Alipaşa onlara da nasip olmadı

Toplum/Yaşam Haberleri —

24 Nisan 2022 Pazar - 19:00

Sur/Alipaşa mahallesi

Sur/Alipaşa mahallesi

  • Sur’un Alipaşa mahallesinde TOKİ tarafından zorla el konulan yüzlerce ev yıkılarak, yerine betonarme ve bazalt giydirme taştan evler yapıldı. Evler belirli kişilere satıldı. Butik otel, alışveriş merkezi, villa diye tahsis edilen yapılara kimse yerleşmediği için yeni sahipleri tarafından kiralık ve satılık tabelaları asıldı. 

YILMAZ KAYA/AMED 

Amed’in Sur ilçesinde bulunan Alipaşa ve Lalebey mahalleleri, 21 Mart 2016 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı, ilçenin diğer mahalleleri gibi kamulaştırıldı. Acele kamulaştırma planına alınan Alipaşa ve Lale Bey mahallelerinde Mayıs 2016'da duyurulan yıkım kararı Temmuz ayında başlatıldı. Mülk sahiplerine evlerine, arsa metrekaresi üzerinden değer biçilerek 30 ile 140 bin lira arasında para ödendi. Halk parayı kabul etmeyince, adlarına bankaya yatırıldı ve yıkım çalışmalarına başlandı. 

Hala inşaat çalışması sürüyor

Yıkıma karşı direnen halk, polis zoruyla evlerinden çıkarıldı ve yıkım haftalarca sürdü. 850 yapı için verilen yıkım kararında, 1. etap olarak 429 yapı yıkıldı. Mahalledeki 421 yapıyı kapsayan 2. etap yıkım kısmen devam ederken, halen inşaat çalışmaları sürdüğü için girişlere izin verilmiyor. Alipaşa mahallesinde 1. etapta yer alan evlerin tamamı yıkılarak yerine 2+1, 3+1, 4+1 ve 5+1 şeklinde konut, butik otel ve iş yerleri yapılmaya başlandı. 

"Diyarbakır mimarisine uygun yapılar olacak" denilen ancak betonarme ve bazalt taş giydirmesi şeklinde yapılan yapıların 1. etabı, Şubat ayında bitirildi. Yapıları satın alanlar buraya yerleşmez iken, yapıların onlarcası da, ya sahibinden ya da emlakçılar aracılığı ile satışa çıkarıldı. Bazı yapılara ise 'kiralık' tabelaları asıldı. 

38 bin TL verip evinden çıkardılar

Alipaşa mahallesinde zorla evinden çıkarılan 7 çocuk sahibi Mehmet Ak (66), hisseli olan evlerine TOKİ'nin bir değer biçerek yıktığını ve hesabına 38 bin lira yatırılarak evinden çıkarıldığını söyledi. 

Mahalledeki kimi evlere arsa metrekaresi hesaplanarak ödeme yapıldığını kaydeden Ak, "Arsa üzerinden ölçüm yaptılar. Oysa mahallede, 2,3,5 katlı binalar vardı. Bu binalardaki yapılar için ödeme yapmadılar. Kimi evler için 20 bin, kimisi için 70 bin, kimisi için 120 bin ödeme yaparak evlerine el koyup yıktılar" dedi. 

‘Kapıyı yüzüme kapadılar'

Evleri yıkıldıktan sonra bir süre mahalle meydanına çadır kurarak yaşamaya başladıklarını belirten Ak, şunları söyledi: "Çadırda yaşıyorduk o zaman. Tuvalet yok, banyo yok, paramız yok. Mehdi Eker'in geldiğini görünce yanına gitmek istedim, korumaları bana silah çektiler ve arbede yaşandı. Bunu gören Bakan, beni yanına çağırdı. Aç ve perişan olduğumuzu, evimizden zorla çıkarıldığımızı, çadırda yaşadığımı söyledim. 'Tamam' diyerek, yarın Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne gidip sorunumu anlatmamı istedi. Gittim, kapıdaki görevliye, 'Bakan Mehdi Eker beni gönderdi' dedim. Bırakın sorunumu dinlemeyi, kapıyı üzerime kapatıp beni içeriye almadılar."

