Asi Koyê Spî’nin asi kızı: Mizgîn

Kadın Haberleri —

14 Eylül 2020 Pazartesi - 23:00

  • İnsan yüreği özleme dayanamaz. Bu özlem sadece kan bağıyla izah edilemez. Düşen her yaprağın omuzlarımıza yüklediği sorumlulukların ağırlığıydı aynı zamanda. Bizler bıraktığınız mirasta geleceğimizi görüyoruz.

BARAN LEZGÎN

Bir bahar günü gözlerini yaşama açtığında takvimler 27 Mart’ı 28’e bağlıyordu. Belki sen o gün bu tarihin önemini bilmiyordun. Büyüdüğünde öğrenecektin devrimimizin öncü komutanı Egîd’in (Mahsum Korkmaz) ölümsüzleştiği gün olduğunu. Böyle anlamlı bir günde doğmak, görkemli bir mirası devralmak demekti. Doğuşun bizim için müjde olmuş, ismini Mizgîn koymuştuk. Bu ismi seçerken belki de kaderini belirlemiş olduk. Günü geldiğinde Egîdlerin yolunun yolcusu olacağını muştulamıştık belki de.
Yaşama duruşun, filizlenişin Koyê Spi (Akdağ) yamaçlarındaki Kelaxsı köyünde olmuştu. Bu köy, Kürt tarihinin son iki yüz yıllık isyan ve direnişlerden nasibini fazlasıyla almıştı. Birçok defa yakılma ve yıkılmaya maruz kalmıştı. Sen de bu acılı tarihin izlerini yaşayacak, yaşamın zorluklarını küçük yaşlarda öğrenecektin.

Yürünecek yola erken karar vermiştin

Henüz iki yaşındayken zorunlu sürgün hayatı başladı senin için. Ama bu yıllar aynı zamanda halkımızın diriliş devrimini gerçekleştirdiği yıllardı. Ailenin, özellikle babanın bu devrimin bir gönüldaşı ve emekçisi olması senin de karakterini etkileyecekti.
Sen henüz çocukken ben özgürlük yoluna girmiştim. İlk ayrılığımız böyle başlamıştı. Yıllar sonra esaret sürecim bitip, tekrar karşılaştığımızda artık bir genç oluvermiştin. Kardeşlerimin yanımda boynuma sarılarak “O benim abimdir” dediğinde seni kıskanırlardı. Özlem ve sevgiyle sarılmanın asıl sebebi, yürünecek yolun onur ve özgürlük yolu olmasından kaynağını alıyordu.
Bundan olsa gerek zindanlardaki tanımadığın birçok arkadaşlarımla mektup arkadaşı olmuştun. Onlarla düşünsel ve ruhsal paylaşımlar içinde olmak seni mutlu ediyordu. Kendi yaşıtlarınla birlikte olmaktansa, devrimin heyecanını taşıyanlar sana çekici geliyordu. Her zaman vakur bir duruşun ve arayışların vardı.

Keşke heyecanını görebilseydim!

Bir yaz günü özgürlük yolculuğuna başladığını öğrendiğimde, gurur dolu bir tebessümle karşılamıştım. Keşke gitmeden önce heyecanını ve coşkunu görebilseydim.
Doğduğun günün anısına cevap olmuştun o gün. Egîd ve Zîlanların yolunda yürümenin onuruna erişmiştin. Yaklaşık üç ay sonra basında görebildim sevincini. Seninle aynı kavgada olmak güzeldi. Fakat seni görüp omuz omuza kavgaya girmek en güzeli olacaktı. Hep bunu hayal ettim. Hayalimin gerçekleşmemesi bir ukde olarak yüreğimde kaldı. Kavgaya senden önce başlamış olsam da, artık sen beni sürükleyen olmuştun. Çünkü kavganın en sıcak olduğu alanlardaydın.
2016 baharında arkadaşlar kuzey yolculuğuna başladığını söylediler. Biliyorum, bu kendi ısrarındı. Doğduğun ama doyasıya göremediğin coğrafyada özgürlük umudunu büyütmek istiyordun ve bunun seni ne kadar mutlu ettiğini tahmin edebiliyorum.

Gelişmenden gururlanırdım

Artık mekân olarak uzaklaşmıştık ama ruhumuz aynıydı. Bizi bu davanın başarısı bir araya getirecekti. Her ne kadar özgürlük yolculuğun boyunca seni görememiş olsam da, giden gelen arkadaşlardan seni soruyordum. Arkadaşlar ‘gelişme kaydediyor’ dediğinde gururlanır, güçlenmeni kendi güçlenmem sayardım. Kürt toplumsallığının bir realitesi, kan bağı taşıdığın kişilerin kaydettiği ilerlemeyi kendi ilerlemen olarak görmen.

Zor olan mezar taşına dokunamamaktı

Kuzeye yolcuğunun üçüncü yılında bir hazan gününde acılı haberini aldığımda oldukça zorlanmıştım. Bir bahar günü yeşeren bir yaprak gibi açmıştın gözlerini. Bir sonbahar günü o yaprağın düşüşünü öğrenmiş olmanın derin hüznünü yaşadım. O yıl birlikte çalıştığım bazı arkadaşlar da ölümsüzler kervanına katılmıştı. Hepsi üst üste olunca ağır oldu. Kabullenmek zor oldu. Ve birer yıldız olup, semalara çıktığınızda yanınızda olamamak en acısıydı. En zor olanı da mezar taşlarınıza bile dokunamamaktı.

Bıraktığınız mirasta geleceğimizi görüyoruz

İnsan yüreği özleme dayanamaz. Bu özlem sadece özel bir bağ taşımakla izah edilemez. Düşen her yaprağın omuzlarımıza yüklediği sorumlulukların ağırlığıydı aynı zamanda. Sizler halkımızın gönlünde ve ülkemizin semalarında birer yıldız olup, yolumuzu aydınlatan ışık oldunuz. Bizler o yıldızların bıraktığı mirasta geleceğimizi görüyoruz.
Şimdi kutsal anamız, ülkemizin özgürlüğü için ölümsüzleşen yıldızların mekanında binlerce Egîd ve Zîlan’la buluştuğunu hissedebiliyorum. Ellerinde bir tutam özgürlük çiçeği ile seni karşıladıklarını görebiliyorum. Siluetinin kızıllığıyla, tebessümlü gülüşünle onlarla buluştuğunu duyumsuyorum.
İki yıllık hasretinin acısına alışamasak da özgürlük umudunu büyüterek avunuyor ruhumuz. Ruhlarımız aynı maneviyatı paylaştıkça hep birlikte olacağız.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.