- AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, “kılıç” tehdidine yanıt veren KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal, “Bugüne kadar kılıçla, silahla, savaşla çözemediler. Kılıçla çözebilselerdi İmralı'da böyle bir süreç ortaya çıkmazdı” dedi.
-
Kartal, Rojava’nın kırmızı çizgi olduğunu belirtti ve ekledi: “Kürtlerin mesajı nettir. Bütün Kürtler Kobanê'de DAİŞ'e karşı direndi. Şimdi Rojava'ya yönelik bir saldırı olursa bütün Kürtler daha etkili bir mücadele yürütürler.”
Türkiye ve Şam’da iktidar koltuğuna oturtulan HTŞ’nin Rojava’ya yönelik saldırı tehdidi, bölgeyi gergin bir hatta tutmaya devam ediyor. KONGRA-GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal, “HTŞ'nin fikriyatı Türkiye’ye kazandırmaz. Özerk Yönetime saldırı olursa bütün Kürtler direnir” dedi.
Mezopotamya Ajansı’ndan Fırat Can Arslan’a konuşan Kartal, Türkiye'nin elini uzatması gereken tarafın Kürt halkı olduğunu belirterek şunları vurguladı: "Türkiye halkının ve herkesin bunu görmesi gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin elini uzatması gereken taraf Kürt halkıdır. Hem Türkiye'de hem Suriye'de. Çünkü birlikte yaşadığımız, ortak kaderimiz, geleceğimiz buna bağlı. Demokrasi, barış, özgürlük, hak ve adalet, ekonomi her şey bununla gelişecek. HTŞ ile HTŞ'nin fikriyatıyla Şam'da temsil eden siyasetle stratejik bir iş birliği Türkiye'ye bir şey kazandırmaz" diye kaydetti.
Süreci yanlış değerlendiriyorlar
AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, “kılıç” tehdidine yanıt veren Kartal, “Bugüne kadar kılıçla, silahla, savaşla çözemediler. Zaten kılıçla çözebilselerdi İmralı'da böyle bir süreç ortaya çıkmazdı. Ortadoğu'da yaşanan savaş tablosu herkes için büyük bir tehlike yarattı. Özellikle de Türkiye için. Başkan Apo, Türkiye halklarının çıkarına bir tarihi fırsat yarattı. Hala bu tabloyu kılıçla ifade etmek, tehdit diliyle karşılık vermek son derece yanlış. Bu söylemler, ‘sürecin yanlış değerlendirildiği’ fikrini açığa çıkarıyor. Kürtler eski Kürtler değil. Devleti temsil edenler yanlış üsluptan vazgeçmelidir. Kürtler ile devlet arasında Başkan Apo'nun ortaya koyduğu bir çerçevede yeniden buluşmalıdır. Demokratik entegrasyon, Kürt halkının, Kürt siyasetinin, Kürt özgürlük mücadelesinin Türkiye'nin demokratik sistemine entegre olmasıdır. Bu açıdan herkes sorumlu davranmalıdır” ifadelerini kullandı.
İnkara dayalı kardeşlik!
AKP ve MHP'nin HTŞ ile ilişkilerinin Kürt inkarının “röntgeni” olduğunu dile getiren Kartal, Özerk Yönetimi tasfiye hesaplarının yanlış olduğunu vurguladı. Kartal, “Bu Türkiye’ye hiçbir şey kazandırmaz. HTŞ ile ilişkilerin sebebi, Özerk yönetimi bastırmaktır ve tasfiye etmektir. Özerk Yönetimin kazanımlarını asgariye indirmektir. Aslında Özerk Yönetime yaklaşımları Kürt sorununa ve Kürt halkına yaklaşımıdır. Türkiye'nin kaybettiği nokta da budur. Eğer doğru temelde yaklaşılırsa aslında Kürt halkı, Türkiye'nin en büyük kazanımıdır, kazancıdır. Türk-Kürt kardeşliği bin yıllık bir tarihte büyük bir medeniyet yaratmış bir kardeşliktir. Ama onların bahsettiği kardeşlik nedir? İnkara dayalı kardeşlik. Yani Kürt'e kardeş diyorlar ama Kürt'ün dilini kabul etmiyorlar. Varlığını kabul etmiyorlar. En küçük bir hak talebini beka sorunu olarak alıyorlar. Bunun için burada bir kardeşlik politikası yoktur. Bu düşman kardeşliktir. Kardeşin varlığını kendisi için tehlikeli gören yaklaşım düşman kardeşliktir” dedi.
Kürtlerin mesajı nettir
Kartal, QSD'ye yönelik olası bir Türkiye saldırısının sonuçlarını değerlendirerek, Kürtlerin daha etkili mücadele edeceğini ifade etti. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Rojava kırmızı çizgimizdir” sözlerini anımsatan Kartal şu uyarılarda bulundu: “Bütün Kürtler Kobanê'de DAİŞ'e karşı direndi. Şimdi Rojava'ya yönelik bir saldırı olursa bütün Kürtler daha etkili bir mücadele yürütürler. Kürtlerin kendi güçlerini, askeri güçlerini özerk yönetimde birleştirmeleri söz konusu olur. Bu konuda Kürtlerin mesajı da var. Türkiye bunu görmeli. Eğer AKP bir iktidar hesabı yapıyorsa, eğer bir seçim hesabı yapıyorsa da en doğru planlama, en doğru siyasal yaklaşım da Kürtlerle gerçek bir kardeşleşmedir. Ümit ederiz ki AKP, Rojava’ya dönük saldırı yapma gibi bir yanlış yapmaz.”
Baskın seçim mi?
Kartal, “İktidar baskın seçimle ömrünü uzatmayı hedefliyor. Şu ana kadar ki tutumlarla tamamen bu süreci araçsallaştırma çerçevesinde hareket ettiği görünüyor. Ama tabii ki bu değiştirilebilir. Bu nasıl değiştirilebilir? Her şeyi AKP'ye bırakarak değil. Devletin bütün sistemi hem askeri, hem siyasi, hem istihbarat, hem idari, yasal, anayasal bütün sisteminde bu süreçle ilgili derin bir tartışma var" dedi.