Tek göz bakkalda 5 kişi yaşıyor

Kış olunca çadırda yaşamanın zorluklarıyla karşılaştıklarını ve adına bankaya yatırılan parayı alarak hemen bitişikteki Lalebey mahallesinde 200 liraya tek göz bir bakkal dükkanı kiraladığını ve ailesiyle burada yaşamaya başladığını ifade eden Ak, "Ben, eşim Mevlüde, kızlarım Zozan ve Yadigar ile 9 yaşındaki torunum Zınar burada yaşıyoruz. Kışın soğuk. Keşke gelip kışın bizleri çekseydiniz, bu tek göz dükkanda ne halde yaşıyorduk o soğukta görseydiniz" dedi. 

'Nöbetleşe yatıyoruz'

Bakkaliye dükkanına bir sedir atarak ev haline getirdiklerini, burada yaşamaya başladıklarını anlatan Mehmet Ak hangi koşullarda yaşadıklarını şöyle anlattı: "Dükkanın kapısı açık. Şu gördüğünüz eşyalar gece-gündüz öyle açıkta kalıyor. Bir de mahallede uyuşturucu kullananlar var. Hırsızlık çok oluyor. Hem hepimizin yatmak için sığacağı yer olmadığı için, hem de tezgahtaki eşyalara göz kulak olmak için nöbetleşe yatıyoruz. Çünkü dükkanın kapısı yok. Akşamdan yatarım gece 12'ye kadar. Kızlarım ve eşim nöbet tutar. 12'den sonra nöbeti ben devr alırım. Bu kez yatakta eşim, kızlarım ve torunum yatar. Tek gelirimiz bu bakkal. 

Kiralar 4 bin ile 7 bin

Banyo, tuvalet ve giysilerimizi yıkama gibi zorunlu ihtiyaçlarımızı, aynı mahallede kirada olan oğlumun evinde gideriyoruz. Ben yıkılan evimde mutluydum. En azından yatacak bir döşeğimiz vardı. Yoksulduk ama mutluyduk. Evimizi yıkıp şu acayip binaları yapmışlar. Kiralar 4 bin ile 7 bin, fiyatları ise kaç milyon. Kim gelip yaşayacak burada. Kim satın alabilecek. Onun içindir ki, alanlar da pişman oldu ve satışa çıkardılar. Mazlumun ahını alırsanız başınıza gelecek budur. Yüzlerce ev yapılmış ama tek ikisinde aile oturuyor. Onlar da kiracı sanırım. Diğerlerinin tamamı boş.”

“Şu ana kadar hiçbir şekilde ne belediyelerden, ne kaymakamlıklardan yardım aldık” diyen Ak, “Ben 66 yaşındayım. Yasaya göre 65 yaş üstü kişilere yaşlılık maaşı bağlanır. Ama başvurdum, hiçbir işlem yapmadılar. Tek kazancım, şu gördüğün bakkal tezgahında satılacaklardan elde edeceğim kar. Şu elimdeki kek 50 kuruş idi, son zamlarla 2.5 lira oldu. Bu yoksul mahallede hangi çocuk gelip 2.5 iraya bu keki alacak" şeklinde konuştu. 

'İki parmağını kaldırma, her şey serbest'

Sığındıkları Lalebey mahallesinde uyuşturucu ve fuhuşun da yoğun olarak yaşandığını ve buna kimsenin ses çıkarmadığını söyleyen Ak, şunları belirtti: "Hava karardıktan sonra gelip buraları görseniz. Erkekleri bırakın, artık kızlar da gelip buradan 'kristal' denilen uyuşturucuyu alıyorlar. İşte hemen yanımızdaki Hançeri Güzel Camisi içinde hem içiyorlar, hem satıyorlar. Karşıdaki Sur'larda da öyle.  Hırsızlık oluyor. Kimin yaptığını biliyoruz, polisi çağırıyoruz, birlikte karakola, sonra savcılığa çıkarılıyoruz. Ben daha eve dönmeden o hırsız benden önce yine gelmiş mahalleye. Uyuşturucuya göz yumuyorlar. Gençlere diyor ki iki parmağını kaldırma, yani zafer işareti yapma, her şey serbest."