Direnişin özgür sesi: Emel Mathlouthi

Kadın Haberleri —

Emel Mathlouthi/foto:AFP

Emel Mathlouthi/foto:AFP

  • Müziğiyle Ortadoğu’nun en güçlü direniş seslerinden biri olan Emel Mathlouthi: “Benim için müziğin sınırı yok. Müzik, doğruluğun ve insanlığın en dürüst eylemidir; sanatın ve insanlığın güzelliği de budur.”
  • Kadınların birbirine inanması, güvenmesi ve savunması gerektiğini vurgulayan Emel Mathlouthi: “Kadınlar birbirine inanmadıkça bu delilik, şiddet ve baskı döngüsü sona ermeyecek; özgürlük gelmeyecek!” dedi.

NEJLA ARÎ

Tunuslu sanatçı Emel Mathlouthi, müziğiyle Ortadoğu’nun en güçlü direniş seslerinden biri olarak tanınıyor. Arap Baharı’nın simgesi haline gelen “Kelmti Horra” (Sözüm Özgürdür) adlı eseriyle halkın sesi olan Emel Mathlouthi, kadın mücadelesi, umut, müzik ve özgürlük üzerine gazetemize konuştu: Adının “Umut” olmasının hayatıyla bağlantısını, umudun direniş ve özgürlük için taşıdığı önemi, ataerki ile kapitalizmin kadınları nasıl etkilediğini, kadınların birbirine güvenmesinin ve öncülük yapmasının gerekliliğini, “Kelmti Horra”nın devrimden dört yıl önce yazılmış olmasını, müziğin sınırları aşan gücünü, çok kültürlü geçmişini, müzik sektöründeki cinsiyet eşitsizliğini, sınırların ataerkil sistemin bir aracı olduğunu, Kürt kadınlardan aldığı ilhamı, halkların kendi kaderini tayin hakkını savunma gereğini anlattı.

Umut hem doğam hem yolum

Emel Mathlouthi, adının anlamının da hayatına yön verdiğini belirterek, şöyle anlattı: “Ailem zor zamanlardan geçerken bana Umut adını verdiler. Seçtiğim yol ve müziğimi düşündüğümde bu ismin bana çok yakıştığını düşünüyorum. Doğam gereği de iyimser ve umutlu biriyim. Umut, şarkılarımdaki tüm temalarla kesinlikle iç içe. Umut yoksa hayatın anlamı kalmaz. Umut aynı zamanda direnişle bağlantılıdır. Neden direnirsiniz? Bir değişim ummasaydınız direnişin anlamı ne olurdu? Özgürlük için de aynı şey geçerli. Özgürlüğe ulaşınca onunla bir şey yaratma umudumuz olmasa, neden savaşalım?”

Potansiyelimizden korkuyorlar

Kadınların özgürlüğe ulaşabilmesi için birbirine inanması, güvenmesi ve birbirini savunması gerektiğini vurgulayan Emel Mathlouthi, “Ataerki ve kapitalizm her zaman ‘böl ve yönet’ prensibiyle çalıştı. Erkeklerin kadınları neden kontrol etmeye çalıştıklarını anlamasam da potansiyelimizden korktukları açık. Kadınlar kontrolü geri almadıkça bu delilik, şiddet ve baskı döngüsü sona ermeyecek. Tüm sistemler ataerkinin içinde kuruldu, bu yüzden gerçek değişim ancak kadınların liderliğiyle mümkün olabilir” diye konuştu.

