Amed yaralarını nasıl sardı?
Toplum/Yaşam Haberleri —

Doğan Hatun
- Kent Koruma ve Dayanışma Platformu Kriz Masası Sözcüsü Doğan Hatun, deprem sonrasında hızlı bir şekilde nasıl örgütlendiklerini, ilk saatlerde neler yaptıklarını, Amed ve diğer deprem bölgelerine nasıl ulaştıklarını gazetemize anlattı.
MUSTAFA DOĞAN / AMED
Depremde, Amed'de 7 bina yerle bir olur iken, 320 bina da zarar gördü. Kent Koruma ve Dayanışma Platformu depremin ilk hissedildiği andan itibaren harekete geçti. Depremden 24 dakika sonra 84 sivil toplum örgütünü içinde barındıran platform bileşenleri Kriz Masası kurdu ve halkın ihtiyaçları için kolları sıvadı. Platform Sözcüsü Doğan Hatun, deprem sonrasında hızlı bir şekilde nasıl örgütlendiklerini, ilk saatlerde neler yaptıklarını, Amed ve diğer deprem bölgelerine nasıl ulaştıklarını gazetemize anlattı.
Devletin gelmeyeceğini biliyorduk
"6 Şubat sabahı saat 04.17de deprem yaşandı. Ailemi güvenli bir yere bırakarak, 'Bu kentin bugün bize ihtiyacı var’ diyerek kurduğumuz WhatsApp grubuna 04.41’de 'Acil kriz masasına ihtiyaç var' yazılı mesaj attım" diyen Doğan Hatun, ilk dakikalarda yaşadıklarını şöyle anlattı: "Gruptaki herkese, kendi bulundukları mahallelerde gözlem yapıp, kriz merkezi olarak Ticaret ve Sanayi Odası'nda toplanmaları çağrısında bulunduk. Eksiksiz tüm bileşenlerimiz ile aynı gün ilk toplantımızı yaptık. Önce çok acil ihtiyaçları tespit ettik. Depremden sonraki saatlerde bu enkazı kaldıracak bir devlet mekanizmasının yetişmeyeceğini biliyoruz. Çünkü Elazığ depremini yaşadık. Burada AFAD'ın da ne kadar yetersiz olduğunu gördük."
Her şey 1 saat içinde organize edildi
Enkazları kaldırmak için kullanılacak iş makinelerinin tedariki için bileşenleri olan iş insanlarını, iş odaları ve dernekleri aradıklarını, dışarıda kalanlar için battaniye ve yiyecek için organizasyon yaptıklarını kaydeden Hatun, "Her şey 1 saat içerisinde oldu. Valiliği arayarak ihtiyaç olan malzemelerin hazır olduğunu, kurtarma çalışmalarına hemen başlanabileceğini ilettik. Onlarda da iş makineleri vardı. Bunu pratiğe dönüştürdük. Onların hızlı çalışmaları için elimizden gelenin fazlasını yaptık" şeklinde konuştu.
İlerleyen saatlerde deprem felaketinin boyutunun farkına vardıklarını belirten Hatun, "Depremin 10 kentte olduğunu ve ne kadar büyük olduğunu öğrenince devletin bu işi yönetemeyeceği öngörüsü bizde oluştu. Biz Diyarbakır'a yeteriz. Bileşenlerimiz kendi genel merkezlerini arayarak diğer kentler için acil koordinasyon kurulmasını önerdi. Daha deprem felaketinin detaylarına hakim olmadan, bütün merkezi sivil toplum kuruluşları harekete geçirdik" dedi.
İlk etapta barınma ve yemek ihtiyacı olacağı için dışarıda kalanlar Ticaret ve Sanayi Odası’nda ağırlandı. Depremden 3 saat sonra 8 ayrı yerde sıcak çorba vermeye başladıklarını vurgulayan Hatun, "Halka sahipsiz olmadıklarını göstermek istedik. Kent genelinde sadece 6 günde üçer öğün olmak üzere toplam 5 milyon 136 bin kap yemek dağıttık" diye konuştu.
