Akşamları asılı fotoğrafının önündeyiz

Dosya Haberleri —

Konstantin Gedig'in ailesi

Konstantin Gedig'in ailesi

Rojava Devrimi'nin bir parçası olarak ölümsüzleşen enternasyonal savaşçılardan Konstantin Gedig’in (Andok Cotkar) annesi Ute Ruß Gedig ve babası Thomas Gedig gazetemize konuştu.

  • Ute Ruß Gedig, gözleri dolarak anlatıyor çocuğunu: “Konstantin akıllı bir çocuktu, ne istediğini bilen, erken okuma ve yazma öğrenen tabiri caizse gözünün gördüğü her şeyi anlamlandırırdı. Kitaplarının bulunduğu rafa sürekli yenilerini eklerdi. Daha 4 yaşında bir çocukken en sevdiği kitabının tamamını ezberlemişti.”
  • Şehit Cotkar’ın cenazesini henüz alamadıklarının söyleyen anne Ute Ruß: “Oğlumuzu maalesef defnedemedik. Bu genç ve cesur adama bir mezar yaptırma konusunda da bir karar almış değiliz. Ama her akşam sevgili oğlumuzun evimizde asılı büyük posterinin önüne geçiyor ve ’Şehit Namirin!’ diyoruz.”
  • Baba Thomas Gedig, “Biri ona haksızlık yaptığı zaman bunu çok net bir şekilde dile getirir ve karşı koymasını bilirdi. Konstantin bir şeyin doğru olduğunu düşünüyorsa bunda ısrar ederdi. O sadece konuşmakla olmayacağına inanır ve harekete geçilmesi gerektiğini söylerdi” diyor.

HAKAN TÜRKMEN/BERLİN

Kurdistan’ın en küçük parçası olan Rojava’da 19 Temmuz 2012’de tarih yazıldı. Türk devletinin desteğiyle, Irak ve Suriye’de kara bir bulut gibi büyüyen DAİŞ, hilafeti yayma yolunda sivillerin kafalarını kesip, bedenlerini kameralar önünde yakarak korku saçarken, Kürtler bu barbarlara karşı tarihi bir sorumluluk üstlendi. Aylarca süren savaşın sonunda DAİŞ büyük bir yenilgiye uğratıldı.

Dünyanın hemen her yerindeki halklara umut saçan bu tarihi direnişin önemli bir parçası da enternasyonal devrimcilerdi. Kürtlerle omuz omuza veren enternasyonal devrimciler, tarihe büyük kahramanlık hikayeleri bıraktı. Konstantin Gedig (Andok Cotkar) de bu kahramanlardan biriydi.

Almanya’nın Göttingen şehrinde dünyaya gelen ve Rojava Devrimi ile birlikte Kürtlerin haklı direnişinde yerini alan Andok Cotkar, 16 Ekim 2019’da Serêkaniyê şehrinde Türk devletinin saldırısı sırasında şehit oldu. Andok Cotkar’ın annesi Ute Ruß Gedig ve babası Thomas Gedig, çocuklarının hayatını ve umutla çıktığı devrim yolunu gazetemize anlattı.

Anne Ute Ruß, çocuğunun Latince kökenli Constantinus kelimesinden gelen isminin, 'dayanıklı, sarsılmaz' anlamlarını taşıdığını söyleyerek sözlerine başlıyor. İsmi gibi dayanıklı olan oğlu Andok Cotkar’ın, tam da istedikleri gibi bir çocuk olduğunu ve sevgi dolu büyüdüğünü anlatan Uterus, “Oğlum meraklı, yaşama sevinciyle dolu bir çocuktu ve çok iyi bir gözlemciydi” diyor.

Ne istediğini bilen bir çocuktu

Ute Ruß’un gözleri doluyor oğlu Andok Cotkar’ı anlatırken: “Konstantin akıllı bir çocuktu, ne istediğini bilen, erken okuma ve yazma öğrenen tabiri caizse gözünün gördüğü her şeyi anlamlandırırdı. Kitaplarının bulunduğu rafa sürekli yenilerini eklerdi. Daha 4 yaşında bir çocukken en sevdiği kitabının tamamını ezberlemişti. Yaşadığımız yere yakın bölgelerde gezintilere çıkardık, bisikletle, gemiyle ve arabayla yolculuklar yapar hayvanat bahçeleri, müzelerde gezer, ormanlar ve denizlere açılırdık. Konstantin çalı çırpı toplar, deniz kabukları, taş, çam kozalakları biriktirir, Lego ve Play Mobil oynamaktan hoşlanırdı.”

O hep doğaya aşıktı

“İyi niyetli ve dikkatli bir çocuktu ama kendini savunmasını da bilirdi” diyen baba Thomas ise oğlunun farklı dilleri öğrenmeyi çok sevdiğini söylüyor. Baba Thomas, Latince, Antik-Yunanca ve İngilizceyi iyi derecede konuşan oğlu Şehit Andok Cotkar’ın, doğaya aşık ve kendi ihtiyaçları ile alakalı çok fazla kişisel beklentileri olmayan bir karaktere sahip olduğunu belirtiyor.

