Aşılama planlandığı gibi gitmiyor

Toplum/Yaşam Haberleri —

28 Ocak 2021 Perşembe - 22:00

  • Almanya’da 27 Ocak tarihine kadar toplam 1 milyon 990 bin 889 kişi aşı oldu. Bunlardan 318 bin 674 kişi ikinci defa aşı olanlar. Aşılar piyasaya sürülmeden önce yapılan planlamaya göre; Ocak sonuna kadar 4 milyon kişinin aşı olması bekleniyordu. Ancak var olan aşı sayısı yetmedi.
Dr. Dersim Dağdeviren

REWŞAN DENİZ

Almanya’da Ocak ayı sonuna kadar 4 milyon kişinin aşılanması planlanıyordu ancak şimdiye kadar yarısı aşı oldu.  Bergmannsheil und Kinderklinik Buer'de başhekim olarak çalışan Dr. Dersim Dağdeviren’le Almanya’da aşılama takviminin detayları, aşılamanın neden yavaş ilerlediğini konuştuk.

 

Almanya’da aşılamayla ilgili bir takvim oluşturulmuştu. Nasıl, planlanlandığı gibi gidiyor mu?

Almanya’da 27 Ocak tarihine kadar toplam 1 milyon 990 bin 889 kişi aşı oldu. Bunlardan 318 bin 674 kişi ikinci defa aşı olanlar. BioNTech/Pfizer aşısı en az 21 gün arayla, Moderna şirketinin aşısı 28 gün arayla yapılıyor. Aşıların 1 milyon 608 bin 114’ü BioNTech şirketinin, geri kalanları ise Moderna’nın aşıları. 525 bin aşı bakım evlerinde yapıldı, 777 bin insan mesleki nedenlerden dolayı (büyük çoğunluğu sağlık personeli) ve 476 bin insan da 80 yaş üstü olduğu için aşılandı. Aşılar piyasaya sürülmeden önce yapılan planlamaya göre; Ocak sonuna kadar 4 milyon kişinin aşı olması bekleniyordu. Ancak var olan aşı sayısı yetmedi.

 

Almanya aşı anlaşmaları yapmakta geç mi kaldı?

Almanya ilk defa böylesi büyük bir aşılama programı ile karşı karşıya. Gerçi sırf Almanya değil, Avrupa başta olmak üzere birçok ülke aynı durumda. Aşılama prosedürünü değerlendirirken göz önünde bulundurulması gereken önemli noktalar var. ‘Aşı ulusalcılığına’ karşı olduğunu belirten Almanya aşı alımı konusunda Avrupa Birliği ile ortak hareket etme kararı almıştı. Avrupa Birliği geçen senenin sonbaharında aşı üreten birkaç şirket ile anlaşmalar imzaladı. İlk anlaşmaların yapıldığı dönemde hangi aşıların daha erken piyasaya sürüleceği henüz belli değildi. O sürede araştırmaları/deneyleri umut verici sonuçlar içeren şirketler ile anlaşmalar yapıldı. Anlaşma yapılan şirketlerden şimdiye kadar ancak iki tanesi –Moderna ve BioNTech/Pfizer– Avrupa İlaç Dairesi tarafından piyasaya sürülebilmesi için gerekli onayları aldı. Avrupa İlaç Dairesi, BioNTech/Pfizer aşısı için kararını 21 Aralık’ta verdi. Bunun üzerine 27 Aralık’ta Almanya’da ilk aşılar yapılmaya başlandı. Moderna şirketinin aşısı için izin ise 6 Ocak’ta çıktı. Önümüzdeki günlerde Astrazeneca aşısı için de Avrupa İlaç Dairesinin olumlu karar vermesi bekleniyor. 

Almanya birkaç aşamalı aşı takvimi çıkardı. Burada belirleyici olan aşı kıtlığıdır. Uzun vadeli hedef Almanya’da yaşayan tüm insanlara aşı imkanı sunmak. Ancak kısa vadeli olarak yeterince aşı olmadığından dolayı risk grupları belirlemesine göre hareket edilmekte.

O halde aşılamanın yavaş ilerlediği eleştirilerine katılıyorsunuz…

Maalesef aşılanma planlandığı gibi gitmiyor. Örneğin; NRW eyaletinde üniversite hastaneleri hariç (bunlar Moderna aşısını kullanıyor) tüm hastanelerdeki aşılama çok kısa bir süre sonra durduruldu. Eyaletin sağlık bakanlığı yaptığı açıklamada BioNTech/Pfizer şirketinin aşıları planladığı gibi sunmadığını belirtti. Şirket ise daha önce üretimi arttırma bakımından prodüksiyon yerinde yapacağı değişikliklerden kaynaklı Ocak sonunda kısmi kısıtlamaların olacağını duyurmuştu.   

