Amerikan Yahudi Komitesi: ‘Bozkurtlar’ yasaklansın!

Dosya Haberleri —

28 Nisan 2021 Çarşamba - 23:00

  • Yahudilerin dünyadaki en önemli lobi örgütlerinden biri olan Amerikan Yahudi Komitesi (AJC), Almanya’daki ‘Bozkurtları’ mercek altına alan bir bilimsel araştırma yaptırdı. Varılan sonuç: Türk faşistleri, takibat altında olan Neonazilerden daha büyük ve tehlikeli; mutlaka yasaklanmalılar.

OSMAN OĞUZ

 

Amerikan Yahudi Komitesi’nin (American Jewish Committee, AJC) Berlin Bürosu tarafından yaptırılan Prof. Dr. Kemal Bozay’ın öncülük ettiği bilim insanlarından oluşan bir ekibe yaptırılan araştırma, Türk faşistlerinin 18 bin üye ile Almanya’nın en tehlikeli aşırı sağcı akımını oluşturduğunu ortaya koydu. 1906’dan bu yana çalışmalarını sürdüren komitenin yaptırdığı araştırmanın sonuçlarını Salı günü Berlin’de yapılan basın toplantısında açıklayan AJC Direktörü Remko Leemhuis, “Bizim görüşümüze göre en büyük aşırı sağcı akımlardan birinin yaratttığı tehlikenin sistemli bir biçimde ceza yasaları açısından küçümseniyor olması, tamamen anlaşılmaz bir durum” dedi.

 

Tüm azınlıklar için tehlike

Araştırma sonucuna göre Türk faşistleri, özellikle Almanya’da kimlik sorunları yaşayan üçüncü ve dördüncü göçmen kuşağından gençleri örgütlemeye çalışıyor. “Avrupalı Türklük” konseptinin propagandasını yapan bu örgütler, Yahudiler, Kürtler, Aleviler ve Avrupa’daki diğer azınlık grupları için büyük bir tehlike arz ediyor.

AJC Direktörü Remko Leemhuis, Fransa’da “Bozkurtlara” yönelik alınan yasak kararına dikkat çekiyor ve ekliyor: “Antisemitizm, aşırı sağcılık ve ırkçılığa karşı mücadele, yalnızca bunların bütün akımları, ifade biçimleri ve organizasyonları eşit bir biçimde görülürse başarılı olabilir.”

 

Yasak talebi

ATİB’in Anayasayı Koruma Örgütü tarafından takibat listesine alınmasına rağmen Almanya Müslümanları Merkez Meclisi’ne meclisin en büyük örgütü olarak dahil olmaya devam etmesinin ve böylelikle İçişleri Bakanlığı tarafından düzenlenen Alman İslam Konferansı’na katılmasının tuhaflığına dikkat çeken Leemhuis, bu organizasyonların yasaklanmasını talep etti.

“Bozkurtlar ideolojik olarak diğer radikal sağ örgütlerden geri kalır değiller” diyen AJC Direktörü, şöyle devam etti: “Bozkurtların hanesine yazılı olan Türkiye’deki ama aynı zamanda Almanya’daki öldürme ve şiddet olayları, bu hareketin mensuplarının Yahudiler ve Kürt, Alevi ve diğer toplulukların üyeleri için nasıl bir tehlike teşkil ettiğine dair şüpheye yer bırakmıyor.”

 

 

115 yıllık Yahudi örgütü

Merkez bürosu ABD’nin New York kentinde bulunan Amerikan Yahudi Komitesi, 1906 yılında kuruldu. 2014 yılında ABD’de 33 yerel büronun yanı sıra Avrupa’nın Berlin, Brüksel, Paris ve Roma gibi kentlerinde büroları bulunan sivil toplum örgütü, ayrıca Birleşmiş Milletler bünyesinde çalışmalar yapıyor. Örgütün önemini gösteren önemli gelişmelerden biri, 2006 yılında yapılan 100. kuruluş yıldönümü olmuştu. Etkinlikte dönemin ABD Başkanı George W. Bush, Birleşmiş Milletler Başkanı Kofi Annan ve Almanya Şansölyesi Angela Merkel konuşmalar yapmıştı. Örgüt, bu etkinlikte, 5 yıllık hedefleri için 1.600 kişiden toplam 105 milyon Dolar bağış toplamıştı.

  • Öldürme ve şiddet olayları, bu hareketin mensuplarının Yahudiler, Kürtler, Aleviler ve diğer toplulukların üyeleri için nasıl bir tehlike teşkil ettiğine dair şüpheye yer bırakmıyor.