Anne Ute Ruß, oğlunun babasıyla beraber yemek yapmayı çok sevdiğini ve yaptığı bisküvilerden gurur duyduğunu söyleyip konuşmasını şöyle sürdürüyor: “Babası ona her doğum gününde havuçlu çikolatalı kek yapar ve zamanın moda bir figürünü de yaptığı keke eklerdi. Mesela yuvadayken bir korsan gemisi ya da meslek eğitimi aldığı zamanlarda bir traktör resmi. Bu onun çok hoşuna giderdi.”

Harekete geçmeyi savunurdu

Şehit Andok’un haksızlığa hiç tahammül edemediğini anlatan babası Thomas, “Birisi ona haksızlık yaptığı zaman bunu çok net bir şekilde dile getirir ve zarar görse dahi buna karşı koymasını bilirdi. Konstantin bir şeyin doğru olduğunu düşünüyorsa bunda ısrar ederdi. O sadece konuşmakla olmayacağına inanır ve harekete geçilmesi gerektiğini söylerdi” diyor.

Andok’tan sonra…

Oğlunun, 1 Eylül 2016’da saat 17:12'de WhatsApp aile grubuna “Ben şu an Irak'tayım ve Kürtlerin YPG’sine katılacağım” diye mesaj attığını söyleyen anne Ute Ruß, “O ana kadar bu kararından haberimiz yoktu. Daha öncesinde de Kürtlerle Almanya'da bağlantıda değildi. Ona bunu neden yapmak istediğini sorduk. O da bize ‘Kaçamayan, Türkiye sınırında öldürülen ve kaçıp da geri dönerek güvenli bir yere sahip olmak isteyen herkese yardım etmek istiyorum’ demişti. Ve o günden sonra DAİŞ’e karşı yürütülen mücadele aile hayatımızın bir parçası oldu” diyerek oğlunun YPG ile tanışma hikayesini anlatıyor.

‘Zihnini uzun süre meşgul etti’

“Bölgeye olan ilgisi tam olarak ne zaman başladı bilmiyoruz” diyen Ute Ruß sözlerini şöyle sürdürüyor: “Akşamları yemek masasında günlük siyasi gelişmeler hararetli bir şekilde tartışıldığı için DAİŞ’in Êzîdîlere karşı korkunç cinayetleri ve Kürt halkının içinde bulunduğu ağır durum konuşmalarımızın bir parçası olurdu. Savaş ve barış, oğlumuzun zihnini uzun süre meşgul eden bir sorundu. Silahsız bir barış gerçekten mümkün müydü? Düşmanlar kelimelerle yenilebilir miydi? Düşünceler gerçekten kılıçtan keskin miydi, diye uzayıp giderdi bu sorular.”

Bir nişancının hedefi olmuştu

Reqa’nın kurtarılması sırasında Konstantin’in de içinde bulunduğu enternasyonalist taburun görevi şehirde bir mahallede güvenliği sağlamaktı. Bir nişancının hedefi olan Şehit Cotkar, 2017 Kasım ayında kalçasından yaralanmıştı. Ödüllü bir Fransız belgeseli olan‚ ‘Rakka cehenneminde gönüllü olmak’ adlı belgeselde, bu taburun Reqa'daki savaşı anlatılıyor.(1) Kalçasına isabet eden ve vücutta kalan kurşun Rojava’da çıkarılamamıştı. Şehit Cotkar‘ın babası Thomas, kendi doktorundan yardım istiyor. Konstantin'in hikayesini duyan doktor, “O bir kahraman” diyerek, Almanya'da en iyi tedaviyi alması için destekte bulunuyor.

DAİŞ’in yenilmesi gerekiyordu

Şehit Cotkar, Almanya'ya geri dönüyor. Anne Ute Ruß, bu dönüşte aralarında geçen sohbeti şöyle aktarıyor: “Dünyanın yalnız bıraktığı, unuttuğu Kuzey-Doğu Suriye halkları için elinden geleni yapmak istediğini söylemişti. Babası ile yaptığı bu konuşmada, insan hakları kuruluşları ile çalışmanın ona göre olmadığını belirtmişti. İnsani yardım kuruluşları çalışmalarına devam etse de savaş bitmeyecekti. İnsanlığın barış ve özgürlüğe kavuşabilmesi için DAİŞ’in yenilmesi gerekiyordu. Alman hükümetinin Kürtleri iyi ve kötü Kürt diye ayırması onu dehşete düşürüyordu. Şengal'de Êzîdîleri yalnız bırakanlar (KDP) Alman askeri eğitmenleri ve silahlarına kavuşmuş, DAİŞ’e karşı savaşta kan döken diğerleri ise tek başına bırakılmışlardı. Bu onun gözünde bir haksızlık ve stratejik bir eksiklikti.”

