Dante’nin Ezoterik Yolculuğu: İlahi Komedya

Kültür/Sanat Haberleri —

21 Kasım 2022 Pazartesi - 19:45

.

.

  • Dante, bu büyük eseri oluştururken ölümsüz olmanın peşine düştüğü kadar, uzun süre dilden dile yayılacak bu anlatıda kimi düşmanlarını ifşa etmeyi de hedeflemişti.

BİLGE AKSU

Bir gazete köşesinde yazıyor olmanın getirdiği olağan unsurlardan biri, genellikle güncel ve tartışması halihazırda süren konular ve metinler üzerinde durmak sanırım. Ki bizler, aksiyonu hiç azalmayan bir coğrafyanın fertleri olarak, güncellikten arınmış başlıklara uğrama şansını buluyor da değiliz. Fakat kimi eserler var ki, yazıldığı dönemi zerrece umursamadığımız, konusu her açıldığında üzerine konuşacak şey bulduğumuz nesneler onlar. Bugünün seçkisinde, İlahi Komedya var.

Dante öleli tam 701 yıl olmuş. Orta çağ İtalya’sının bu hüzünlü şairi, ardında hem okullarda dahi yapay destan örneği olarak sunulan İlahi Komedya’yı, hem de adını halk hikayelerinin romantik aşıkları arasına yazdıran Beatrice tutkusunu bırakmış. Hatta İlahi Komedya’yı yazarken amaçladıklarından birinin, yakın zamanda ölen Beatrice’i ölümsüzleştirmek olduğu söylenir.

Dante’nin seçimi

İlahi Komedya’nın yazıldığı dönemde, İtalya’yı kavrayan bir politik atmosferden söz edilir. Buna göre, bir yanda Papalığı savunan, diğer yanda imparatorluk yanlısı iki grup arasında derin çatışma söz konusuydu. Dante, bu taraflar arasında bir seçim yapmış ve imparatorluğu savunan grubu seçmişti. Hristiyanlığın bu en karanlık döneminde, Katolik kilisesinin de merkezinde bulunan İtalya’nın durumu, 14. yüzyıl ortalarında yazılan Decameron’da da betimlenir. Bu öykülerde açık bir politik yan bulunmasa dahi, Boccaccio’nun süzgecinden o dönem İtalya’sındaki yaşantının zorluğu rahatlıkla görülebilmiştir. İşte Dante, 14. yüzyılın başlarında, böylesi bir ortamda yazmaya başlamıştır İlahi Komedya’yı.

Hem destan hem roman

Biçimsel olarak İtalyan Terza Rima şiiri tarzında yazılan eser, içerik olarak hem bir yapay destan, hem de günümüzün terimiyle bir roman olarak değerlendirilebilir. Anlatıda Dante, bir rüya vasıtasıyla bir yolculuğa çıkar. Yolculukta ona eşlik eden rehber ise antik dönem şairlerinden Vergilius’tur. Karanlık ve kasvetli bir orman görüntüsüyle başlayan hikaye, Vergilius’un önderliğinde önce Cehennem’e, sonra Araf’a ve sonunda Cennet’e ulaşacak uzun ve gerçeküstü bir keşif sürecidir. Asırlar boyu bu yolculukta en çok hatırlanan ve konuşulan kısım ise Cehennem bölümü olacaktır.

Dante’nin bu eseri kaleme aldığı dönemde, hem İtalya’da hem de dünyanın geri kalanında, ezoterik ve düşsel metinlerin sıklıkla örneği veriliyordu. Arap ve Fars coğrafyasında görülen örneklerde, tasavvufî bir içsel yolculuk alegorisi öne çıkarken (Örneğin Simurg), batılı metinlerde ise çoğunlukla Dante’de olduğu gibi öte dünya tasvirleri ağırlıktaydı. Hatta bazı görüşlere göre bu durum, o dönem Avrupa’sında belirgin bir edebi izlek dahi oluşturmuştu. Çoğunluğu eski İran metinlerinden esinlenilmiş bu anlatılar, İslamiyette de görülen Miraç inancına benzer, tek boyutlu sayılabilecek metinlerdi. İlahi Komedya’yı bunlardan ayıran ise, Dante’nin gerçek dünyaya ilişkin yerleştirdiği çok sayıda figürle, katmanlı bir yapıyı ortaya çıkarabilmesi oldu.

 

 

Cehennem yolculuğu

Eserin yazıldığı dönemde yaşanan politik çatışma, Dante tarafından metnin arka planında kullanıldı. Vergillius’la birlikte Cehennemi gezen kahramanımız, çeşitli katlarda ıstırap çeken günahkarları betimlerken, aynı zamanda onlara olan yaklaşımını da giderek derinleştiriyordu. Örneğin en üst kattaki günahkarlar, Hristiyanlık öncesi vaftiz edilmemiş zavallılardı ve bunlar yalnızca içsel bir huzursuzluğun pençesinde kıvranır haldelerdi. Daha aşağı katlarda ise yavaş yavaş hem dini hem politik açıdan ‘daha büyük günah’ işleyenler görülmekteydi. Bunlardan en dikkat çekenleriyse, dönem İtalya’sındaki çatışmada Papalığı destekleyen muhafazakar politikacıların varlığıydı. Dante, bu büyük eseri oluştururken ölümsüz olmanın peşine düştüğü kadar, uzun süre dilden dile yayılacak bu anlatıda kimi düşmanlarını ifşa etmeyi de hedeflemişti.

