- Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne ilişkin eylemler artmaya başlayınca zorlanan Türk devletinin farklı taktiklere başvurduğunu belirten KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, "Mücadele olmazsa ne Önderliğin kardeşi gidebilir ne avukatları görüşebilir" dedi.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Türk devletinin sıkıştığında görüşme ve telefon hakkına izin vererek halkı kandırmak, Öcalan ve Kürdistan halkına karşı özel savaşa devam etmek istediğini söyledi.
İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 22 yıldır ağır tecrit koşulları altında tutulan Kürt Halk Önderi Öcalan, 11 aydır ailesi ve avukatları ile görüştürülmüyor. Bazı sosyal medya hesapları üzerinden Öcalan’ın sağlık ve güvenlik koşullarıyla ilgili yayılan iddialar üzerine, ailesi ve avukatlarının Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na “acil görüşme” başvurular da yanıtsız bırakılıyor. Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, 25 Mart’ta ağabey Öcalan ile 4,5 dakika süren kısa bir görüşme gerçekleştirdi. Abdullah Öcalan, görüşmenin hukuksuz olduğunu, bir görüşme olacaksa İmralı’da olması gerektiğini ve avukatlarıyla görüşmek istediğini belirterek, uygulamaya tepki gösterdi.
Stêrk TV'de yayınlanan özel programa konuşan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Kürt Halk Önderi üzerinde uluslararası güçlerin bir siyaset yürüttüğünü, Türk devletinin de bu siyasetin gardiyanlığını yaptığını belirterek, "İmralı'da her gün, her saat psikolojik bir savaş yaşanıyor. Rêber Apo, Kürt halkını yeniden dirilttiği, özgürlük bilincini verdiği ve özgür yaşamı geliştirdiği için intikam alıyorlar" dedi.
Kürdistan'a ve Kürdistan halkına yönelik soykırım siyaseti yürüten bir devletle karşı karşıya oldukları için Öcalan’a ilişkin konu ne olursa olsun ciddiye aldıklarını kaydeden Bayık, şöyle devam etti: "Kürdistan halkına yönelik soykırım siyaseti yürüten bir devlet Rêber Apo'ya karşı da her şeyi yapabilir. Birçok halkı yok ettiler. Yine iktidarları için kendi öz kardeşlerini öldürmüşler. Bundan dolayı Türk devleti her şeyi yapabilir. Kürdistan halkı, dostlarımız ve Hareketimiz ortaya atılan haberleri ciddiye alıyorsa sebebi budur. Sadece Türk devleti, AKP-MHP iktidarı değil, İmralı sistemini inşa eden uluslararası güçler de bu durumdan sorumlu. Bunlar Avrupa Konseyi, CPT, uluslararası komployu geliştiren ABD, İngiltere, İsrail ve onlara yardım edenlerin hepsi bu siyasetin sorumlularıdır."
Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne ilişkin eylemler artmaya başlayınca zorlanan Türk devletinin farklı taktiklere başvurduğunu belirten Bayık, şöyle konuştu: "Örneğin Önderlik ile görüşmelere izin veriyor. Bunlar tamamen taktik. Psikolojik ve özel savaşı yürütmek için bu taktiklere başvuruyorlar. Verilen mücadele onları görüşme yaptırmaya zorluyor. Mücadele olmazsa ne Önderliğin kardeşi gidebilir ne avukatları görüşebilir. Sıkıştıklarında görüşme ve telefon hakkına izin vererek halkı kandırmak, Rêber Apo ve Kürdistan halkına karşı yürüttükleri özel savaşa devam etmek istiyorlar.
Şimdi de telefonla bir görüşme gerçekleştiğini söylüyorlar. Rêber Apo, İmralı'da yürütülen siyasetin hukuksuz olduğunu belirttiği için de telefonu kesmişler. Halkımız da Rêber Apo'nun fiziki özgürlüğü dışında bir şeyi kabul etmediğini söylüyor, doğrusu da budur.
Fiziki özgürlüğü dışında kabul edelimez
Önderliğe karşı yürütülen soykırım siyasetini hem Kürt halkı hem dostları çok iyi anlıyor. Bu yüzden bu siyasete karşı alanlara çıktılar, fiziki özgürlüğünde ısrar ediyorlar. Sadece tecridin sona ermesini istemiyorlar, artık Önderliğin fiziki özgürlüğü dışında bir şeyi kabul etmiyorlar. Biliyorlar eğer Rêber Apo özgürleşmezse Kürdistan, Ortadoğu ve insanlığa karşı yürütülen soykırım siyaseti devam edecektir. Bunu bildikleri için de sadece Önderliğin fiziki özgürlüğünü kabul ediyorlar.
Kürt halkı ve dostları, Newroz'da Rêber Apo'ya güçlü bir şekilde sahip çıktı. Hem de cesaretli, kararlı bir şekilde fiziki özgürlüğü dışında hiçbir şeyi kabul etmediklerini belirttiler. Bunda ısrarcı olmak çok iyi ama eylemlere devam edilmeli. Yani bunu dile getirdik, bütün dünya da gördü, yeterlidir, denilmemeli. Doğrudur, bu Newroz'da tarihi bir atılım gerçekleştirdik ama bunu geliştirmemiz, başarıya ulaştırmamız lazım."