‘Bir daha öyle tören yapamadılar’

Kadın Haberleri —

29 Haziran 2022 Çarşamba - 20:00

Erdoğan Sürgeç

Erdoğan Sürgeç

  • Zeynep Kınacı’nın (Zilan) eyleminin üzerinden 26 yıl geçti. O gün eyleme tanıklık edenlerden Erdoğan Sürgeç, hiç kimsenin böyle bir eylemi beklemediğini, fedai eyleminin devleti şok ettiğini kaydetti.

FİRAZ BARAN

Dersim'de 30 Haziran 1996’da bir fedai eylemi gerçekleşti. ARGK gerillası Zeynep Kınacı, şehir merkezinde bayrak töreni yapan askerlerin içinde üzerine bağladığı bombaları patlattı. O günün tanıklarından Erdoğan Sürgeç ile görüştük. Sürgeç, Zilan’ın Dersim’e nasıl geldiğini, eylemini nasıl gerçekleştirdiğini ve sonrasında yaşananları gazetemize anlattı.

Eylem öncesi Dersim'de askeri ve siyasi atmosfer nasıldı?

90'lı yıllar deyince faili meçhul cinayetler, yakılan ve boşaltılan köyler, gözaltılar, asker ve polisin çok yoğun yığınak yaptığı bir süreçti. Deyim yerindeyse, silahların gölgesinde bir yaşam sürdürülüyordu Kürdistan'da. Dersim de aynı manzarayı yaşıyordu. İlçeler açık bir cezaevine dönüştürülmüştü. İlçelerin nüfusu 2-3 bin arasındaydı. 3-4 katı asker ve polis vardı. Sadece alayda 10 binin üzerinde asker vardı. Ayrıca merkez karakol, özel hareket, sivil polis, çevik kuvvet vardı. Bunların toplamı kentin nüfusunun iki katı ediyordu. Bir de dönem dönem Bolu Komando Tugayı, Kayseri Komando Tugayı'ndan operasyonlar için ek asker geliyordu. Özellikle bahar ve sonbahar aylarında... 10 bini, 20 bini aşan bir güç geliyordu. Bunlar geçiciydi. Bazen bir ay, bazen iki ay kalıyorlardı. Yani daha çok asker ve polisin olduğu bir manzarayla karşı karşıyaydık. Operasyonlar zaten aralıksız devam ediyordu. Kışın operasyon sayısı düşüyordu ama sürekli bir askeri hareketlilik vardı. 

Dersim'de köyler ne zaman yakılmaya başlandı?

Dersim'de köy yakmalar ve köy boşaltmalar 1994'te başladı. Türk devleti yüzlerce köy ve mezrayı ya yaktı ya da boşalttı. İnsanlar Dersim şehir merkezine veya uzak yerlere göç etmek zorunda kaldı. Böyle yaparak gerillanın alanını daraltmak, kısıtlamak, gerillaya giden lojistik desteği kesmek amaçlanıyordu. Bunda başarılı olamadılar. Gerilla yine kendi tarzını uyguladı. Kesintisiz eylemlerini devam ettirdi. Kuşkusuz bu hem Dersim'e, hem gerillaya yansımıştır ama sonuç alamadılar.

Zeynep Kınacı-Zilan şehir merkezine ne zaman geliyor?

Zilan arkadaş 25 Haziran günü bir grup gerilla ile şehir merkezine yakın bir köye geliyor. Orada bombaları üzerine bağlıyor ve sivil kıyafetler giyiyor. Kendisine hamile kadın görüntüsü veriyor. O zaman kuryelik yapan bir arkadaş, Zilan arkadaşın yanına gitmişti. Dersim merkeze araca binip gelinemezdi, çünkü 3-4 yerde arama noktaları vardı. Kurye, Zilan arkadaşı yürüyerek kontrol noktalarının üst tarafından şehir merkezine kadar getirmişti.

Eylem inisiyatifi de Zilan arkadaşa bırakılmıştı. Bir aile belirlenmişti. Belirlenen aileye gidiyorlar. Zilan arkadaş ailenin tedirginleştiğini fark ediyor. Anne, çocuklarından ötürü korkuyor. Zilan arkadaş bunu görüyor. Sadece 10 dakika orada kalıyor ve kurye ile birlikte oradan ayrılıyor. Kuryeye, "Sen git. Ben başımın çaresine bakarım" diyor.

Zilan arkadaş sağlıkçıydı, hemşirelik okumuştu. Onunla birlikte okuyan sağlıkçı bir arkadaşının Dersim'de çalıştığını biliyor. Telefon kulübesinden devlet hastanesini arıyor. O arkadaşıyla görüşüyor. Tabi o arkadaş Zilan arkadaşın gerilla olduğunu bilmiyor. "Ben geldim, Dersim'deyim. Sana gelmek istiyorum" diyor. Okul arkadaşıdır, hemen gidip alıyor. Zilan arkadaş dört gün o ailede kalıyor. Tabi aile Zilan arkadaşın gerilla olduğunu, eylem için şehre geldiğini bilmiyor.

Tüm bunlardan siz de o dönem haberdar mıydınız?