 

 

‘Bozkurtlar’, Erdoğan’ın Almanya’daki aracı

 

HANSJÖRG FRIEDRICH MÜLLER*

Çeviren: Osman OĞUZ

 

Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin sıkı ve çok yönlü ama ayrıca karmaşık olduğu kabul ediliyor. Son birkaç yılda bu ilişki, artan yüklerden muzdarip. Bunun nedenleri her şeyden evvel Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın otoriter bir hükümet biçimini devreye koyduğu Ankara’da bulunuyor. Almanya’da yaklaşık 2,8 milyon Türkiye kökenli insan yaşıyor. Erdoğan’ın İslamcı hükümetinin mesela cami derneği Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) üzerinden etki kazanmaya çalıştığı, çok fazla Alman için açık. Daha az bilinen ise Türk aşırı sağcılarının Almanya’daki faaliyetleri.

 

Neonaziden çok Türk faşisti

Burada konu, Türk milliyetçileri ya da kendilerine verdikleri isimle “Bozkurtlar”: Almanya’nın en büyük aşırı sağcı çevrelerinden biri. Sivil toplum örgütü American Jewish Committee’nin (Amerika Yahudileri Komitesi) Berlin şubesinin yaptırdığı ve sonuçları Salı günü kamuoyuna açıklanan araştırmaya göre Almanya’da bu çevreye dahil olan 18 bin kişi bulunuyor. Karşılaştırma verisi: Aşırı sağcı Nasyonal Demokrat Parti (NPD - Alman Neonazilerin partilerinden biri - Ç.N.), yaklaşık 3 bin 600 üyeye sahip; AfD’nin 2020’de resmi olarak dağıtılan ve Alman iç istihbaratı tarafından aşırı sağcı olarak tasnif edilen sağ kanadı “Flügel”, en son 7 bin takipçiye sahipti.

 

Kimlik arayan gençlere

Araştırmayı hazırlayan Düsseldorflu sosyal bilimci Kemal Bozay, üçüncü ya da dördüncü göçmen kuşağından giderek daha fazla gencin son yıllarda Bozkurtların fikirlerinden etkilendiğini belirtiyor. Bu gençler, köklerine ilişkin arayışları sırasında kendileri için yeni kimlikler aramaya koyuluyor. Bozay, Bozkurtların hedef kitleleriyle nasıl bağ kurduğuna da işaret ediyor: Sosyal medya organları ve rap ile hiphop gibi müzik türleri, burada önemli rol oynuyor. Şarkı sözleri oldukça ağır. Mesela bir videoda, “Kürt, geber, seni pislik, bu Türk Gangsta rap’i!” sözleri duyuluyor; bir başka videoda, “Benim ülkeme hakaret mi etmek istiyorsun, o halde ben de sana bir ölüm vuruşu veriyorum!” deniliyor.

 

Türkeş’in Almanya ziyareti

Türk aşırı sağcılığının tarihinde ve Almanya ile ilişkilerinde dikkat çekici bir dönem bulunuyor: Bozay, diğer bilgilerin yanında, aşırı sağcı Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) kurucusu Alparslan Türkeş’in Nisan 1978’de Franz Josef Strauss’u (dönemin Bavyera Başbakanı - Ç.N.) ziyaretini hatırlatıyor. Bavyeralı Hristiyan Demokrat, misafirlerine Federal Almanya’da Bozkurtlar için “elverişli bir psikolojik iklim” yaratma sözü veriyor. Strauss, yabancı müttefiklerini seçerken vicdanı pek de umursamıyordu ve iki politikacı, komünizmle mücadele hedefi konusunda ortaklaşıyordu.

1997’de ölen Türkeş, partisinin NPD’ye ideolojik yakınlığını da 70’li yılların sonunda vurgulayacaktı. MHP’nin Türkiye’de belediye seçimlerinde önemli bir başarı elde ettiği 2009 yılından sonra NPD’nin o dönemki Hessen şefi Jörg Krebs, bu birlikteliği yeniden diriltme denemesinde bulunmuştu; bu nedenle ama Türkleri düşman olarak gören aşırı sağcı yoldaşlarının sözlü saldırılarına maruz kaldı. Böylelikle Alman ve Türk aşırı sağcıları arasında bir işbirliği, ortaya çıkamadı.