Huzur bulduğu topraklara geri döndü

“Konstantin, Almanya'ya tedavi için gelmeden önce bize tedaviden sonra geri döneceğini çünkü DAİŞ’in hala yenilmediğini söylemişti” diyen Ute Ruß, oğlunun tekrar huzur bulduğu topraklara dönüşünü şu sözlerle aktarıyor: “Zor kapanan yarası hafiften iyileşince artık geri dönme vaktinin geldiğini söyledi. Buna dayanmak ve kabullenmek her aile için zordur, ağır gelmişti. Kendisine yeni bir ülke bulmuştu. Kendi içindeki huzuru yakalamış, hayatının amacı olacak bu yolu çizmişti.

Çocuklar ebeveynlerinden önce ölmemeli!

Kürt arkadaşları, 24 Ekim 2019’da Rojava’da bir Alman enternasyonal savaşçının şehit düştüğüne dair söylentiden bahsetmiş Gedig ailesine. O bölgede birçok Alman savaşçının olduğunu bildiklerini ifade eden Ute Ruß, “Bildiğimiz için ilk başta çok rahatsız olmadık. Daha sonra internet üzerinden yaptığımız araştırmalardan ve Twitter'da Kürtlerden nefret eden bir Türk'ün yapmış olduğu bir paylaşım neticesinde Konstantin’in şehit olduğu maalesef kesinleşmişti. Çocuklar ebeveynlerinden önce ölmemeli! Trump Kürtlere ihanet etmeseydi ve Türk devletine Kuzey-Doğu Suriye'ye girme iznini vermeseydi, oğlumuzun yaşayacağı koskoca bir hayatı olacaktı belki de.”

‘Adalet divanına başvuracağız’

Türkiye’nin bir suç devleti olduğuna özellikle dikkat çeken baba Thomas, “Oğlumun öldürülmesi sırasında savaş suçu işlendi. Federal hükümetle iletişim halindeyiz ve ilerde Avrupa Adalet Divanı’na kesinlikle başvuracağız” diyor.

Anne Ute Ruß, toplumun çeşitli kesimlerden ve kendi yakınlarından çok büyük destek aldıklarını söylüyor.

‘Almanya inisiyatif almalı’

Almanya'ya çok öfkeli olduklarının da altını çizen Ute Ruß, Kuzey-Doğu Suriye’nin örnek teşkil eden bir sisteme sahip olmasına rağmen Almanya’nın bölgeyi desteklememesinin kabul edilemeyeceğini söylüyor. Rojava’da tutuklu olan DAİŞ’lilerin ülkelerine gönderilmeleri konusunda Almanya’nın inisiyatif almamasını eleştiren Ute Ruß, bunu büyük bir haksızlık olarak değerlendiriyor.

Her akşam fotoğrafının önündeyiz…

Şehit Cotkar’ın cenazesini henüz alamadıklarının bilgisini veren Ute Ruß: “Oğlumuzu maalesef defnedemedik. Bu genç ve cesur adama bir mezar yaptırma konusunda da bir karar almış değiliz. Ama her akşam sevgili oğlumuzun evimizde asılı büyük posterinin önüne geçiyor ve ’Şehit Namirin!’ diyoruz. Kürt toplumuyla birçok yönden etkileşim halindeyiz ve Alman aktivistlerin aileleri ile de görüşüyoruz. Bu bize güç veriyor!”

Artık Lozan düzeltilmeli

Çocuğunun Rojava’ya gitme kararının, kendilerini Kurdistan ve diğer ülkelerin tarihi ve siyasi oluşumlarına odaklanmalarını, araştırmalarını beraberinde getirdiğini ifade ediyor Ute Ruß. Türkiye'nin arka planda DAİŞ’i destekleyen ve komşu ülkelerde savaşı ateşleyen ülke rolünün kısa zamanda ortaya çıktığını hatırlatan baba Thomas ise, Fransa, İngiltere, Amerika ve Rusya gibi ülkelerin, Kürtlere karşı büyük haksızlık barındıran Lozan Antlaşması'nın düzeltilmesi gerektiğini ifade ederek son olarak şunları söylüyor: “Yeni düzenleme ile sadece halkların yeni sınırlara kavuşması sağlanmamalı aynı zamanda kalıcı bir barış ve Kurdistan için perspektif sunulmalı. Bu hedeflere, Kürtlere rağmen değil, 4 parçada yaşayan Kürtlerle beraber ulaşılır.”

(1) https://www.youtube.com/watch?v=rTYiabMDyNo)

Gazeteci Philip Hennig 'Gönüllü Savaş: Konstantin neden savaşa katıldı?’ adlı belgeselinde Konstantin Gedig’in hayatına odaklanıyor: Belgeseli izlemek için: https://youtu.be/N0uELdDioDE

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.