• İstanbul, Bursa, Kocaeli ve Agirî'deki iş cinayetlerinde dört işçi yaşamını yitirdi, iki işçi de yaralandı.

 

Güvencesiz çalışma, denetimsizlik ve iş ve işçi güvenliğini umursamayan kâr hırsı can almaya devam ediyor.

Dört kentten gelen iş cinayeti haberleri, işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin sadece kağıt üzerinde kaldığını bir kez daha gözler önüne serdi. İstanbul, Agirî, Bursa ve Kocaeli’de yaşanan işçi cinayetlerinde biri çocuk olmak üzere dört işçi yaşamını yitirdi, iki işçi ise yaralandı.

Yıkım sırasında göçük

İstanbul’un Küçükçekmece ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi Şair Şinasi Sokak’ta, kentsel dönüşüm kapsamında tahliye edilen ve yıkım çalışmaları süren iki katlı bir binada kısmi çökme meydana geldi. Yıkım esnasında hiçbir güvenlik önleminin alınmadığı iddia edilen olayda, üç işçi tonlarca ağırlıktaki beton blokların altında kaldı. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, AFAD ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekiplerin çalışmasıyla göçük altından çıkarılan üç işçi hastaneye kaldırıldı. Hastaneye sevk edilen işçilerden biri tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. Yaralı diğer iki işçinin ise tedavisi sürüyor.

16 yaşındaki çocuk

Agirî merkezde bir inşaatta çalıştırılan 16 yaşındaki Tunahan Kaya, çalıştığı esnada yüksekten düşerek yaşamını yitirdi. Olayın ardından inşaatta güvenlik önlemlerinin yetersizliği tartışılırken, Kaya’nın cenazesi otopsi işlemleri için devlet hastanesine kaldırıldı. Cenazesi, otopsi işlemlerinin ardından memleketi Bazîd'in Ortadirek köyünde toprağa verildi.

Taşeron düzeninde cinayet

Kocaeli’nin Darıca ilçesinde, Birleşik Metal-İş Gebze 2 No’lu Şubenin örgütlü olduğu Kroman Çelik fabrikasında taşeronlaştırma politikasının bedelini bir işçi hayatıyla ödedi. Taşeron Metin Çelik firmasında kaynakçı olarak çalışan Mustafa Karatepe, mesai esnasında dört metre yükseklikten beton zemine düştü. Ağır yaralanan ve hastaneye kaldırılan işçi kurtarılamadı. 15 yıldır aynı fabrikada döktüğü alın teriyle bilinen Karatepe’nin cenazesi, memleketi Düzce’nin Yığılca ilçesinin Hocaköy köyünde toprağa verildi.

Çiftlik inşaatında ölüm

Bir diğer yüksekten düşme ve iş cinayeti haberi ise Bursa’dan geldi. Orhangazi ilçesi Paşapınar Mahallesi’ndeki bir çiftlik inşaatında çalışan 53 yaşındaki Osman Koç, yaklaşık üç metre yükseklikteki duvardan beton zemine düştü. Ağır yaralı olarak Orhangazi Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Osman Koç, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayla ilgili soruşturmanın başlatıldığı bildirildi. HABER MERKEZİ

***

262 kişilik işe 20 bin başvuru

Zonguldak'ta ve Bartın’ın Amasra ilçesinde Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda (TTK) yer altı ve yer üstünde çalışacak 262 için kura çekimi yapıldı. Yapılan kura çekimine yaklaşık 20 bin kişi başvurdu.

Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda Zonguldak ve Bartın’ın Amasra ilçesinde çalıştırılmak üzere farklı branşlarda işe alınacak 262 kişi için kura çekimi yapıldı. TTK Kozlu Müessese Müdürlüğünde yaklaşık 20 bin kişinin başvurduğu kura çekiminde başvuru sahiplerinden bazıları salonda hazır bulundu. 242 kişi Zonguldak’a ve 20 kişi Bartın’a ayrı ayrı olmak üzere 22 farklı branşta çekiliş yapıldı. Kesin sonuçların noter onayından sonra TTK’nin internet sitesinde yayınlanacağı belirtildi.

***

Şehir hastaneleri 63 milyarı yuttu

Ankara Tabip Odası, ilk 5 şehir hastanesine 63 milyar TL aktarılmasına tepki gösterdi. Aynı dönemde "kanserle mücadele faaliyetleri" için sadece 16,5 milyar TL ayrıldı.