Almanya’nın federal yapılanması, her eyaletin kendine göre bir prosedür belirlemesi ve eyaletlerin yerelde aşıları denetlemede yaşadığı sorunlar istenilen düzeyde ilerlemeyi engelliyor. Yeterince aşının olmaması da ciddi bir sorun. BioNTech/Pfizer şirketi kapasiteyi yükseltebilmek bakımından ikinci üretim yeri için sonbaharda başvuru yapmıştı. Onay ancak 15 Ocak’ta çıktı.

 

Almanya’da BioNTech/Pfizer aşısı yapılıyor. Moderna da onay aldı. Aşılar arasında tercih yapma imkanı var mı?

Almanya’da hem Moderna hem de BioNTech/Pfizer aşısı kullanılmakta. Aşı kıtlığından dolayı aşılar arasında seçim yapmak mümkün değil. İleride yeterince aşı olması durumunda tercih yapma olanağı olabilir. Ancak bunun 2021’de mümkün olacağını sanmıyorum.

 

Yeni aşılar da muhtemelen onay alacaktır ancak şu anda mevcut olarak kullanılan aşılar arasında nasıl farklar var? 

Koronavirüse karşı Almanya’da kullanılan aşılar mRNA teknolojisi ile geliştirilen aşılar. Bu teknoloji ile geliştirilen aşılar koronavirüsün genetik yapısından mRNA olarak adlandırılan parçaları içermekte. Bunları kurye parçaları olarak da tanımlamak mümkün. Bu parçalar aşı kapsamında insanlara verilmekte. Hücrelere giren parçalar burada protein (organik bileşiklerdir) üretimine yol açıyor. Bu proteinler bağışıklık sistemine etki ediyor ve bağışıklık sistemi koronavirüse karşı antikorlar üretmeye başlıyor. Bu antikorlar virüsün bulaşması durumunda virüsü etkisiz hale getiriyor. mRNA parçalarının hücrelere girebilmesi için etrafı yağ maddeleri ile çevrili. Bu yağ maddelerinin insan hücrelerine ve vücuda zararı yok. mRNA parçaları tüm hücrelere değil sınırlı sayıda hücreye girmekte. Bu hücreler kas ve bağışıklık sistemine bağlı.

Önümüzdeki günlerde izin alması beklenen Astrazeneca aşısı ise viral vektör aşısı. Adenovirüs ailesine ait bir virüs değiştirilerek koronavirüsün genetik materyaliyle donatılıyor. Taşıyıcı virüsler zayıflatıldığından dolayı vücuda zarar vermiyor. Aşılanma ile birlikte bu virüs insanda belirli hücrelere girerek orada proteinlerin üretilmesine yol açıyor. Vücut bu proteinleri yabancı olarak tanımlayıp antikorlar ve hafıza hücreleri üretiyor. Koronavirüsün bulaşması durumunda bu antikorlar ve hücreler virüsü etkisiz hale getiriyor.   

 

Açıklanan aşı takvimine dönersek, öncelikle kimler aşı oluyor/olmaya devam edecek? 

Şimdilik aşı takvimi için Almanya’da yaşayan insanlar dört gruba ayrıldı. Buna göre ilk aşamada bakım evlerinde kalan ve çalışan insanlar, hastanelerdeki sağlık personeli (burada da ilk başta koronavirüs hastaları ile temasta olanlar) ve 80 yaş üstü evlerde yaşayanlar aşı olacak.

İkinci aşamada 70 yaş üstündekiler, Down sendromlu hastalar, organ nakli olanlar, demans hastaları, zihinsel engelliler ve bu insanlar ile yakın temasta olanlar, hamileler ile yakın temasta olanlar, hastane personeli, kamu alanındaki sağlık personeli, yürüyüş vb. yerlerde görev yapan emniyet güçleri, mülteci kamplarında ve evsizlerin kaldığı yerlerdeki insanlar aşılancak.

Üçüncü grupta ise 60 yaş üstündekiler, hastanelerin hastalarla temastan uzak çalışanları, eğitmenler ve öğretmenler, sakıncalı iş veya yaşam koşulları olanlar, aşırı kilolu olanlar, bağışıklık sitemi hastalıkları olanlar, şeker hastalığı olanlar, kanser hastaları, KOAH hastaları, kalp hastalıkları olanlar, romatizma hastaları ve astımı olan insalar yer alıyor. Hükümette, idarede, anayasal organlarda ve adliyede önemli pozisyonlarda olanlar, itfaiyede, eczane ve marketlerde çalışanlar ile telekomünikasyon alanındaki insanlar da bu gruba dahil.

Geri kalan tüm insanlar ise dördüncü gruba dahil.        

