AKP-MHP darbe gücüyle ayakta kalıyor

Forum Haberleri —

12 Nisan 2021 Pazartesi - 23:00

  • Muhalefet ve demokrasi güçleri silkinir ve ortaklaşırsa AKP-MHP iktidarı ayakta kalamaz. Darbe içinde darbe yaparak ancak ömrünü uzatabiliyor. Türkiye gibi bir ülke birkaç faşist çevrenin eline bırakılamaz.

ZEKİ AKIL

AKP-MHP hükümeti Türkiye’yi süreklileşen bir krizle yönetmeye çalışıyor. Aslından gelinen yer artık yönetememe durumudur. Bu faşist yönetimlerin tipik karakteristiğidir. Hitler ve Mussolini de içeride ve dışarıda kurumları ve yasaları bir kenara atarak sürekli bir kriz içinde ülkelerini elde tuttular. İçeride savaş ve dışarıda savaşla ancak iktidarda kalabildiler. Bu yönetimlerin sonu da herkes için felaket oldu.

Türkiye’de faşist yönetimin Kürtlere karşı savaşı Suriye’ye ve Irak’a yaydığı biliniyor. Oradan Libya ve Karadağ’a kadar savaşı genişletti. ABD ve Avrupa’yla ilişkileri zorladı. Sonunda yaptırımlarla karşı karşıya kalacak noktaya geldi. Eğer yeteri kadar yaptırım uygulanmıyorsa bu ABD ve AB’nin Türkiye’den vazgeçmemesi ve çıkarlarını esas almasındandır. Hepsi Türkiye’nin sınırları çok zorladığının farkındalar.

Türkiye’de basının yerlerde süründüğü, adli sistemin iktidarın elinde bir sopaya döndüğü ve ekonominin iflasa gittiğini hep yazıyoruz. AKP ve MHP’nin devleti arasında bölüşerek kurumları işlevsiz kıldığını ve faşist bir yapılanmaya gittiğini herkes görüyor. Almanya’da yeni yayınlanan bir rapor belirttiklerimizi teyit ediyor. Bu rapor rejimin otoriter olduğunu, kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırıldığını, adli sistemin siyasallaştığını vb belirtiyor. 

Son olarak 104 emekli amiralin yayınladığı bildiri ve AKP-MHP’nin aldığı tutum Türkiye’yi nasıl yönettiklerini gösteriyor. Amirallerden önce büyükelçiler de benzer bir bildiri yayınlamışlardı. Onlara söyleyecekleri bir şeyleri yoktu. Ancak amiraller asker kökenli oldukları için AKP ve şürekası hop oturup hop kalkmaya başladılar. 19 yıldır iktidarda olan AKP halkın darbelere duyarlılıklarını bildiği için ucuzundan yine mağdur yaklarına yatmaya çalıştı. Ancak bu defa muhalefet partilerinden ve demokratik çevrelerden gereken desteği alamadılar. AKP hala muhalefetmiş gibi ucuz yöntemlere başvuruyor. CHP’yi suçluyor. Bu olanlar CHP’nin yönetimi altında olmuyor. Bütün devleti ele geçiren ve otoriter bir rejim kuran AKP’nin yönetiminde bunlar yaşanıyor.

Anlaşılan iş tuttuğu Ergenekon, Avrasyacı veya başka sıfatlı çevrelerle işler istediği gibi gitmiyor. Türkiye’yi istedikleri gibi susturup teslim alamıyorlar. HDP’yi kapatma ve fiilen çalışamaz hale getirme ısrarına Kürtler ve dostları Newroz’da unutamayacakları bir ders verdi. MHP-AKP dize getiremedikleri bütün kurumları ve çevreleri hedef almaya devam ediyor. Öyle ki Bahçeli Anayasa Mahkemesinin kapatılmasını isteyecek kadar ileri gitti. Bütün emek örgütleri, kadınlar, Tabipler Birliği, insan hakları örgütleri topun ağzında. Ömer Faruk Gergerlioğlu gibi yıllarca onların da haklarını savunmuş birini parlamentodan zorla çıkarıp hapse tıktılar.

Türkiye’de insan avı bitmiyor. Fethullahçı diye ordu mensupları sürekli bir operasyon altında. Hazine garantili yollar köprüler, şehir hastaneleri yaptılar. Halkın parasını halka rağmen bu alanlara akıtıyorlar. Yani halk kullanmadığı yatırımların parasını ödüyor. Erdoğan yandaşlarını zenginleştirmek için halkın parasını iktidarı için çarçur ediyor. Tam bir vurgun ve çapul sistemi kurmuşlar. Aynı şeyi şimdi İstanbul kanalı için de yapmaya çalışıyor. Halkın ve partilerin bütün uyarı ve karşı çıkmalarına rağmen "ne pahasına olursa olsun, inadına yapacağım’’ diyor. Bu tutum sadece vurguncu ve rantçıları beslemek için takınılmıyor. Aynı zamanda tipik bir faşist yönetim yansımasına da tanık oluyoruz.

Sık sık faşizmin sesten korktuğunu ve sessizliği topluma hakim kılmak istediğini vurguluyorduk. Emekli amirallerin açıklaması anlaşılan AKP ve yandaşlarının korkularının depreşmesine neden oldu. Kumpas, komplo ve devletin gücünü kullanarak muhaliflerini susturmaya ve korkutarak sonuç almaya alışmışlardı. Ancak asıl korkuyu yaşayanlar kendileridir. Ne kadar çürük bir zeminde olduklarını biliyorlar. Ayrıca halkın desteğini yitirmişler. AKP-MHP ne yaparsa yapsın artık seçimleri kazanamaz. Anketlere göre oy kayıpları giderek artıyor. Ustalık dönemlerinin nasıl bir felakete dönüştüğüne halk da tanıktır. Çünkü en fazla halkın canı yanıyor. Pandemi nedeniyle Türkiye her gün yüzlerce insanını yitiriyor. İşsizlik oranları zirve yapmış. Hazine boşaltılmış. Erdoğan ve tayfasının savaş ve kriz dışında iktidarda kalma şansı kalmamış. Bu açıdan iktidarda kaldıkları sürece Türkiye’ye çıkardıkları fatura da giderek büyüyor.

Muhalefet ve demokrasi güçleri silkinir ve ortaklaşırsa AKP-MHP iktidarı ayakta kalamaz. İktidarın dayanakları giderek ortadan kalkıyor, meşruluğunu ise çoktan yitirmiş. Darbe içinde darbe yaparak ancak ömrünü uzatabiliyor. Türkiye gibi bir ülke birkaç faşist çevrenin eline bırakılamaz.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.