• HDK Eşsözcüsü Cengiz Çiçek, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Türkiye’deki akut sorunların çözümü için referans gösterilecek tek kişi olduğunu söyledi.

HDK Eşsözcüsü Cengiz Çiçek, 2024'ün örgütsel kararlılığı ve cesareti büyütme dönemi olduğunu belirtti.

MA'dan Diren Yurtsever ve Esra Solin Dal'ın sorularını yanıtlayan Çiçek, Kürt sorununa dair inkarın, Abdullah Öcalan’a yaklaşım üzerinden kendini gösterdiğini belirterek, "Üç yıla yakındır hiçbir haber alınamayan bir insan, dünyanın neresinde, hangi zaman diliminde bu kadar sahiplenilmiş, önemsenmiş ve gündeme getirilmiştir. Bu gerçeği inkar edenler var, bu gerçeğe saygı duyanlar var, bir de bu gerçeği sahiplenip dostu, yoldaşı olanlar var. Aslında kavga da budur. Kürt meselesi nasıl Kürt aktörler tartışılmadan tartışılıyorsa Sayın Öcalan’la ilgili bütün tartışmalar, Sayın Öcalan’ın yokluğunda yapılıyor. Eğer bu sistem gerçekten demokratikleşecekse Kürt sorunun demokratik bir şekilde çözülmesi gerekiyor. Kürt sorunu çözümsüz kaldıkça, Türkiye'de kültürel çoraklık ve  yozlaşma almış başını gidiyor. İstisna olarak ortaya çıkan kayıt dışı sistem şu anda normal bir kurala dönüştü. Bu ülkeyi çeteler, kara para aklayanlar, kayıt dışı ekonomik faaliyetler yürütenler yönetiyor. Bu kayıt dışı sistem kendini Kürt ve Öcalan düşmanlığından üretiyor, Kürt soykırımından üretiyor" dedi.

İletişimsizlik çözümsüzlüktür

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı iletişimsiz bırakmanın, Kürt sorununu çözümsüz bırakmak anlamına geldiğini vurgulayan Çiçek, şunları söyledi: "Sayın Öcalan Kürt sorununun tarihsel olarak demokratik çözümü için mücadele yürütmüş; Türkiye'de demokratik sistemin nasıl vücut bulacağına dair ciddi yoğunlaşması olan bir insan. O yüzden habersiz bırakılıyor. Sayın Öcalan, bu ülkede mevcut akut sorunların çözümü için referans göstereceğimiz tek kişidir. Sayın Öcalan, ‘Bir haftada Kürt sorununu çözeceğim’ derken, afaki bir söylem değil. Bu konuda yoğunlaşmış, temellendirmiş, tarihsel tecrübesi gerçekten sağlanmış, gerçek birikim var ortada. Bütün bu birikim ve öneriler kendisiyle birlikte ada hapishanesinde kapatılmış durumda. Ada yoksa çözüm de yok, ada yoksa soykırım var, savaş var. O yüzden hukukun karadeliğidir, siyasetin de kara deliğidir, politikanın da kara deliğidir İmralı Adası."

Tecridi kırmak zorundayız

Fiziki özgürlüğü sağlanması meselesinin, hem düşünsel ve zihniyet olarak hem de maddi manevi olarak bütün toplumun kendi özgürlük mücadelesinin önündeki setleri aşmak anlamına geldiğini kaydeden Çiçek, şöyle devam etti: "Buna inanmamız gerekiyor. Bu yüzden 2024’te aslında bizim yapmamız gereken, kendi üzerimizdeki kuşatmayı da kırmanın bir yolu olarak görmeliyiz. Bütün Kürtler kendi sorunlarını çözmek için İmralı tecridini kırmak zorunda. Dönem, örgütsel kararlılığı, cesareti büyütme, unuttuklarımızı hatırlatma dönemidir."