43 ülkede gençlerin sosyal medya kullanımı incelendi: En büyük zararı dezavantajlı gençler görüyor
- Sosyal medya ve ruh sağlığı tartışmalarında gençler çoğu zaman tek bir toplumsal grup gibi değerlendiriliyor. Ancak araştırmanın ortaya koyduğu tablo çok daha karmaşık.
- Sorunlu sosyal medya kullanımı her ülkede gençlerin iyilik haliyle bağlantılı olsa da, bunun etkisi yaşanılan ülkeye, sosyal çevreye ve ekonomik imkanlara göre değişiyor.
Araştırma: Roger Fernandez-Urbano, Maria Rubio-Cabañez, Pablo Gracia/ Çevri: Yeni Özgür Politika
Sosyal medya artık gençlerin gündelik hayatının ayrılmaz bir parçası. Ancak bu durumun ruh sağlığı üzerindeki etkilerine dair kaygılar da giderek büyüyor. Buna rağmen kamuoyundaki tartışmalar ve politika önerileri, ergenleri çoğu zaman tek tip bir grup gibi ele alıyor. Oysa sosyal medya herkes üzerinde aynı etkiyi yaratmıyor; gençlerin yaşam koşulları ve sosyal çevreleri bu deneyimi büyük ölçüde değiştiriyor.
Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı ile Oxford Üniversitesi’nin hazırladığı 2026 Dünya Mutluluk Raporu kapsamında yürüttüğümüz araştırmada, sorunlu sosyal medya kullanımının farklı sosyoekonomik geçmişlerden gelen gençlerin psikolojisi ve sosyalleşmesiyle nasıl bağlantılı olduğunu inceledik.
Çalışma; Anglo-Kelt ülkeleri, Kafkasya-Karadeniz bölgesi, Orta ve Doğu Avrupa, Akdeniz, İskandinavya ve Batı Avrupa’yı kapsayan toplam 43 ülkeye odaklanıyor. Araştırmaya ağırlıklı olarak Avrupa ülkeleri ve yakın çevresindeki ülkeler dahil edildi.
330 binden fazla gencin verilerini analiz ettiğimizde oldukça net bir tablo ortaya çıktı: Sosyal medyanın kontrolsüz ve takıntılı biçimde kullanılması arttıkça gençlerin ruhsal iyilik hali de kötüleşiyor.
Sorunlu kullanım bildiren gençler daha sık psikolojik sorunlar yaşadıklarını söylüyor. Kendilerini daha mutsuz, gergin ya da sinirli hissettiklerini; uyku problemleri yaşadıklarını belirtiyorlar. Ayrıca yaşam memnuniyetleri de belirgin şekilde daha düşük. Yani hayatlarını genel olarak değerlendirdiklerinde daha olumsuz bir tablo çiziyorlar.
Bu eğilim araştırmaya dahil edilen tüm ülkelerde görülüyor ancak etkisinin şiddeti bölgeden bölgeye değişiyor. Özellikle Birleşik Krallık ve İrlanda gibi Anglo-Kelt ülkelerinde ilişki çok daha güçlü görünürken, Kafkasya-Karadeniz bölgesinde daha sınırlı kalıyor.
Sosyoekonomik farklar belirleyici
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri de şu: Daha dezavantajlı ekonomik ve sosyal koşullardan gelen gençler, sosyal medyanın olumsuz etkilerine karşı çok daha kırılgan.
Başka bir ifadeyle, bir gencin ailesinin gelir düzeyi, yaşam koşulları ve sahip olduğu imkanlar; dijital dünyada karşılaştığı riskleri ve fırsatları doğrudan etkiliyor.
Bu fark özellikle yaşam memnuniyetinde daha net ortaya çıkıyor. Psikolojik şikâyetlerde sosyoekonomik gruplar arasındaki fark görece sınırlıyken, gençlerin hayatlarından genel olarak ne kadar memnun olduklarına baktığımızda uçurum çok daha belirgin hale geliyor.
Bunun olası nedenlerinden biri sosyal karşılaştırma baskısı. Sosyal medya gençleri sürekli başkalarının hayatlarıyla karşı karşıya bırakıyor: kim neye sahip, nereye gidiyor, ne başarıyor… Bu durum, özellikle daha sınırlı imkanlara sahip gençlerde eksiklik hissini ve eşitsizlik algısını güçlendirebiliyor.
Ancak bu tablo her ülkede aynı değil. Fransa, Avusturya ve Belçika gibi kıta Avrupası ülkelerinde psikolojik sorunlar açısından sosyoekonomik farklar daha sınırlı kalırken, İskoçya ve Galler gibi Anglo-Kelt bölgelerinde çok daha belirgin görülüyor.
Yaşam memnuniyeti açısından ise eşitsizlikler neredeyse tüm bölgelerde hissediliyor. Yine de İtalya, Kıbrıs ve Yunanistan gibi Akdeniz ülkelerinde bu farkların daha zayıf olduğu dikkat çekiyor.
Sorun giderek büyüyor
Araştırma, bu ilişkinin zaman içinde nasıl değiştiğine de baktı. 2018 ile 2022 yılları arasında sorunlu sosyal medya kullanımı ile düşük iyilik hali arasındaki bağ daha da güçlendi.
Bu durum, sosyal medyanın olumsuz etkilerinin son yıllarda daha görünür hale geldiğine işaret ediyor. Özellikle Covid-19 pandemisi sırasında ve sonrasında dijital teknolojilerin gençlerin hayatında çok daha merkezi hale gelmesi bunda önemli rol oynamış olabilir.
Öte yandan dikkat çekici bir başka sonuç daha var: Bu kötüleşme, çoğu bölgede farklı sosyoekonomik grupları benzer ölçüde etkiledi. Yani eşitsizlikler devam etse de pandemi sonrası dönemde daha da derinleşmedi.
Herkes için aynı çözüm işe yaramıyor
Sosyal medya ve ruh sağlığı tartışmalarında gençler çoğu zaman tek bir toplumsal grup gibi değerlendiriliyor. Ancak araştırmanın ortaya koyduğu tablo çok daha karmaşık.
Sorunlu sosyal medya kullanımı her ülkede gençlerin iyilik haliyle bağlantılı olsa da, bunun etkisi yaşanılan ülkeye, sosyal çevreye ve ekonomik imkanlara göre değişiyor.
Çünkü tüm gençler dijital dünyayı aynı şekilde deneyimlemiyor. Herkes aynı destek mekanizmalarına, aynı fırsatlara ya da aynı baş etme kapasitesine sahip değil.
Bu gerçeği kabul etmek, yalnızca etkili değil aynı zamanda daha adil politikalar geliştirebilmek için de kritik önem taşıyor. Özellikle dijital risklere karşı en savunmasız gençlere ulaşan politikalar geliştirmek gerekiyor.