- “Sayın Öcalan devreye girdiği andan itibaren bu iktidar ve bu savaş meşruiyetini yitirecektir. Devlet ve iktidar bir acziyet yaşıyor. Ama hiçbir işkence ile bunu gizleyemezler.”
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, partisinin haftalık grup toplantısında konuştu. Akbelen direnişini selamlayan Uçar, Cudi’deki ormanlık alanların ateşe verildiğini hatırlattı. Sadece Cudi değil, bu ülkede 100 yıldır devam eden bir siyasi yangın var” şeklinde konuştu. Bütün doğa talanının tek bir merkezden yönetildiğine dikkat çeken Uçar, Kim ekolojik tahribat için savaşı araçsallaştıryorsa, bu ülkede yürütülen savaşın da kıyılan canların da müsebbibi onlardır. Cudi’de çok net bir tablo var; Cudi’de ve Kürdistan coğrafyasında yangını çıkaran devletin kendisidir. Yangını sönmesini engelleyen devletin kendisidir. Asıl hedef ormansızlaştırma, insansızlaştırmak. Buna Akbelen’deki mücadele kadar ses çıkaracağız ve geçit vermeyeceğiz” diye konuştu. Ekonomik krize değinen Uçar, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e Kürtçe seslendi: “Rojek nan heye, dew tune ye, rojek dew heye, nan tune ye. Êdî bese, êdî naçe, êdî nameşe. (Bir gün ekmek var ayran yok, bir gün ayran var ekmek yok. Artık yeter, artık gitmiyor, artık yürümüyor) Acaba anlamış mıdır?”
Devlet tam bir acizlik içinde
Çiğdem Kılıçgün Uçar daha sonra Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a dönük uygulanan tecrite dikkat çekti. Tüm yasal sürece, başvurulara, uluslararası kurumların kararlarına rağmen 29 aydır Öcalan’dan haber alınamadığını hatırlatan Uçar, devletin aciziyet yaşadığını, Öcalan’ın çözüm gücünden korktuğunu dile getirdi. Uçar şunları söyledi:
“Türkiye’de hukukun işlemediği bir süreçle karşı karşıyayız. Tecrit sözünü kullandığı için tutuklamalar gerçekleşiyor. Yüksek sesle dile getirelim; bu ülkede tecrit var, mutlak bir tecrit var. Tecrit kelimesinden korkan bir iktidar ile karşı karşıyayız. Peki niye korkuyorlar? Bu olan bitenlerin nedenlerini biz söyleyeyim. Türkiye’nin demokratikleşmesi, Kürt sorunun barışçıl ve demokratik yollarla çözümü, toplumsal barışın tesis edilmesi için en önemli kişi Sayın Abdullah Öcalan’dır. Devreye girdiği andan itibaren bu iktidar ve bu savaş meşruiyetini yitirecektir. 2013-2015’te deneyimlediğimiz şey, bu sürecin kendisidir. Devlet ve iktidar bir acziyet yaşıyor. Ama hiç bir işkence ile bu acziyeti gizleyemezler. Tecridin sona ermesi, Sayın Öcalan üzerindeki tecridin bitirilmesi, aile ve avukat görüşlerine izin verilmesi ve durumun açığa kavuşturulması gerekmektedir. Bununla ilgili bugüne kadar yürüttüğümüz mücadeleyi bundan sonra da yürütmeye devam edeceğiz.” ANKARA