196 yerde barınma merkezi
Deprem sonrasında, korkudan evlerine giremeyen ya da evleri yıkılmış ya da hasar görmüş insanlar için harekete geçtiklerini kaydeden Hatun, şunları anlattı: "8 tane özel okul koordinasyonumuza açıldı. Kafe ve restoranların bulunduğu Diclekent villalarının bütünü kapılarını dışarıda kalanlara açtı. Buradaki iş yerleri, barındırdıkları insanları da kendileri doyurdu. Birinci gün 76 yerde, ikinci gün 117 yerde, dördüncü gün 140 yerde, en son 196 yerde acil barınma mekanları oluşturduk.
Dışarıda kalanların barınma, yiyecek, ısınma ve temizlik malzemelerini karşılayabilecek bir ordu oluşturdu sanki. Bizim organizasyonumuzla gönüllü ordusu giderek büyüdü. Ve gelip, 'Biz de bir şeyler yapmak istiyoruz. Düğün salonu sahibiyim, kalacak yer için iş yerim müsait, fabrikam müsait' diyenler oldu. Herkes bir şey yapmak istiyordu. Kent şu an bir bütün kenetlendi. İlk etapta Koşuyolu Parkı, Newroz Parkı, Park 75 ve Kent Meydanı'nda çadır kentler kurduk."
İkinci gün diğer kentlere ulaşıldı
Depremin ikinci günü, kendi bileşenlerin genel merkezlerinin verdiği bilgiler, sosyal medya ve basında yer alan görüntülerde, Pazarcık, Elbistan, Hatay, Adıyaman ve Malatya'da felaketin boyutunu gördüklerini ifade eden Hatun, "Biz baktık ki diğer kentlerde devlet yok. İkinci günün sabahı bir planlama çıkarttık. Aralarında 150 mimar ve mühendisin olduğu arkadaşlarımızı, bu depremin yoğun olarak yaşandığı bölgelere gönderdik. Koordinasyonumuzu açtık ve kriz merkezi kurduk. Üçüncü günün sabahın da bu bölgelere temel gıda maddeleri, temizlik ve ısınma malzemeleri ile 40'a yakın iş makinesi gönderdik. Şu an ise yaklaşık 60-70 tane sadece Diyarbakır iş insanının iş makineleri bu bölgelerde bizim koordinasyonumuzda çalışıyor.”
Belediyeler bizim olsaydı çoktan bitmişti
Yaşadıkları coğrafyada yıllardır çatışma ve operasyonların olduğunu, sivil toplum örgütlerinin geçmişten kaynaklı deneyim ve örgütlenme pratikleri olduğunu vurgulayan Kent Koruma ve Dayanışma Platformu Sözcüsü Doğan Hatun, şunları söyledi: "Şu an belediyeler olsaydı Diyarbakır’ın bütün enkazları bitmişti. HDP belediyeleri kentin bir bütün her yerine hizmet vermeye çalışıyor. Mesela Silopi ve Çınar belediyesine kayyum atanmamış. Hepsi de şu an Adıyaman, Maraş ve Malatya hattında çalışıyorlar. Hem arama kurtarmada hem de temel gıda ihtiyaçlarını, hijyen ihtiyaçlarını karşılayacak bir çalışma yürütüyorlar. Milyarlarca kaynağı olan Diyarbakır Büyükşehir belediyesi bu halka bir şey vermedi. 7 yıldır bu kentte bir şey yapmadılar. En somut örneği depremdir, doğal afette ne yaptılar?”
Topladıkları yardımları depremde yaşanan bölgelere gönderirken engellendiklerini belirten Hatun, Maraş, Hatay, Adıyaman’a gönderilen onlarca TIR malzemeye el konulduğunu ve dağıtımının engellendiğini de belirtti.















