Açlık grevi 14. grupta

  • Türk cezaevlerinde tecride karşı devam eden açlık grevi eylemi, 67. gününde. Aileler, talepleri karşılanmazsa tutsakların dönüşümsüz açlık grevine geçecekleri konusunda uyarıda bulundu.

Açlık grevindeki tutsaklardan Hizan Belediye Eşbaşkanı İhsan Uğur’un kardeşi Raife Ergül, "Dışarıda onlarla güçlü bir dayanışma sağlamalıyız. Sessiz kalan herkes oluşabilecek olumsuzlukların ortağıdır. Tecride, baskılara sessiz kalan tüm güçler bu suçun ortağıdır" dedi.

Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle 27 Kasım’da başlattığı süresiz-dönüşümlü açlık grevini 14. grup devraldı. 68 gündür devam eden açlık grevine, Mexmûr Şehit Aileleri Derneği’nde 46, Yunanistan’ın Lavrio Kampı’nda 29 gündür eşlik ediliyor.

Yine açlık grevinde

Açlık grevindeki tutsaklardan biri de Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Mehmet Çoreşoğlu. Amed’in Sur ilçesinde 2 Aralık 2015'te ilan edilen sokağa çıkma yasağı sırasında ilçede mahsur kalan ve 2 Mart 2016'da tahliye edilmesinin ardından tutuklanan Mehmet Çoreşoğlu, 6 yıldır Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde. Sur Ana Davası’ndan yargılanan Çoreşoğlu’na, “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet cezası; “Mağduru belli olmayan kamu görevlisini öldürmeye teşebbüs” gerekçesiyle de 13 yıl hapis cezası verildi. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde 8 Kasım 2018'de başlatılan ve 200 gün süren açlık grevi eylemlerine de katılan Çoreşoğlu, eylem sonrası görme kaybı yaşadı. Buna rağmen gözü için tedaviye götürülmeyen Çoreşoğlu, bağırsaklarıyla ilgili de sorunlar yaşıyor.  22 Ocak'ta ailesiyle telefon görüşmesi gerçekleştiren Çoreşoğlu, eylemlerine ilişkin mesaj gönderdi. Annesi Kıymet Çoreşoğlu, oğlunun başlattıkları eylemde kararlı olduklarını aktardı. Çoreşoğlu, “Sayın Öcalan üzerinde uygulanan tecrit kaldırıldığında, cezaevlerinde tutuklulara karşı uygulanan ihlallerin tamamı ortadan kalkar. Tecrit tamamen ortadan kaldırıldığında başlatılan açlık grevi sonlandırılır.” 

Açlık grevi eylemleri için kamuoyuna ve sivil toplum örgütlerine duyarlılık çağrısı yapan anne Çoreşoğlu ise "Bu tecrit kaldırılmadığı takdirde, dönüşümlü açlık grevleri, dönüşümsüz açlık grevlerine dönüşür. Tecrit kaldırıldığında bizim çocuklarımız üzerinde uygulanan tecrit durumu da kaldırılmış olur. Çocuklarımızın arkasında olmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Herkes harekete geçmeli” diye seslendi.

 

Moralliyiz ve güçlüyüz

Tutsak Hizan Belediye Eşbaşkanı İhsan Uğur da açlık grevinde. Aralık 2016'da DBP'ye bağlı Hizan Belediye Eşbaşkanlığını yürüttüğü sırada tutuklanan ve siyasi faaliyetleri gerekçe gösterilerek "Örgüt üyesi olmak" iddiasıyla 12 yıl hapis cezası verilen İhsan Uğur, Butlus ve Elazığ’ın ardından şu anda Diyarbakır F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuluyor. Açlık grevi eylemi başladıktan sonra ablası Raife Ergül ile telefonda görüşen Uğur’un, "Biz moralliyiz, güçlüyüz, başaracağımız günü bekliyoruz" dediği aktarıldı.

Kardeşi Raife Ergül, şunları söyledi: "Halka hizmet eden belediye başkanlarını görevden aldı. Belediyeye el koydu. Hizan da bunlardan biri. Bu da yetmedi, yalan beyanlarla gizli tanıklarla insanlar tutuklandı. Cezaevinde ayrıca ciddi baskılara maruz kalıyorlar. Ağabeyimin kaldığı cezaevinde haftada iki kez askerler gelip odada arama yapıyor. Ayakkabılarına kadar arıyorlar. Direndiklerinde ise şiddet görüyorlar. Bu şekilde ailelerine kadar işkence yapılıyor. Kürtlere yönelik bu nefreti, bu   haksızlığı kabul etmedik, etmiyoruz."

Görüşe gittikleri sırada gördükleri tüm tutsakların moralli olduğunun altını çizen Ergül, tutsakların haklı olduklarına inandığını belirtti. Ergül, “Talepleri ne kadar erken yerine getirilirse bedensel ve ruhsal olarak oluşabilecek tahribat o kadar az olur. Sayın Öcalan üzerindeki tecrit kalkmadığı sürece eylemi bırakmayacaklarını söylüyorlar. Bunda kararlılar. Bu kez kimse ölmesin. Hepimiz ayağa kalkmalıyız ki cenazeler çıkmasın” şeklinde konuştu

Sessizlik suç ortaklığıdır

 İki yıl önce başlatılan açlık grevi eylemi sırasında tutsaklarla dayanıştıkları için Beyaz Tülbentli Anneler olarak çok baskı gördüklerini hatırlatan Ergül, şunları ekledi: "Darp edildik. Ablukaya alındık. Ne yapsalar da eylemimizden vazgeçmedik. Biz anneler olarak sokakta olmalıyız. Dışarıda onlarla güçlü bir dayanışma sağlamalıyız. Sessiz kalan herkes oluşabilecek olumsuzlukların ortağıdır. Tecride, baskılara sessiz kalan tüm güçler bu suçun ortağıdır."  AMED

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.