İlahi Komedya’da dikkat çeken ikinci katman ise, Dante’nin idealize ettiği bir aşkı, hak ettiğini düşündüğü bir konuma, yani cennete yerleştirmesiydi. Yakın zamanda ölen Beatrice, onun 9 yaşından beri aşık olduğu kadındı ve dünyadayken yaşayamadığı aşkı, bu düşsel metinde yaşamak istiyordu. Anlatıda Cehennem ve Araf’ı ona gezdiren Vergilius, tıpkı Miraç hadisesinde Cebrail’in Muhammed’e yaptığı gibi, belirli bir noktadan ileri geçemeyeceğini belirtip affını istemiş ve yolculuğun devamında Dante’nin rehberliğini, büyük aşkı Beatrice üstlenmişti. Bu kısımlarda Dante, cenneti kuşatan tanrısal ışığı Beatrice’in güzelliğiyle birleştirip, dünyadaki büyük aşkını olabilecek en üst mertebede konumlandırmayı hedeflemişti.

Sezgi ile gerçeğin birleşmesi

Dante’nin esere eklediği bir başka katman ise, daha önce sözünü ettiğim ezoterik simgelerle ortaya çıkan arka planında gizliydi. Eski Yunan döneminin Hermesçiliğine kadar uzanan ezoterik düşünce, farklı kültürlerde farklı kodlarla geleneğini sürdürse de, neredeyse evrensel bazı kodları da taşıyordu. Buna göre, birçok ezoterik toplulukta yer alan ‘çile’ kavramı, kişilerin mutluluğa ya da hedeflediği noktaya ulaşırken geçmesi gereken sınavları içeriyordu. Ve çoğunlukla bu noktadaki simgesellik, dünyadan soyutlanmış, karanlık ve yerin altıyla ilişkili bir sembolizmi beraberinde getirmekteydi. Kimi zaman bir mezar, kimi zaman bir mağara, kimi zaman tasavvuf dergahlarındaki ‘çilehane’lerde geçirilen uzun süreler, ezoterik yolcunun kendi nefsiyle mücadelesini ve dünyevi duygulara karşı hissizleşmesini simgeleyen unsurlardı. İlahi Komedya’daki kurgunun önce cehennemin karanlık ve ürpertici derinliğine inmesi, ardından araftan geçerek cennete ulaşması da bunu çağrıştıran sembolik bir yolculuktu. Kimi zaman, cehennemin korku dolu tünellerinde düşmanlarının cezalandırıldığını gören Dante’nin, bu noktada dünyevi intikamcı hislerle yola devam etmemesi gerekiyordu. Ve elbette bunu başarabildiği için, son noktadaki cennet katında dünyevi ve ilahi aşkı birleştiren bir ışığa kavuşması, planın bir parçasıydı. Nitekim bu bölümde Tanrı’ya kadar yükselen Dante’nin, Beatrice ve Meryem’in yardımıyla ‘Kutsal Işığı’, yani Tanrı’yı görmesi, aynı zamanda tasavvufta da gördüğümüz sezgi ile gerçeğin birleşmesinin bir alegorisiydi.

Dante, ezoterik bir yönünün olduğunu İlahi Komedya dışındaki eserlerinde ve gerçek yaşantısında da göstermişse de, böyle bir yazıda bunları ayrıntılandırmanın imkanı yok. Belki bu çıkarımları güçlendirmek için İlahi Komedya’nın nümerolojik yapısı hakkında bilgi verilebilir. 3 bölümden oluşan eserin toplam 33 kantoya ulaşması, göklerin ve yerin 9 kattan oluşması ya da bu yolculuğun 7 gün sürmesi gibi. Tüm bu sayılar, eski öğretilerin hemen hemen tamamında karşımıza çıkan sembolik sayılardır ve Dante’nin gizli öğretisine ulaşmamız için bize acıyarak verdiği ipuçlarıdır diyebiliriz. Zaten kendisi Cehennem bölümündeki şu ifadeleriyle bizi böyle bir okumaya da çağırmıştır:

“Sağlıklı bir akla sahipseniz,

Şu tuhaf dizelerin arasındaki saklı öğretiyi kavrayınız!”

 

Not: Yazıdaki bazı bilgiler şu adresten alınmıştır:

https://busrakitap.wordpress.com/2020/08/06/cehenneme-kisa-bir-bakis/

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.