Birliğe gelmeyen kara leke olur

- DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Öcalan’ın ulusal birlik mesajının Kürt halkının ortak talebi olduğuna dikkat çekerek, “Kürt halkının bu talebine cevap olamayanlar tarihe kara bir leke olarak geçecektir” dedi.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Öcalan’la 21 yıl sonra ilk kez yapılan telefon görüşmesinde dile getirdiği ulusal birlik çağrısını değerlendirdi. Öztürk, Öcalan’ın, Kürt halkının birliğini oluşturulması için büyük emek sarf ettiğini belirterek, ulusal birlik çalışmalarında her zaman üzerine düşen tarihi sorumluluğu yerine getirdiğini söyledi.
Yüzyıllık fırsat da kaçar
Öcalan’ın tüm Kürt hareketlerini ulusal birliğe davet ettiğini belirten Öztürk, Kürt halkının Ortadoğu’da söz sahibi olması için Kürdistan’da demokratik temelde, ulusal birlik noktasında adım atmasının şart olduğunu söyledi. Aksi takdirde yüzyıllık bir fırsatın ve Kürt halkının büyük bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımların tehlikeye gireceğine işaret eden Öztürk, “Bu kazanımların yok edilmesi demek, Kürt halkının bir yüzyıl daha kaybetmesi demektir. Kürt halkının temsiliyetini yapan hangi parti olursa olsun bu gerçeklik temelinde adım atmak zorundadır. Kongreyi yarın toplayalım demiyoruz ama şu an var olan saldırılar bir parçaya değil, Kürt halkının varlığına dönük saldırılardır. Her parçada da Kürt’ün varlığına yönelik bu saldırılara karşı ses çıkarılmalıdır. Bu açıdan Öcalan’ın, belirtmek istediği, eğer biz ulusal birliği oluşturmazsak kaybeden sadece Federe Kürdistan veya Batı Kürdistan olmaz. Bütün Kürdistan’daki Kürt halkının kazanımları kaybedilir” dedi.
Geç kalmış sayılmayız
Federe Kürdistan’da Türkiye’ye ait iki gözlem noktası sayısının zamanla 30’a çıktığını hatırlatan Öztürk, Türk istihbaratının Federe Kürdistan’da bu yoğunlukta olmasının Kürt halkının menfaatine olmadığını vurguladı. Federe Kürdistan’da yapılmak istenen referanduma ilk karşı çıkanın Türkiye olduğunu anımsatan Öztürk, şöyle devam etti: “Kürt halkı ulusal birliğini bu gün oluşturmuş olsaydı, Güney’de yapılmak istenen referandumu her parçada savunulacaktı. Doğu ve Kuzey Suriye’de halkaların büyük kazanımlarına dönük saldırı gerçekleştirme cesareti gösteremeyeceklerdi. İran Kürdistan’ında her gün gençlerimizi asamazlardı. Bu açıdan Ulusal Birlik Kongresi yapılmış olsaydı çok önemli sonuçları olacaktı. Ama geç kalmış sayılmayız. Öcalan herkesi tekrar masaya oturmaya ve yeniden ulusal birlik kongre çalışmalarına başlamaya davet etti. Bu davete cevap olmak da tarihi bir sorumluluktur.”
Kürt halkının varlığına saldırıyor
Türkiye’nin, Kürt halkının kazanımlarına dönük her türlü saldırıyı meşru gördüğünü dile getiren Öztürk, şunları söyledi: “Kürtlerin kazanmış olduğu belediyelere kayyum atayarak, ilk hedef aldıkları Kürtçe tabelalar oldu. Burada mesele HDP değil, meselenin Kürt halkının diline ve varlığına dönük olduğunu görmek gerekiyor. Dolayısıyla Güney’de sözde operasyon adı altında gerçekleştirilen de Kürt halkının meşru varlığına dönük bir saldırıdır. Kürt halkı da bu saldırıları görüyor ve buna karşı mücadele ediyor. Halkın kendisini temsil edenlerden en önemli talebi açık ve net bir şekilde, ‘Ya bu süreçte bizim istek ve taleplerimize cevap olursunuz ya da hangi parti olursanız olun yok olup gitmeye mahkumsunuz’ diyor. Kuzey-Doğu Suriye’ye dönük işgal girişimi sırasında Süleymaniye ve Hewlêr’de Kürt halkı Türkiye ürünlerine dönük bir boykot hareketi başlattı. Halkımız bu konuda bilinçli ve örgütlüdür. Halkımız adına siyaset yapıyorsak bize düşen de halkımızın söylediklerini ve talimatlarını yerine getirmektir.”
Kazanımlar birlikle korunur
Zînê Wertê’de yaşananların sadece orayla sınırlı bir mesele olmadığını vurgulayan Öztürk, şöyle konuştu: “Halkımızın her kazanım için büyük bedeller ödemek zorunda kaldı ve şuanda bu kazanımları korumak için de bedel ödemeye devam ediyor. Bu anlamda her parçada elde edilen kazanımlara diğer parçaların da sahip çıkması ve koruması gerekiyor. Bunun yolu da ulusal birlikten geçiyor. Halkımızın da bizden talebi açık ve net bir şekilde demokratik temelde ulusal birliğin kurulması. Şayet biz de onların siyasi temsilcileri olarak bunu gerçekleştiremezsek tarihten silip gideceğiz. Bu tüm parçalar ve tüm hareketler için geçerlidir. Biz de ya halkımızın bu talebine cevap oluruz ya da cevap olamayan hangi parti, örgüt ve kurum varsa tarihe kara bir leke olarak geçecektir.”
AMED