 

İslamcılar daha milliyetçi, milliyetçiler daha dinci oluyor

Almanya’da şu günlerde Bozkurtların ideolojisi ile anılabilecek üç örgüt faaliyet yürütüyor: Anayasayı Koruma Örgütü’nün üye sayısını 2020’de yaklaşık 7 bin olarak tahmin ettiği Almanya Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu (ADÜTDF); yaklaşık 1.200 üyeye sahip Avrupa Türk-İslam Birliği (ATİB) ve Avrupa Türk Birliği (ATB). Bozay, bu üç örgütün bir araya geldiği platformların da bulunduğunu anlatıyor; bunlar, mesela birbirlerinin etkinliklerine katılıyorlar.

İslam, bu gruplarda farklı yoğunlukta rol oynuyor fakat Türk milliyetçi hareketinin İslamcı kolu olarak ATİB görülüyor. Bozay, “ATİB, her şeyden önce İslamcı bir milliyetçiliği temsil ediyor. MHP içinde ise pantürkist fikirler daha güçlü vurgulanıyor” diyor. Son yıllarda ise bu iki akım, birbirine daha da yakınlaşmış ve böylece İslamcılar daha milliyetçi ve milliyetçiler daha dinci hale gelmiş. Bu, MHP’nin 2018’den bu yana Erdoğan’ın İslamcı AKP’si ile koalisyon ortağı olduğu Türkiye’deki ilişkilerin de bir yansıması olarak görünür oluyor.

 

‘Bozkurtlar Erdoğan’ın aracı’

Bozay, Bozkurtların bir “Türk-İslam sentezi” için uğraştığını söylüyor. Bu çevreyi iyi tanıyan biri, aşırı sağcıların “mesele diasporayı etkilemek olduğunda Erdoğan’ın araç-gereç çantasında bulunan bir araç” olduğu bilgisini veriyor. Nordrehin-Westfalen Eyaleti’nin İçişleri Bakanı Herbert Reul, 2020’nin Kasım ayında, “yalnızca Türk hükümetinin mantığı doğrultusunda aktif bir fikir çalışması yapmakla kalmayan, ayrıca Türk istihbaratı için yüksek sayıda muhbir ve köstebek (whistleblower) sağlayan geniş bir kişiler ve organizasyonlar ağından” bahsetmişti.

 

Alman İslam Konferansı’na katılıyorlar

Almanya’da hakim olan İslam anlayışında ise Bozkurtlar, dolaylı yoldan etki sahibi oluyor: ATİB, Almanya Müslümanları Merkez Meclisi’ndeki üye sayısı en yüksek örgüt ve burada yönetimdeki dokuz üyeden birini çıkarıyor. Bu meclis de 2006’da dönemin Alman İçişleri Bakanı Wolfgang Schäuble tarafından öncülük edilen Alman İslam Konferansı’na katılıyor. Bu durum, mesela Entegrasyon Meclislerinde ve Dinler Arası Diyalog çevrelerinde çatışmalara neden olmuştu ve Almanya Alevi Gençlik Birliği, bu nedenle Dinler Arası Diyalog’tan çekilmişti. Aleviler, yüzde 15 ile Türkiye’deki ikinci büyük inanç grubu ve daha liberal bir İslam anlayışına sahipler.

Bozkurtlardan bazıları, Türklerden bir “efendi ırk” olarak bahsediyor, Yahudilerle ilgili komplo teorilerini savunuyor ve kendi açıklamalarında da vurguladıkları üzere Balkanlardan Orta Asya’ya kadar uzanan bir “Turan”ın hayalini kuruyorlar. Fakat birçoğu, hiç değilse dışarıya karşı, ılımlı bir görüntü de çiziyor. Alparslan Türkeş, Essen’de 90’lı yıllarda yapılan bir etkinlikte dinleyicilere, “Siz Avrupalı Türklüğü temsil ediyorsunuz” diye sesleniyordu. Bu sözden, “Alman ol, Türk kal” sloganı ortaya çıktı.

 

İki kanat: Politik ve ‘rocker’

Essenli siyaset bilimci ve Türkiye uzmanı Burak Çopur, Almanya’daki Bozkurtların yasal ve kriminal iki kanadı olan “Janus kafalı” (ikiyüzlü - Ç.N.) bir hareket olduğunu söylüyor. Bu kanatlardan biri Alman kamusalında ve siyasetinde etkili olmaya çalışırken diğer kanat, Türk mafyası ve ‘rocker’ çeteleriyle birlikte çalışıyor.