 

Aşı takvimine ilişkin de eleştiriler var, katılıyor musunuz? 

Bu konuyu tartışırken aşı takviminin nasıl ve kimler tarafından oluşturulduğuna bakmak gerekir. Başta Federal Sağlık Bakanlığı olmak üzere hükümet bilim insanları ve hem enfeksiyon hastalıkları hem de aşılanma konusunda karar veren/tavsiyeler sunan kurumlar ile birlikte çalışmakta. Bu kurumların başında sağlık gözetimi ve hastalıkların önlenmesi alanında federal hükümete bağlı çalışma yürüten Robert Koch Enstitüsü ve sağlık bakanlığına bağlı olup bütün aşılardan (sırf koronavirüse ilişkin aşı değil) sorumlu Paul Ehrlich Enstitüsü geliyor. Sürece bir de Daimi Aşı Komisyonu STIKO dahil. Bu komisyon aşılanma konusunda tavsiyeler geliştiriyor ve herkesin tanıdığı aşı takvimlerini yayınlıyor.

Eleştiriler konusunda detaylı bakılması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin 100 yaşında olup bakım evinde kalan birisinin aşı olmasını eleştirmek yaşam hakkı tartışmalarına giriyor, yani etik bir konu. Ancak benim açımdan aşı takvimi sıralaması konusunda belirleyici etken aşı kıtlığıdır. Örneğin; Robert Koch Enstitüsü Covid-19 hastalığını geçirmiş insanların da aşı olabileceğini, bunun tehlikeli olmadığını belirtiyor. Aşı tavsiyelerini belirleyen Daimi Aşı Komisyonu ise şimdilik hastalığı geçirmiş insanların aşı olmasını önermiyor. Bunun temel sebebi yeterince aşının olmayışı. Hastalığı geçirmiş insanlarda vücudun virüs ile mücadele kapsamında ürettiği antikorlardan dolayı beli bir koruma söz konusu.   

 

Ev doktorları mı aşılamayla ilgili bilgilendirme yapıyor, prosedür hakkında bilgi verir misiniz? Adım adım bu süreç nasıl işliyor?

Almanya’da aşılanma şimdilik ev doktorları tarafından yapılmıyor/yapılamıyor. BioNTech aşısının eksi 70 derecede muhafaza edilmesi ve sarsıntılara karşı korunması gerekiyor. Bunun için aşı merkezleri oluşturuldu. Bu merkezlerde aşıların uygun şekilde depolanması mümkün. Aşı merkezlerinin oluşturulmasının diğer bir nedeni ise öncelikli gruplar bazında oluşturulan aşı takvimini daha iyi takip edebilmek. Yeterince aşının var olması ve muhafaza edilme durumuyla ilgili sorunların çözülmesi ile birlikte ileriki süreçlerde aşılanmanın aile hekimlerince yapılması öngörülüyor.

Bakım evlerinde yapılan aşılamalar için aşı yapan doktor gelmeden önce orada kalan insanlara veya kendileri karar verecek düzeyde değilse yakınlarına gerekli bilgiler sunularak imzalar alınıyor. Aşı merkezlerinde yapılan aşılarda ise bilgilendirme o merkezlerde çalışan doktorlar tarafından yapılıyor.

Almanya’nın federal yapısından kaynaklı eyaletlerde insanların aşılanma tarihi konusunda bilgilendirilmesi farklı. Bazı eyaletlerde insanlara mektup gönderilerek aşı için nasıl randevu alınacağı açıklanıyor. Örneğin; NRW geçen hafta 80 yaş üstü insanlara mektup aracılığıyla Şubat ayından itibaren aşı olabileceklerini aktardı. Mektupta 116117 numarası aranarak veya aynı numaraya bağlı internet sayfasından randevu alınabileceği belirtiliyor. Ancak interneti pek kullanmayan insanlar için kayıt prosedürü kolay değil. Verilen telefon numarasına ulaşmak da epey zor. Çünkü nerdeyse tüm Almanya bu numarayı arıyor. Ki bu numara sırf korona aşısı için randevu merkezi değil, aynı zamanda uzman doktorlarda randevu almak için de kullanılıyor. Acil hastalık durumunda da bu numara aranıyor.

 

Aşı ne kadar koruyor? Koronavirüs aşısı olan kişi taşıyıcı olmaktan çıkıyor mu? 

