Dêrazor’un özgürlük hikayesi

Forum Haberleri —

23 Mart 2021 Salı - 22:00

  • "Özerk Yönetim sistemi içerisinde kadınlar kendi haklarını koruyabiliyorlar. Şu ana kadar da özgür, adaletli ve bütün halkların bir arada yaşadığı bir sistem kurduk. Çalışmalarda kadınlar önemli bir yere sahip."

DİCLE DEMHAT 
DÊRAZOR 

DAİŞ’in saldırılarına, uyguladıkları şiddete birçok defa tanıklık eden Melek Ebd-Kerim, evini, kentini bırakmak zorunda kalmış. Melek, Dêrazor’da yaşıyor. Kadın Komitesi’nde de faaliyet yürütüyor. Üniversitede Sosyal Bilimler Bölümü öğrencisiyken DAİŞ saldırısından kaynaklı okulu bırakmak zorunda kalmış Melek. Dêrazor’un DAİŞ tarafından nasıl işgal edildiğini canlı tanığı. O günleri Jinnews ajansına anlattı:

“Bir gün eve dönünce evin çetelerle dolu olduğunu gördüm. Onlara neden burada olduklarını sorduğumda, evin artık kendilerine ait olduğunu söylediler. Eğer evine dönmek istiyorsan grubumuza katıl evini veririz dediler. Fakat onların bu teklifini kabul etmedim ve çıktım. Sadece benim evimi değil komşularımızın evini de talan ettiler. Artık Dêrazor DAİŞ çeteleri tarafından işgal edilmiş ve kendi kanunlarını ve sistemlerini zorunlu kılıyorlardı.

Kadınlar onlar için artık bir şey ifade etmiyor, zorla kara çarşaf giydiriliyordu. Kadınların dışarı çıkmaları ve yalnız dolaşmaları yasaklandı. İhtiyaçlarımızı karşılayamıyorduk, dışarı çıkınca işkencelere maruz bırakılıyorduk.

Bir gün DAİŞ çeteleri Baas rejimine saldıracaklardı ondan kaynaklı dışarı çıkma yasağı getirildi. Bende ihtiyaçları almak için dışarı çıktım ve DAİŞ tarafından ayağıma kurşun sıkıldı. Yarım saat sonra hastaneye götürüldüm. Doktorların kadınları tedavi etmesi ya da yaralarını sarmaları yasaktı. Ondan ailem hastaneye gelmeyene kadar tedavi edilmedim. Ailem hastaneye geldikten sonra tedavi edildim.
 
Taşlarla katlediyorlardı

Ramazan ayıydı, iftar sofrasına oturmuştuk birden savaş uçaklarının sesi geldi ve amcamın evini vurdular. Amcamlar o an vefat ettiler. DAİŞ çeteleri amcamı gömmemize izin vermedi. Hiçbir şekilde cenazelerini görmedik. Eğer gitseydik kaçırılacaktık. Adlarıyla bilinen Hiwêc ailesi vardı. O aileden birini tutukladılar ve sokağın ortasında herkesin gözü önünde astılar.

Bir gün, bir kadını sokağa getirdiler. Kadın şiddete maruz kaldığı için bağırmış bundan kaynaklı çeteler çocukları örgütleyip, kadını taşladılar. Bu yaşananları anlatmak zor, anlatınca yüreğim sızlıyor canım acıyor. Hiç tahmin etmemiştim bir gün insanlar, vicdansız insanlar tarafından katledilecekler. Fakat hayatın gerçeklikleri her zaman acıdır.
 
Ve QSD…

QSD savaşçılarının direnişi sayesinde kentlerimiz DAİŞ çetelerinden temizlendi. QSD tanımadığımız bir güç olduğundan kaynaklı ilk başlarda halk korktu. Fakat kent özgürleşip, temizlendikten sonra, QSD güçleri artık şehri halkın yöneteceğini bildirince halk ilk başta şaşırdı. Kısa bir dönem içerisinde artık QSD halk tarafından sevilip, herkesin gönlünde taht kurdu. Bizim içinde tek çözüm ve özgürlük gücü oldular. Daha sonra Özerk Yönetim, kurum, meclis ve birçok komite oluşturuldu. Halkların birliği temelinde Özerk Yönetim oluştu ve bu temelde de çalışmalarına devam etti.
 
Arap kadınları tarihi adımlar attı

Sistemin oluşmasında kadınlar öncülük etti ve şuana kadar da kadın özgürlüğü ve halkların birliği temelinde sistem yürütülmekte. Şu an Arap kadınları olarak birçok konuda büyük adımlar attık. Arap kadınları eğitimler görerek kendilerini geliştirip, çalışmalarına büyük bir önemle katılıyor. Üç sene oldu Dêrazor Bölgesi DAİŞ çetelerinden özgürleştirileli. Bende bir kadın olarak kadın komite çalışmalarında yerimi alıyorum. Özerk Yönetim sistemi içerisinde kadınlar kendi haklarını koruyabiliyorlar. Şu ana kadar da özgür, adaletli ve bütün halkların bir arada yaşadığı bir sistem kurduk. Çalışmalarda kadınlar önemli bir yere sahip. Nasıl ki Rojava Kürdistan’ında devrim kadın devrimi olarak ele alındı. Kadınların Kuzey ve Doğu Suriye -Rojava Kürdistan’ındaki kadın direnişleri benim için büyük bir ilham kaynağı oldu.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.