Ana dilde eğitim talebi yüzde 98,7

Anadil

Anadil

  • SAMER'in araştırmasına göre; çocukları için ana dilde eğitim isteyenlerin oranı yüzde 98,7 oldu.

SAMER Saha Araştırmaları Merkezi, Türkiye'de Türkçe dışında konuşulan ana dillerin kullanım düzeyi ile ana dile dair talep ve eğilimlere yönelik araştırma raporunu yayımladı. Katılımcıların yüzde 65'i Kürdistan kentlerinden yüzde 16,8 ise Marmara Bölgesi’nden araştırmaya katıldı.

"Ana diliniz/lehçeniz nedir?" sorusuna yüzde 82,8 "Kurmancî"; yüzde 9,4 "Kirmanckî/Zazakî"; yüzde 3,3 "Kurmancî–Kirmanckî/Zazakî"; yüzde 2,2 "Arapça"; yüzde 0,9 "Çerkesçe"; yüzde 0,7 "Lazca/Gürcüce" ve yüzde 0,5 "Diğer (Pomakça, Osetçe, Süryanice vb.)" yanıtları verdi. 

Hane içinde konuşulan dillere bakıldığında Kurmancî yüzde 49,5, Türkçe ise 38,1 olarak öne çıktı. Aile içinde ana dilin konuşulma sıklığında yüzde 41,5 "Her zaman", yüzde 28,1 "Sık sık” yanıtı verdi. Sosyal hayatta en çok konuşulan dil yüzde 60,1 ile Türkçe çıktı. 

Öğrenebileceğim okul yok

"Ana dilinizi ne düzeyde biliyorsunuz?” sorusunda anlama ve konuşma becerilerinin görece yüksek, okuma ve yazma becerilerinin ise daha düşük olduğu kaydedildi. "Çok iyi" yanıtları; anlama düzeyinde yüzde 45, konuşma düzeyinde yüzde 37,5, okuma düzeyinde yüzde 23,2 ve yazma düzeyinde yüzde 17 oldu. Özellikle yazma becerisinde yüzde 36,6 oranında “hiç” yanıtı verilmesi dikkati çekti. 

Ana dilini hiç veya az anlayan katılımcılar, bu durumu "Ana dilini öğrenebileceğim bir okul ve kaynak olmadığı için" (yüzde 58,1) gerekçesiyle açıkladı. Bunu “yasak olduğu için” (yüzde 19,8) ve “ailem öğretmediği için” (yüzde 13,6) yanıtları izledi. 

Benzer şekilde ana dilini tam konuşamama nedenleri arasında da “Öğrenebileceğim/geliştirebileceğim bir okul ve kaynak olmadığı için” (yüzde 59,4) yanıtı ilk sırada yer aldı. 

Bilmeyen çocuklar artıyor

Hane içi kullanımda ana dilin en sık konuşulduğu bireyler anne (yüzde 75), baba (yüzde 73,5) ve 65 yaş üstü üyeler (yüzde 63,1) olarak öne çıktı. “Hiç” yanıtı ise en yüksek oranda 0-5 yaş çocuklar (yüzde 24,4) için verildi. 

Katılımcıların yüzde 68,3’ü hanesinde 0-18 yaş arası çocuk bulunduğunu, bunların yüzde 42,9’u çocuklarıyla ana dilde  konuşmadığını ifade etti. Çocuklarla ana dilde konuşmama nedenleri arasında ilk sırada “Çevremiz hep Türkçe konuştuğu için” (yüzde 47,2) yer aldı. Bunu “Öğretecek kadar iyi bilmediğim için” (yüzde 20,6) ve “Okul hayatında zorlanmaması için” (yüzde 12,4) yanıtları takip etti. 

Raporun "ana dilde eğitime yönelik tutumlar" bölümünde de dikkat çekici verilere yer verildi. 

Hak ve fırsat eşitliği

“Çocukların ana dillerinde eğitim görmelerini ister misiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 98,7’si “evet” yanıtı verdi. Gerekçeler arasında en yüksek oranlar şöyle oldu: “Temel insan hakkı olduğu için” (yüzde 21,3), “Dilin yaşaması için” (yüzde 20,2) ve “Eğitimde fırsat eşitliği için” (yüzde 13,7). 

"Ana dilde eğitim/öğretim için düşünceniz nedir?” sorusunda katılımcıların yüzde 91,5’i "Eğitimin okul öncesinden başlayarak ana dilde olması" gerektiğini belirtti. Ancak 18-24 yaş grubunda bu talep oranı yüzde 76,7 ile diğer yaş gruplarına kıyasla daha düşük olduğu görüldü.

Eğitim ve güvence

Okullarda “Yaşayan diller” kapsamında verilen ana dili eğitimlerini katılımcıların yüzde 82,1’i "çok yetersiz” olarak değerlendirdi. Ana dilin varlığını sürdürmesi önündeki en büyük tehlike olarak katılımcıların yüzde 56,9’u “Ana dilde eğitimin olmamasını” gösterdi. Ana dilin korunması ve geliştirilmesi için birinci öncelikli öneri olarak yüzde 37,9 “Eğitim/öğretim dili olmalı”; yüzde 30,8 “Yasal/anayasal güvenceye kavuşmalı”; yüzde 20,1 “Resmi dil olarak kabul edilmeli” yanıtları verdi. 

Ayrımcılık algısına ilişkin soruda ise katılımcılar en çok "Devlet dairelerinde (yüzde 60,4)" ana dilleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldıklarını düşündüklerini belirtti. 

Kullanım alanı daralıyor

Raporun sonuç ve değerlendirme bölümünde, şunlar ifade edildi: "Bu araştırma, ana dil kullanımının gündelik yaşamda giderek daralan bir alana sıkıştığını; buna karşılık ana dilde eğitime yönelik talebin son derece güçlü ve yaygın olduğunu ortaya koyuyor. Bulgular, mevcut eğitim politikalarının katılımcılar tarafından büyük ölçüde yetersiz görüldüğünü göstermektedir.

Kamusal görünürlük zayıflıyor

Araştırma sonuçları, ana dilin en güçlü olduğu alanın hane içi iletişim olduğunu göstermektedir. 0-5 yaş grubunda 'hiç konuşulmuyor' oranının dikkat çekici düzeyde olması, kuşaklar arası aktarımda zayıflama riskine işaret etmektedir. Sosyal hayatta ise Türkçenin belirgin biçimde baskın olduğu görülmektedir. Özellikle genç yaş grubunda sokakta Türkçe kullanım oranının yüksek olması, kamusal alanın ana dil açısından sınırlı bir kullanım zemini sunduğunu göstermektedir. Bu durum, dilin kamusal görünürlüğünün zayıfladığına işaret etmektedir."

Ana dil talebi ve niyetinin güçlü, ancak destekleyici yapıların  zayıf olduğu vurgulanan araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, şöyle kaydedildi: "Çocukların ana dillerinde eğitim görmesini isteyenlerin oranının neredeyse oybirliği düzeyinde olmasıdır. Ana dilde eğitimin temel insan hakkı olarak görülmesi, dil meselesinin kimlik, eşitlik ve kültürel varlıkla doğrudan ilişkilendirildiğini göstermektedir."

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.