Kamu-özel iş birliği (KÖİ) modeliyle inşa edilen şehir hastaneleri, kamu kaynaklarını tüketmeye ve genel bütçe üzerinde giderek ağırlaşan bir yük oluşturmaya devam ediyor. Sağlık Bakanlığının yayımladığı bütçe giderlerinin faaliyet sınıflandırması tablosuna göre; yalnızca bu yılın ilk 5 ayında KÖİ modeliyle yapılan sağlık tesisleri için ayrılan kaynak 63 milyar 37 milyon 933 bin TL’ye ulaştı. Ankara Tabip Odası tarafından yapılan açıklamada, “Sağlık politikalarının belirlenmesi ve kaynakların nasıl kullanılacağı, temelinde politik bir tercih meselesidir. Mevcut tablo, kaynakların nitelikli ve erişilebilir bir kamu hizmeti için mi, yoksa şirketlerin kârlılığı için mi kullanıldığına dair net bir soru işareti yaratmaktadır. Oysa sağlık hizmetleri, özel çıkar gruplarının ekonomik hedeflerine teslim edilemeyecek kadar kritik faaliyetlerdir. Bu hizmetler; kamu yararı, kamu hukuku ve kamu maliyesi araçlarıyla, kamucu bir planlama dahilinde herkese eşit, ücretsiz ve erişilebilir şekilde sunulmalıdır” ifadeleri yer aldı.

Bakanlık bütçesinden aynı dönemde "kanserle mücadele faaliyetleri" için ayrılan ve kullanılan toplam kaynak 16,5 milyar TL seviyesinde kaldı.

***

Birleşik mücadele ablukayı kırar

BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, tek bir cepheden yükselen saldırılara karşı tüm toplumsal muhalefetin, çevre hareketlerinin ve işçi sınıfının birleşik bir mücadele cephesi kurması gerektiğini söyledi.

En büyük sanayi ve üretim merkezleri arasında yer alan Dîlok'ta yüzbinlerce işçi kölelik koşullarında çalışıyor. İşçiler, uzun çalışma saatleri, düşük ücret, güvencesizlik, emek sömürüsü ve örgütlenme engelleriyle karşı karşıya. Sendikal faaliyetleri gerekçesiyle 17 Mart 2026'da tutuklanan ve 12 Mayıs'ta serbest bırakılan Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen, MA'ya yaptığı açıklamada, Dîlok’ta kayıt dışı çalışanlarla birlikte yaklaşık 500 bin işçinin "kölelik şartlarında" istihdam edildiğine dikkat çekti.  

Açlık sınırının 37 bin, dört kişilik bir ailenin asgari yaşam standartlarını belirleyen yoksulluk sınırının ise 110 bin TL’ye dayandığını anımsatan Türkmen, Dîlok sanayisinde yoksulluk sınırının yarısına yaklaşabilen tek bir işçi bile olmadığının vurguladı.

Türkiye'ye biçilen üç temel rol olduğunu savunan Türkmen, şöyle sıraladı:

* Uluslararası sermaye için dikensiz bir ucuz iş gücü cenneti yaratmak.

* Ülkeyi bir lojistik ve tedarik üssü haline getirmek.

* Tüm doğayı, toprağı maden tekellerinin yağmasına açmak.

İşçilere dayatma

Türkmen, iktidarın bölgede sendikalı olmak isteyen işçilere de tek bir yol dayattığını belirterek, "İşçi ya örgütsüz kalacak ya da patronla ve devletle iş birliği içinde olacak. İşçinin taleplerine kulak tıkayıp sınıfına ihanet eden sarı, bürokratik, bürokrat sendikalara mahkum edilecek. Bize olan düşmanlıkları bu tekerleğe çomak sokmamızdandır" dedi.

Yasalarına bile uymuyor

Artık iktidarın kendi yasalarına bile uymadığı, anayasal sendikal hakların fiilen lağvedildiği bir saldırganlığın varlığına işaret eden Türkmen, iktidarın keyfine göre eğip büktüğü yasal çerçevelere sıkışarak bu ablukanın dağıtılamayacağının altını çizdi. Türkmen, şunları söyledi: "Gazetecilerin hapsedilmesine, belediyelere ve siyasetçilere kayyumlar-baskılar yoluyla çökülmesine, doğanın talan edilmesine ve işçinin ekmeğinin çalınmasına karşı tek bir cepheden yükselen bu saldırılara karşı; tüm toplumsal muhalefetin, çevre hareketlerinin ve işçi sınıfının fiili, meşru, örgütlü ve birleşik bir mücadele cephesi kurması şarttır. Bu ablukayı ancak birleşik bir meşru mücadele kırar."