Almanya’daki belediye seçimleri ve eyalet seçimlerinde, mesela Ruhr bölgesinde, şimdiye kadar Bozkurtlar çevresinden gelen birkaç adaya rastlandı. Gelsenkirchen’de bir belediye meclisi üyesi, milliyetçilerle bağlantıları yüzünden istifa etti; ancak Duisburg’daki Hristiyan Demokrat politikacı, görevini sürdürdü. Ne ki siyasette etkili Alman partileri, Türk milliyetçilerinin sızıp ele geçirmesi için fazla büyük.

 

Alman politikacılar tehdit edildi

Alman güvenlik çevrelerinin açıklamalarına göre Bozkurtların sadece azınlıktaki bir bölümü şiddet kullanıyor. Fakat Ağustos 2016’daki Türk ordusunun bazı bölümlerinin başarısız darbe girişimi ardından Almanya’da da Kürt kurumlarına ve Amerika’da sürgünde yaşayan İslam vaizi Fethullah Gülen’in hareketinin takipçilerine saldırılar gerçekleştirildi. Dortmund’da Mayıs 2020’de bir Kürt öldürüldü; fail, Facebook sayfasında küçük parmak ve işaret parmağının gerildiği, orta parmak ile yüzük parmağının ise baş parmak üzerine konulduğu “kurt selamı” yapıyordu. Yeşiller’in Federal Parlamento’daki milletvekili Cem Özdemir gibi Bozkurtları eleştiren Alman politikacılar, bu gruplar tarafından tehdit edildi.

 

Ermeni piskoposa mektuplu tehdit

Türkiye’nin Azerbaycan’ı Ermenistan’a karşı desteklediği Karabağ bölgesindeki savaş sırasında da Almanya’da Ermenilere yönelik saldırılar gerçekleştirildi: Ağustos 2020’de Ermeni Elçiliği’nin bir aracı, Berlin’de yakıldı; 2020 yılı sonunda Köln’deki Ermeni piskoposu Serovpe Isakhanyan, kendisine ve yurttaşlarına yönelik tehditler yapıldığını açıkladı. Din adamı, Nordrehin-Westfalen Eyaleti İçişleri Bakanı Reul’a, “Bozkurtlar sizi bulacak!” yazılı bir mektup aldıklarını anlatacaktı.

 

Fransa ve Avusturya’da yasak, Almanya’da yalnızca ‘tavır’

Fransa’da Bozkurtlar, 2020 sonunda yasaklandı; Almanya’da Federal Meclis, bir yasaktan yana tavır koydu. Ne ki güvenlik çevrelerine göre şu anda böyle bir adım görünürde yok. Nedenlerinden biri, Türk aşırı sağcılarının çoğunun akıllı davranıp resmi makamlara onları mahkeme önünde anayasa düşmanı ilan edebilecekleri kanıtları pek vermemeleri. ATİB’ten Anayasayı Koruma Örgütü’nün 2019’daki raporunda ilk defa bahsedilmesi ise en azından sorun hakkında tartışılmasını sağladı. Avusturya’da 2019’da hareketin “kurt selamı”, “uluyan Kurt” ve “üç hilal” gibi sembollerini yasaklandı. Son sembol, Türklerin Asya, Avrupa ve Afrika’daki egemenlik iddiasını ifadeye kavuşturuyordu.

 

Mesele ‘Türk çatışması’ değil, Almanya’nın anayasal düzeni

Burak Çopur, bir yasak ile bu hareketin çözülüp gitmeyeceğini ama yasağın en azından soruna ilişkin bilince dair bir sinyal olabileceğini belirtiyor. Çopur’a göre her şeyden önce gençleri bu çevreden uzak tutacak bir aydınlatma çalışmasına ihtiyaç var. Araştırmacı, Alman aşırı sağcıları sıkı bir biçimde takip edilirken çok sayıda Alman’ın Türk aşırıcılığına karşı Goethe’nin Faust kitabında tasvir ettiği tutuma benzer bir tutuma sahip olduğunu söylüyor: “Eğer uzaklarda, Türkiye’de halklar birbirleriyle çatışırsa…” Çopur’a göre bazıları, meselenin bir “Türk çatışması” olduğunu sanıyor; oysa mesele, günün sonunda Almanya’nın özgür ve demokratik anayasal düzeni.

* Yazı, İsviçre gazetesi ‘Neue Zürcher Zeitung’un 26 Nisan 2021 tarihli nüshasında, “‘Erdoğan’ın araç gereç çantasındaki enstrüman: Bozkurtlar, ‘efendi Türk ırkından’ bahsediyor ve Alman siyasetinde etkili olmak istiyor” başlığı ile yayımlandı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.