Bir kehanet gibi

Emel Mathlouthi, “Kelmti Horra” adlı şarkısının da aynı direniş ruhundan doğduğunu belirterek şarkının, Arap Baharı’ndan dört yıl önce yaşanacakları neredeyse öngördüğünü söyledi: “Sözlerde ateşe tutuşan bir gülden, özgür insanları kendisini kurtarmaya çağırmasından bahsediliyor. Dört yıl sonra Hamid Bazizi kendini ateşe verdi ve halk özgürlük talebiyle sokaklara döküldü. Sözler en başından beri çok güçlüydü. Küçük bir mekanda—Tunis’te yaşarken küçük stüdyomda—yaratıldı. Ama ben hep bu şarkının kitleleri birleştirmek için yazıldığını hissettim. Bence müzik onları daha da güçlendirdi ve şarkıyı evrensel ve zamansız kıldı. Hep büyük bir orkestrayla birlikte dev bir koronun söylediğini hayal ettim.”

foto:AFP

Müziğin sınırı yok

Sanata, müziğe ve hayata dair vizyonunu katmanlı olarak tanımlayan sanatçı, müziğin sınırları aştığını anlattı. Emel Mathlouthi şöyle konuştu: “İnsanlarda en ilginç bulduğum şey, farklı kültürler arasında köprüler kurmaları ve bu kültürlerin her birimizi nasıl zenginleştirdiği. Türkiye’deyken kendimi kısmen Türk hissediyorum; İtalya’dayken, sinemasına, müziğine, kültürüne ve diline duyduğum sevgi nedeniyle kendimi kısmen İtalyan hissediyorum. Batı dünyasında en çok bununla zorlanıyorum; ne kadar çeşitli olduğumuzu kavrayamadıklarını hissediyorum. Tunus’ta büyürken Shikamem müziği, Latin Amerika müziği ve 1920’lerin Yahudi Tunus müziğiyle çevriliydim. Sonrasında metal müzik yapmaya başladım ve Celine Dion’dan ilham alarak vokallerimi çalıştım. Benim için müziğin sınırı yok. Müzik, doğruluğun ve insanlığın en dürüst eylemidir; sanatın ve insanlığın güzelliği de budur.”

Sektör erkek egemen

Emel Mathlouthi, müzik sektöründeki erkek egemen yapıyı da eleştirdi: “Hayatım boyunca neredeyse hep erkeklerle çalıştım. Sorun bu değil, asıl mesele kadınların kendilerine inanabilecekleri alanların olmaması.Erkekler erkekleri işe alıyor; kadınlar da erkekleri işe alıyor. Bu, yeterince iyi olmadığımıza, eşit olmadığımıza, dolayısıyla miksaj masasının arkasında bir kadına güvenemeyeceğimize dair inançtan kaynaklanıyor. Bunu bizzat deneyimlerime dayanarak söylüyorum. Eşitliği ancak kadınlar var olma, söz sahibi olma, üretme ve çalışma imkanına sahip olduğunda sağlayabiliriz.”

Amed Newroz / foto:MA

Kürt kadınları ilham verici

Kürt kadın hareketinden etkilendiğini söyleyen sanatçı, “Kürt kadınlar arasında çok güçlü bir feminist hareket olduğunu hissediyorum ve bu gerçekten ilham verici” dedi. Emel Mathlouthi, “Dağlara çıkıp silahlanan kadın savaşçıları gördüğünüz kadar güçlü bir hareketin daha önce olduğunu sanmıyorum. Kültürel Kürt etkinliklerine katıldığımda bile kadınların söz sahibi olduğunu fark ettim ve derneklerde görev alan birçok kadınla tanıştım” diye ekledi.

Sınırlar ataerkinin icadı

İnsanların kendi kaderini tayin etme hakkını savunduğunu söyleyen Emel Mathlouthi, sınırların ataerkil sistemin ürünü olduğunu vurguladı. Emel Mathlouthi, “Ataerki, kaynakları ve nüfusları kontrol etmek için sınırlar yarattı. Dünya, hepimiz için yeterli kaynak üretiyor ama küçük bir azınlık zenginleşirken çoğunluk yoksullaşıyor. Kürtler ya da Amazighlar gibi halklara yönelik baskı da bu düzenin parçası. Oysa farklılıklarımız bizi zenginleştirir. İnsanların farklılıklarından en iyi şekilde faydalanabileceği çok kültürlü ülkeler ve mekanlar yaratmak yerine, çok küçük, maskülen bir azınlık yönetebilsin diye çatışma ve şiddet üretiyoruz” ifadelerini kullandı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.