- HDK Eşsözcüsü ve Yeşil Sol Parti Milletvekili adayı Cengiz Çiçek: Bir oyumuz boşa gitmemeli, Yeşil Sol Parti’ye bütün emekçilerin, kadınların, kimliklerin, inançların oy vermesi gerekiyor. Yeşil Sol Parti’ye verilen her oy, AKP-MHP iktidarından koparılmış birer milletvekili olacak.
- Bu iktidarı büyük şehirlerde düşürdük. 31 Mart’ta salladık, tökezlettik, 14 Mayıs’ta yıkacağız. Bu öz güvenle hareket etmek zorundayız. Bunları götürmek, bizim için artık bir onur, toplumsal ahlak, eşitlik, özgürlük, devrimcilik, yurtseverlik görevidir. O yüzden bunlar gitmez demeyin, bunlar gidecek.
HDK Eşsözcüsü ve Yeşil Sol Parti Milletvekili adayı Cengiz Çiçek, İstanbul’da seçim sonuçlarının Türkiye ve Kurdistan’ın kaderini belirleyeceğini belirterek, “31 Mart’ta salladık, tökezlettik, 14 Mayıs’ta yıkacağız” dedi.
Demokratik Cumhuriyet’in inşası ve 3. Yol stratejisiyle seçim sahasına inen Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), yaklaşık 10 milyon seçmeni olan İstanbul’da 2 milyonun üzerinde oy almayı hedefliyor. Yeşil Sol Parti, 2018 seçimlerinde bir milyon 195 bin olan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) seçim başarısını ikiye katlamak için üç bölgede, 39 ilçede kesintisiz çalışıyor. Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü ve Yeşil Sol Parti İstanbul 2. Bölge adayı Cengiz Çiçek, Avrupa’dan Anadolu’ya seçmenle buluşarak, ikinci yüzyılda Türkiye’nin demokratikleşmesi için Yeşil Sol Parti’nin başarısının önemini anlatıyor.
Dersim’de 1978'de dünyaya gelen Çiçek, ailesiyle birlikte 1985'te göç etmek zorunda kaldı. Çiçek, erken yaşlarda sınıf çelişkisiyle Türkiye’nin en batısındaki kentlerden biriyle tanıştı. Politik bilinci de bu yılların etkisiyle güçlenen Çiçek, hem çalışıp hem okuyan bir öğrenci olarak 1997'de Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandı. Üniversitede 1998'de içinde doğduğu Kürt halk sorunuyla tanışan Çiçek, mücadeleye atıldı. Siyasi hayatının da başlangıcı olan bu yıllarda Çiçek, ilk olarak Halkın Demokratik Partisi (HADEP) Gençlik Kolları’nda mücadele etmeye başladı. Mezun olduktan sonra Kürtlerin özgürlük mücadelesini yürütenleri avukat olarak gönüllü olarak savunan Çiçek, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatlığını yaptı, bu süreçte tutuklanarak üç yıl cezaevinde kaldı. Tahliye olması sonrası Çiçek, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Eşbaşkanlığı görevini üstlendi, daha sonra partinin Merkez Yürütme Kurulu’nda yer aldı. Çiçek, 1998'de başlayan siyasi mücadelesini, HDK Eşsözcülüğü olarak sürdürüyor. Evli olan Çiçek, Eva ve Çiyager'in babası.
İkili hesap soruyoruz
14 Mayıs seçimlerinde Yeşil Sol Parti 2. Bölge milletvekili adayı olan Çiçek, MA'dan Özgür Paksoy'a konuştu. AKP-MHP iktidarını, Türk ulus devletinin yüz yıllık tarihsel sürecinde özel bir yere konumlandıran Çiçek, "Bu 100 yıllık kötülük düzenine AKP yeni bir halka ekledi. Eklerken hem kendi iktidarını ayakta tutmaya çalıştı hem de bu tekçi sistem içerisindeki sivil ve askeri bürokraside kendi iktidar alanını büyütmeye çalıştı. Yüz yıllık tekçi cumhuriyette, devlet içerisinde kendi rızasını da üretmeye çalıştı. AKP, Kürt halkının özgürlük ve statü mücadelesini ne kadar tasfiye ederse devlet içerisinde de çok ciddi bir alan açılacağının farkında" dedi. Bunun karşısında Emek ve Özgürlük İttifakı ve bugün Yeşil Sol Parti adıyla sürdürdükleri mücadelenin sürecin iki temel bir parametresi olduğunu kaydeden Çiçek, şöyle sıraladı:
* Yüzyıllık tekçi sistemden hesap sormak,
* AKP-MHP iktidarından güncel olarak hesap sormak. Böylece halkların gerçek demokratik ve özgürlük seçeneğini sunmak.
