’de yapılan bu konferanslarda, cinsiyetçiliğin yaşamın özgürleşmesini önünde en temel engel olduğu ortaya konuldu. Dünyaya ilham veren bir paradigmaya ve elli yıla varan bir mücadele deneyimine rağmen cinsiyetçilik halen her alanda etkili konumda. Cinsiyetçilik, en eski iktidar ideolojisi olarak toplumsal ilişkilerin her alanında örgütlü ve topluma yön verir pozisyonda. Yoğun yaşanan kadın katliamlarının altında cinsiyetçi politikalar var.

Özellikle Avrupa gibi bir alanda cinsiyetçilik göç olgusu ile birleştiğinde sonuçları daha yıkıcı olabiliyor. Sadece son iki ayda Almanya’da üç Kürt kadını öldürüldü. Üstelik bunların bir kısmı mücadelenin içinde yer alan, bedel veren ailelerin çocukları. Zihniyet değişimi olmadan, cinsiyetçilik ve iktidar ilişkileri aşılmadan yapılan her çalışma bir süre sonra karşıtına dönebiliyor ya da kurban pozisyonundayken yaşamı paylaştığın insanın katiline dönüşmeye yol açabiliyor. İsmini yurdunu seven ( yurtsever) koysa bile yurdunun katiline dönüşüyor. 

Cinsiyetçilik kadın özgürlük mücadelesinin önünde duran en büyük engellerden biri. Tüm iktidarların kaynağı olan cinsiyetçilik varlığını koruduğu sürece kadın ve erkek arasındaki ilişkiler özgürleşemez. Toplumsal özgürlük bir hayal olmaktan öteye gidemez. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.