• Efrîn ve esir alınarak konulduğu Türk cezaevinde çetelerin akıl almaz işkencelerine maruz kalan ve öldü sanılan Muhammed Mahmud Derviş için insan hakları kurumları harekete geçti. Derviş’in ailesinin bulunması için Türkiye’nin Belçika Büyükelçiliği’ne de başvuru yapıldı.
  • Vücudunda işkence izi olmayan neredeyse tek bir bölge kalmayan, çok ciddi sağlık sorunları bulunan, acil proteze ihtiyacı olan Derviş’in ailesinden bihaber olması, bir vasisi olmadığı için avukatının dahi olmayışı cezaevi şartlarını da yaşanmaz kılıyor.

Şengal ve Kobanê’de DAİŞ’e karşı mücadele eden, Efrîn’de çeteler tarafından esir alınarak işkenceyle sağ bacağı dizden aşağı kesilen, diri diri toprağa gömülen ve günlerce mezarda kalan Derviş, Türk askerleri tarafından Türkiye’ye götürülerek esir alınmıştı. Burada da DAİŞ’lilerin bulunduğu koğuşlarda tutulmaya zorlanan ve  DAİŞ’liler ve El Nusra üyelerinden işkence gören Derviş, ailesi tarafından öldü sanılıyordu. Mezopotamya Ajansı’nın (MA) gündeme getirdiği Derviş’in hikayesini 10 Temmuz’da “Derviş yaşarken öldürülüyor” başlığıyla gazetemizde manşete taşımıştık. İnsan hakları ve hukuk örgütleri, 8 yıl boyunca görmediği işkence kalmayan tutuklu Muhammed Mahmud Derviş’in ailesini bulması için harekete geçerek, "adalet" çağrısında bulundu.

Belçika Büyükelçiliği’ne başvuruldu

Kırşehir S Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Derviş’in ailesinin bulunması için hem Kuzey-Doğu Suriye'de hem de Belçika'da seferberlik başlatıldı. Son olarak İnsan Hakları Derneği (İHD) de yıllardır ailesini arayan Derviş için Türkiye'nin Belçika Büyükelçiliği’ne başvuruda bulundu. Başvuruya dair henüz bir cevap verilmezken, MA’dan Fırat Can Arslan’a konuşan  ÖHD, ÇHD ve İHD temsilcileri duyarlılık çağrısında bulundu.

 İhlallerin ardı arkası kesilmiyor

 Cezaevlerinde hak ihlallerinin rutin bir hale geldiğine dikkat çeken ÖHD Ankara Şube Eşbaşkanı Fevzi Korkmaz, karşılaştıkları ihlalleri şöyle sıraladı: "Darp, işkence, mahpusların tek kişilik hücrelere konulması, çıplak arama, ağız içi arama dayatması, hasta mahpusların tedavi süreçlerinin aksatılması, kelepçeli muayene dayatması, ilaçların verilmemesi, kitap ve yayınların verilmemesi ve toplatılması, sohbet hakkı, spor ve kültürel faaliyetlerin kısıtlanması, kaloriferlerin yanmaması, anneleri ile birlikte cezaevinde kalan çocukların ihtiyaçlarının gözetilmemesi, yemek porsiyonlarının doyurucu ve hijyenik olmayışı, disiplin cezalarının keyfi bir biçimde uygulanması, Kürtçe gazete, kitap ve dergilerin verilmemesi, kantin fiyatlarının fahiş olması, ailelerinden kilometrelerce uzak cezaevlerine sürgün edilmesi, keyfi infaz yakmalar.”

‘İşkence izi olmayan tek bölgesi kalmamış’

 Derviş'in de benzer ihlallere maruz kaldığına dikkati çeken Korkmaz, “Şair/Kürt bir baba ve Arap bir anneden olan Suriye uyruklu M. Mahmut Derviş, hayatının tüm süreçlerinde çok ağır işkencelerden geçmiş. Öyle ki bu işkencelerden kaynaklı sağ ayağını kaybetmiş. Vücudunda işkence izi olmayan neredeyse tek bir bölge kalmamıştır. Çok ciddi sağlık sorunları olan Derviş’in ailesinden bihaber olması, bir vasisi olmadığı için avukatının olmayışı cezaevi şartlarını yaşanmaz kılmaktadır” dedi. Korkmaz, bu gidişatın son bulması için Adalet Bakanlığı, cezaevi idaresi ve siyasi partiler başta olmak üzere ilgili tüm kurumların ve kamuoyunun harekete geçmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Vasisi ve avukatı da yok

 Derviş’in herhangi bir vasisi ve aile iletişiminin olmaması nedeniyle hukuki olarak desteksiz kaldığını belirten İHD Cezaevleri Komisyonu üyesi Nuray Çevirmen, Derviş'in hesabına para yatırılamadığı için maddi sorunlar yaşadığını söyledi. Çevirmen, “Hapishanede her şey ücretli. İletişim için posta ücretleri de dahil olmak üzere çoğu haktan bu nedenle mahrum oluyor. Bize gönderdiği mektup için dahi arkadaşlarından destek alıyor” dedi. Çevirmen, “Muhammed Derviş’in ailesinin bulunması için idare tarafından girişimlerde bulunulması gerekiyor. Ayrıca protez için de durumu gözetilerek bir an önce çözülmesi gerekiyor” diye kaydetti. 

Kırşehir S Tipi işkence merkezi

 ÇHD Hapishaneler Komisyonu üyesi Ceren Yılmaz ise, Derviş için “adalet” çağrısı yaptı. Cezaevlerinde fiziki ve psikolojik şiddetin gün geçtikçe arttığına dikkati çeken Yılmaz, geçmişte F Tipi cezaevlerinde yaşanan işkence ve tecridin bugün Yüksek Güvenlikli Cezaevi ve S Tipi cezaevlerinde devam ettiğine vurgu yaptı. Yılmaz, “Kırşehir S Tipi Hapishanesi’nde işkenceye uğrayan Derviş bu konunun en somut öznelerinden birisi” dedi. Yılmaz, cezaevlerinde 2 bine yakın hasta tutuklunun olduğuna işaret ederek, Derviş’in ailesinin bulunması ve maruz bırakıldığı işkencelerin sona erdirilmesi yönünde kamuoyuna dayanışma çağrısında bulundu. ANKARA