Sadece Kürtlerin sorunu değil
Emek ve Özgürlük İttifakı ile Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nın temel amaçlarından birinin, devletin topluma, politik çevrelere, toplumsal kimliklere dönük ayrıştırıcı, parçalayıcı ve güçten düşürücü, güçten düşürdükçe köleleştirici sistemine karşı birlikte durmak olduğunu kaydeden Çiçek, ikincisinin ise daha özgün olduğunu şöyle izah etti: "Kürt sorunu, yüz yıllık cumhuriyetin temel ve en köklü sorunlarından biri. Cumhuriyetin demokratikleştirilmemesi açısından çok önemli bir odak. Kürt sorunu, sadece Kürtlerin sorunu değil, aynı zamanda Türkiye’deki emekçilerin, kadınların, yoksulların, köylülerin, gençlerin sorunu. Kürt sorunundaki çözümsüzlük, aynı zamanda Türkiye halklarına/emekçilerine yoksulluk, zulüm ve baskı olarak geri dönmekte. Savaş içerisinde kendisini var eden iktidar karşısında Türkiye halklarının/emeçlirenin de Kurdistan halklarının yanında olması gerekiyor. Özellikle Emek ve Özgürlük İttifakı, yine Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nın oluşturulmasındaki temel amaç o. İttifak siyaseti büyüdükçe, toplumsallaştıkça, toplumsal kabul gördükçe, demokrasi ve özgürlük mücadelesini daha fazla büyütecek. Aslında bu yüzyıllık tekçi sisteme tarihsel bir müdahale olacak. Toplumsal hakikati, kimlikleri, farklılıkları inkar eden düzene, sapmaya bir tarihsel müdahalede bulunuyoruz."
Ekmek ve özgürlük iç içe
İnsanların, artık ekmek davası ile özgürlük davasının iç içe girdiğini farkın olduğunu kaydeden Çiçek, "Kürtlerin statü mücadelesi, kadınların özgürlük mücadelesiyle iç içe girmiştir. Başka yolumuz yok! Çekilebildiğimiz kadar çekildik ama bundan sonra özellikle 14 Mayıs seçimleri süreciyle birlikte toplumun hamle yapma, bu gidişata dur deme dönemidir. Sahadaki bütün gözlemlerimizin özeti şudur; toplum artık AKP-MHP iktidarından kurtulmak istiyor" şeklinde konuştu.
Teslim olmayacaksak yıkacağız
"Artık tek başına kurtulamayacağız. Ya hep beraber ya hiçbirimiz" diye Çiçek, şunları ifade etti: "14 Mayıs’ın bizler için en temel önemi o. Ya faşizmin karanlığına, tek adam diktatörlüğüne teslim olacağız ya da tek adam diktatörlüğünü yıkacağız ve yeni bir ülke inşa edeceğiz. Alın terimizle, ferasetimizle, biriktirdiklerimizle yeni bir ülke inşa etmek zorundayız."
İstanbul kaderi belirliyor
İstanbul'un hem yerel seçimlerde hem genel seçimlerde Türkiye ve Kurdistan’ın kaderini belirleyen en önemli merkez/kent olduğuna dikkat çeken Çiçek, şöyle konuştu: "İstanbul, aynı zamanda bir Kürt şehri, bir Alevi şehri; bölge olarak bir Karadeniz, bir İç Anadolu, Ege, Akdeniz bölgesi; İstanbul bir bütün olarak Türkiye ve Kurdistan’ın kendisi. Emekçi, kadın, gençlik ve üretim kenti. Buradan baktığımızda İstanbul’da elde edeceğimiz seçim sonuçları, Türkiye’nin her yerini fazlasıyla etkileyecek. Bu bir matematik hesabı değil, aynı zamanda bir siyasal, toplumsal, emek ve özgürlük hesabı. Buradan baktığımızda İstanbul’daki seçimler, AKP-MHP iktidarından kurtulma adına çok önemli, çok kıymetli ve çok hayati.
Bir oy boşa gitmemeli
İstanbul’da bir oyumuz boşa gitmemeli, Emek ve Özgürlük İttifakı ve onun çatısı altında seçime giren Yeşil Sol Parti’ye bütün emekçilerin, bütün kadınların, bütün kimliklerin, bütün inançların oy vermesi gerekiyor. Gerçek kurtuluş programı, gerçek demokrasi programı, gerçek eşitlik programı, adalet programı bizde var. Toplumun çıkarlarını bu program kolluyor, o yüzden Yeşil Sol Parti’ye verilen her oy, AKP-MHP iktidarından koparılmış birer milletvekili olacak. Yeşil Sol Parti’de oyların buluşması, büyümesi, birikmesi aynı zamanda halkın, emekçinin, kimliklerin, inançların kendisini daha fazla Meclis'te temsil etmesi demek.
14 Mayıs'ta yıkacağız
İstanbul seçimlerinde bu iktidarı salladık. Büyük şehirlerde düşürdük. Bu HDP’nin, Kürt halkının, sosyalist mücadeleye gönül verenlerin başarısıdır. Bu, başarı bizim öz başarımızdır. Bunu bu seçimlerde daha fazla sahiplenmek zorundayız. 31 Mart’ta salladık, tökezlettik, 14 Mayıs’ta yıkacağız. Bu öz güvenle hareket etmek zorundayız. Karşımızda yüzyılın en büyük soyguncusu var. Her şeyi çaldı elimizden, oyumuzu da çalabilirler. Bunların hırsızlıklarına, sandıkların üstüne yatarak gerekirse geçit vermeyeceğiz. Sandıklarımıza, geleceğimize sahip çıkacağız. Aslında 14 Mayıs seçimleri aynı zamanda halkın kendi öz örgütlülüğünü ve seçim sonuçlarına sahip çıkma süreci olarak değerlendirmeli. Biz bunları yıkacağız. Bunları götürmek, bizim için artık bir onur, toplumsal ahlak, eşitlik, özgürlük, devrimcilik, yurtseverlik görevidir. O yüzden bunlar gitmez demeyin, bunlar gidecek." İSTANBUL