Demokrasi Konferansı’nın ardından

Sezai TEMELLİ yazdı —

29 Haziran 2021 Salı - 22:05

  • Siyasi, toplumsal ve ekonomik barışın sağlanması anlamına da gelen demokratikleşme çabası bölgesel düzeyde bir barışın gerçekleşemediği bir durumda hayata geçemeyeceğini geçmiş deneyimlerimiz bize gösterdi. Çözüm sürecinin önemli katkılarından biri de barış meselesinin ne denli karmaşık bir ilişkiler ağına sahip olduğunu bize göstermesiydi.

Demokrasi Konferansı ‘Ekmek Özgürlük Adalet’ çağrısıyla 24 Haziran günü İstanbul’da toplandı. Mücadele alanları itibariyle oldukça geniş bir platforma karşılık gelen bileşenlerinin yoğun bir emek ve çabayla hayata geçirdiği Konferans, yirmiden fazla alanda ürettiği kapsamlı tebliğlerle, katkılarla ve hepsinden önemlisi ortaklaşmalarıyla önemli bir tartışma ve mücadele süreci başlattı diyebiliriz.

Konferans bugün içinde yaşadığımız rejime, faşizme karşı çıkarken, geleceğe yönelik olarak da liberal demokrasiye güçlü bir itirazı seslendirdi. Demokrasi mücadelesini radikalleştiren, tüm alanlarda bütünlüklü ve eşitlikçi bir demokrasi mücadelesini hedefleyen ve bunun siyasasını inşa etme yolunda önemli bir inisiyatifi alma çabasında olan Konferans, sağlıklı bir yolculuğa çıktı diyebiliriz.    

Sadece siyasi demokrasi değil, ekonominin demokratikleştirilmesinden demokratik topluma kadar yaşamın her alanında demokratikleşme mücadelesi aslında radikal demokrasi anlayışının bir yansıması. Henüz bu betimlemeyi dile getirmek için erken olsa da birçok açıdan umut veren bir Konferans olduğunu söyleyebiliriz. Radikal demokrasinin liberal demokrasi eşleştirisi ve demokratik toplum zemininde hareket eden ekseniyle geleceğin rejim arayışları açısından toplumun geniş kesimlerine bugünkü sıkışmadan çıkış anlamında yol gösterici olduğu rahatlıkla söylenebilir. Mutlak bir demokrasi hedefi için güçlü bir program olarak da ele alacağımız radikal demokrasi geçiş sürecinin önemli bir oydaşma zemini olma olasılığı çok yüksektir.

Son altı yılda kusurlu demokrasiden hızla otoriterleşmiş bir rejime evrilen Türkiye, bugünkü iktidar eliyle yarı diktatörlüğe doğru hızla yol alırken bu sürecin kendisini yeniden ürettiği en belirgin alan kuşkusuz Kürt düşmanlığına dayalı savaş alanıdır. Dolayısıyla bu rejimin yıkılması ve ülkenin Konferansta savunula geldiği biçimde demokratikleşmesi her şeyden önce savaşın sonlanması ve barış ikliminin var edilmesiyle mümkün. Oysa Konferansın en önemli eksikliği savaşı tüm boyutlarıyla görememesiydi. Sınırın ötesinde olanca şiddetiyle devam eden savaş içerideki tüm demokrasi çabalarının önündeki en önemli engel olmaya devam ediyor. Bu kurgusallığı ortadan kaldırabilecek hakikat mücadelesi kuşkusuz barış mücadelesinden, barış ve demokrasi mücadelesinin birlikteliğinden geçmekte.

Siyasi, toplumsal ve ekonomik barışın sağlanması anlamına da gelen demokratikleşme çabası bölgesel düzeyde bir barışın gerçekleşemediği bir durumda hayata geçemeyeceğini geçmiş deneyimlerimiz bize gösterdi. Çözüm sürecinin önemli katkılarından biri de barış meselesinin ne denli karmaşık bir ilişkiler ağına sahip olduğunu bize göstermesiydi. Salt çatışmasızlık halinin yeterli olamayacağı, başlangıç için kabul edilse bile demokratik toplum perspektifiyle bir dönüşümün gerçekleşemediği koşullarda çatışmasızlık halinin geçici olacağı, çatışmasızlıktan kalıcı bir barışa giden yolun güçlü demokratik bir dönüşümle mümkün olabileceği son altı yılın özeti olsa gerek...

Bugün iktidarın ısrarla sürdürdüğü tecridin temel nedeni bu dönüşümü sağlayabilecek fikriyata olan tahammülsüzlüktür. Radikal demokrasi ve onun yükselebileceği zeminin inşası bir yanıyla kalıcı bir barış mücadelesiyle, diğer yanıyla cumhuriyeti demokratikleştirecek olan demokratik toplum temelinde, demokratik cumhuriyet hamlesiyle mümkündür. Toplumsal mutabakatın sağlanabileceği bir ilk adım olarak Konferans önemli bir girişim olmakla birlikte yaşadığımız çoklu kriz koşuları içinden düşünüldüğünde adalet dendiğinde tecridi, özgürlük dendiğinde barışı, ekmek dendiğinde derin yoksulluğu görmek zorunda olduğumuzu unutmamalıyız.

Son olarak, Konferans olası bir seçim için demokrasi ittifakının var edilebilmesi adına da önemli bir zemin yaratacaktır kuşkusuz. Bu çaba da oldukça önemlidir. Ama bu çabanın seçime odaklı olmaktan çok seçimleri önemli bir uğrak olarak kabul edip, seçim sonrası ‘nasıl bir dönüşüm’ meselesine odaklanması ittifakın mevcutlara gerçek bir alternatif oluşturmasını sağlayacaktır. Sağlıklı bir demokrasi ittifakı seçim ittifaklarını aşan, demokratik cumhuriyet ve kalıcı bir barış için toplumsal mutabakatı cesaretle arayan bir zemine oturduğu ölçüde hızla yol alabilecektir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.