Aşı ile enfeksiyon ve hastalanma riskinin azalması amaçlanmakta. Almanya’da piyasaya sürülen aşılar yaklaşık 30 bin insan üzerinde denenmiş ve etki oranı yüzde yüzde 95 olarak tespit edilmiş. Aşı olan insanlar büyük bir ihtimalle koronavirüs teması yaşadığında hastalanmayacak. Aşının yarattığı koruma sürecinin tam olarak belirlenmesi henüz mümkün değil. Şimdiye kadar elde edilen verilere göre bu süre en az 8-9 ay. Aşı olan insanların bulaşıcılığı konusunda yürütülen araştırmalar kapsamında henüz net bir sonuç çıkarmak mümkün değil. Aşı olan kişi taşıyıcı olabilir. Bundan dolayı çevreyi korumak için aşıdan sonra da maske, fiziksel mesafe, hijyen ve havalandırma önemlidir. 

 

Aşıyla ilgili bir zorunluluk yok ama sıranız geldiğinde aşı olmak istemiyorsanız nasıl bir yol izlemelisiniz?

Aşı ile ilgili zorunluluk olmadığından dolayı sıranız geldiğinde herhangi bir işlem yapmak zorunda değilsiniz. İş yerleri de sizi aşı yapmaya zorlayamaz, tabi aynı şekilde aşı olmanızı da engelleyemez. Örneğin çalıştığım hastanede tüm çalışanlara mektup yollandı. Aşı olmak isteyenler mektupta aşı olmak istiyorum tümcesinin altına imza atıp mektubu hastane idaresine geri gönderdi. Aşı olmak istemeyenler ise mektubu cevapsız bıraktı. Örneğin; NRW eyaletinde 80 yaş üzeri olup evde yaşayanlara mektup gönderildi ve aşıya davet edildiler. Aşı olmak istemeyenler randevu yapmayabilir. 

Aşı olanlar için kısıtlamaları kaldırma talepleri de gelmeye başladı. Bu şimdilik söz konusu değil. Aşının hastalıktan, özellikle hastalığın ağır seyrinden koruduğu biliniyor. Ancak aşının virüsün bulaşmasını engellediği henüz kesinleşmiş değil.

 

Aşı kesinlikle DNA’ya etki etmiyor

 

Aşının kullanımına izin çıkması için temel kıstaslar var. Aşının kaliteli, güvenilir yani sakıncasız ve etkili oluşunun kanıtlanmış olması gerekiyor. Bunun için üç aşamalı bir prosedür öngörülmekte. Birinci aşamada aşının güvenilir oluşu küçük bir gönüllüler grubu üzerinde denenmekte. İkinci aşamada ise yüzlerece denek üzerinde aşının etkili dozajı ve bağışıklık sistemine etkisi araştırılıyor. Üçüncü aşama ise binlerce gönüllü üzerinden yapılıyor. Bu aşamada aşının gerçek etkisi tespit edilmeye çalışılıyor. Daha önce de belirttiğim gibi Almanya’da piyasaya sürülen aşılar yaklaşık 30 bin insan üzerinde denenmiş ve etki oranı yüzde 95 olarak tespit edilmiştir. Bu esnada ölüm dahil ağır yan etkileri görülseydi denemeler derhal durdurulurdu. Aşılar için kullanım izni veren Paul Ehrlich Enstitüsü de başvuruya olumlu cevap vermezdi.

Birçok Avrupa ülkesinde kullanılan korona aşıları –hem BioNTech-Pfizer ortaklığında hem de Moderna tarafından geliştirilenler– mRNA teknolojisiyle geliştirildi. Maalesef mRNA, DNA ile karıştırılarak aşıya karşı antipropaganda malzemesi olarak kullanılmakta. DNA, tüm organizmaların gerekli genetik talimatlarını taşıyan maddedir. Aşı kesinlikle bu yapıya, yani DNA’ya etki etmiyor.

Etkili ve güvenli aşılar, pandeminin önüne geçilmesi için önemlidir. Fakat belirleyici olan insanların büyük kısmının virüse karşı bağışıklık kazanması. Aşılar, sürü bağışıklığı (yani geniş toplum kesimlerindeki bağışıklık) aracılığıyla Covid-19 hastalığının ağır şekilde seyretmesinin önüne geçebilir.

Sürü bağışıklığı konusu hastalığın ilk haftalarında/aylarında sık tartışıldı. Bazı Avrupa ülkeleri hastalığın yayılması ile toplumda bağışıklık yaratmayı bir yol olarak gördü, ancak çoğu ülkeler hastalığın ölümcül boyutunu göz önünde bulundurarak geri adım attı. 

 

Kimler öncelikli?

Almanya'da Covid-19 aşısı öncelik grupları şöyle sıralanıyor:

* 80 yaş üzeri

* Huzurevi ve bakım evlerinde çalışan sağlık görevlileri

Ayakta bakım hizmetlerinde çalışan sağlık görevlileri

* Yoğun bakım üniteleri veya acil servislerde çalışan sağlık görevlileri

* Enfeksiyon riski yüksek olan kişilerin tedavisinde çalışan sağlık görevlileri

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.