Dersim merkeze girdiği zaman benim de kısmen haberim oldu. Kurye arkadaşı tanıyordum. O, bir arkadaşın eylem için şehir merkezine geldiğini söyledi. Ama nasıl bir eylem olacağı konusunda bilgi vermedi. Biz de soru sormazdık... Aklıma hiç böylesine görkemli bir fedai eylemi gelmemişti. Detayları sonradan öğrendik.

Zeynep Kınacı dört gününü nasıl geçiriyor?

Zilan arkadaş zaman zaman çıkıp keşif yapıyor. Hedef belirlemek için çarşıya gidiyor. Sanırım 27 Haziran'da yeni yapılan merkez polis karakolunun açılışı vardı. Zilan arkadaş önce oraya yöneliyor. Gidiyor... Bazı esnaflar da açılışa davet ediliyor. Sivillerin olduğunu fark ediyor ve eylemi gerçekleştirmiyor. O dönemler Cuma ve Pazar günleri akşam saat 5'te bando takımı askerlerle birlikte tören yapıyor ve İstiklal Marşı okuyorlardı. Her hafta şehir merkezinde bunu tekrarlıyorlardı. Zilan arkadaş eylemi orada yapmaya karar veriyor.

.
Erdoğan Sürgeç

Eylem anına dönersek, Zeynep Kınacı eylemi nerede ve nasıl gerçekleştiriyor?

30 Haziran 1996, Pazar günü saat 5'te tören mangası yerini alıyor. O meydana Dersim'de “Palavra Meydanı” deniyordu. Resmi adı Cumhuriyet Meydanı'dır. Zilan arkadaş o eylemi yaptıktan sonra halk oraya “Özgürlük Meydanı” dedi. Tören mangası İstiklal Marşı’nı okumaya başlayınca Zilan arkadaş alana doğru hareket ediyor. Hamile bir kadın kılığında geliyor. Bir tören mangası var, bir de onun güvenliğini alan askerler var. Onlar da İstiklal Marşı söylendiği için esas duruştalar. Zilan arkadaş onların içine doğru hareket etmeye çalışıyor. Bir asker esas duruşunu bozmadan omuzuyla engellemeye çalışıyor. Zilan arkadaş ani bir şekilde askerlerin içerisine dalıyor ve patlamayı gerçekleştiriyor. Orada bir tekel büfesi vardı. Medyanı tam gören bir yerdeydi. Mesela o kişi, Zilan arkadaşın gelişine, askerlerin içine girişine anı anına tanıklık ediyor. O anlatıyordu: "Geldi. Ani bir manevrayla askerlerin içine daldı. Bijî Serok Apo şeklinde slogan attı ve patlama oldu."

Siz o an neredeydiniz? Patlamayı duydunuz mu? O gün Dersim'de neler yaşandı?

Tam o esnada biz eylemin yapıldığı meydanın bir alt sokağında ikinci katta olan bir kıraathanede oturuyorduk. 50 metre bir mesafe vardı aramızda... Patlamayla birlikte şehir lokantasının camlarının döküldüğünü gördüm. Ben tüp patladığını zannettim. Oraya doğdu hareket edince şunu gördük: Parçalanan bedenler, 100-200 metre sağa-sola serpilmiş miğferler, kasklar vardı. Yaralı askerler bağırıyordu. Meydanı gören bütün iş yerlerinin camları kırılmıştı. …

Zilan arkadaşın eyleminden sonra bu töreni bıraktılar. Bir daha öyle törenler yapmadılar.

Eylemin yankıları ne oldu, devlet güçleri nasıl bir tepki verdi?

Askerler ve polisler böyle bir eylemi hiç beklemiyorlardı. Adeta şok olmuşlardı. O an bir tepki veremediler. Örneğin Zilan arkadaşın eyleminden bir yıl önce gündüz saatlerinde, şehir merkezinin üst tarafında, Esentepe'nin tim noktasına yönelik bir eylem gerçekleştirilmişti. Gündüz saatlerinde, saat 2'de. Orada da altı özel hareketçi öldürülmüştü. Gerilla kayıp vermeden kendi alanlarına çekilmişti. Mesala o eylemden sonra özel hareketçiler panzerlerin üzerinde ellerinde megafonla çarşının ortasında halka hakaret etmişti. Ama Zilan arkadaşın gerçekleştirdiği eylemden sonra eylemin büyüklüğü onları da şok etmişti. Nasıl bir tepki vereceklerini onlar da bilemediler.

Siz böyle bir fedai eylem bekliyor muydunuz?

Şehir merkezine bir arkadaşın geldiğini duyduğum zaman normal bombalı bir eylem veya suikast yapacağını düşünmüştüm. Fedai eylemi olacağını hiç düşünmemiştim. Çünkü, hiç yapılmamıştı. Kuşkusuz gerilla alanlarında çatışma esnasında fedai tarzda eylemler yapılmıştır. Ama şehir merkezinde, deyim yerindeyse gelip düşmanın ciğerinde böyle bir eyleme ilk kez tanık olmuştuk. Bütün Kürdistan halkını ayağa kaldıran, etkileyen böylesine görkemli bir eyleme tanıklık etmek bir şans ve sorumluluk. Bu sorumluluk duygusunu hep taşıdım.