Kürt şiirinin zirvesi Cegerxwîn'in 'Kîme Ez?' şiirinin peşine düşen Esin Akgül ile Cegerxwîn'i anlattığı belgeselini konuştuk.

  • Kürt’ün kendini arayışının sorusu ondaydı. Cevaptan önce soru olmalıydı: "Kîme Ez?" Bu soru Antik Yunan'dan bugüne kalan "Kendini bil" özdeyişinin ön cümlesidir. Elbette kim olduğunu bilmeden kendini de bilemezsin! O yüzden Cegerxwîn önce "Kîme Ez?" yani "Ben Kimim" diye sorar.
  • Esin Akgül: "Cegerxwîn'in hayatının merkezinde Kürtlük ve Kürdistan var. Kalemi de hep Kürt kadınlarını ve özgürlük mücadelesini yazıyor. Yıllar geçmiş olmasına rağmen hâlâ onun şiirleri bugüne ışık oluyor: Kurdino! bibin yek; eger hûn nebin yek, hûn ê herin yek bi yek".

 

Kîme ez? Kurdê Kurdistan

Tev şoreş û volqan

Tev dînamêt im

Agir û pet im

Sor im wek etûn

Agir giha qepsûn

Gava biteqim

Dinya dihejî

Ev pêt û agir

Dijmin dikujî

GÜLCAN DERELİ

Cegerxwîn, Ehmedê Xanî'nin soyundandı, onun bir nevi modern ruhuydu. Bütün Kürt tarihinin kök hücresi gibiydi. Kürtlüğün ruhu, şiiri, ezgisi, ağıdı, hayalleri, hayal kırıklıkları, hasretleri onun bilincinde vücut bulmuştu. Kürt’ün kendini arayışının sorusu ondaydı. Öyle ya cevaptan önce soru olmalıydı: "Kîme Ez?" Bu soru Antik Yunan'dan bugüne kalan "Kendini bil" özdeyişinin ön cümlesi gibidir. Elbette kim olduğunu bilmeden kendini de bilemezsin! O yüzden Cegerxwîn önce "Kîme Ez?" yani "Ben Kimim" diye sorar. Bireysel gibi başlayan bu sorunun cevabı aslında bir halkın kendini arayışının adı olur; böylece soru "Kîme Ez"den "Kîne Em"e evrilir. Yani "Ben kimim"den "Biz kimiz"e dönüşür. Bireysel gibi görünen bir soru toplumsal bir soruya evrilir ve bir halkın kendini arayışının şiiri, romanı, ağıdı ve destanı olur. 1903 tarihinde Mêrdîn’de dünyaya gelen Cegerxwîn, 22 Ekim 1984’te İsveç'in Stokholm kentinde yaşamını yitirdi. Kürt şiirinin Ararat'ı olan Cegerxwîn, hep güncelliğini koruyan, dönüp dönüp bakılan bir Kürt hazinesi. Esin Akgül de bu hazinenin peşine düşer ve bir belgesel çekerken bulur kendini. Cegerxwîn'in sorusunun yanıtını aradığı sırada, kendini biraz da Kürdistan'ın belgeselini çekerken bulur. Biz de Esin Akgül'e Cegerxwîn'i anlattığı "Kîme Ez?" belgeselini sorduk.

Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?

1975 yılında Almanya’da doğdum. 9 yıl öncesine kadar da Türkiye’de yaşıyordum. Ancak siyasi nedenlerden dolayı 9 yıldır Avrupa’da yaşıyorum. Türkiye’de ve Kürdistan’da bu alanda çeşitli çalışmalarım oldu. İlk belgeselim İç Anadolu sürgün hikayesini, Şêxbizeynî Aşireti'ni konu alıyordu: “Min Kîyim”. Büyük çoğunluğu Ankara’da olan ama Türkiye’nin birçok şehrine dağılan bir aşiretti. O aşireti araştırdım. İkinci çalışmam Avrupa’da İç Anadolu Kürtleri Platformu’nun (PKAN) projesi olan “Lêger” belgeseli oldu. Yönetmenliğini Ömer Leventoğlu ile birlikte yaptık. Ben Avrupa ayağını çalıştım o da Türkiye ayağını çalıştı. Üçüncü belgesel çalışmam ise Cegerxwîn oldu.

Bu belgeselin çalışmalarına ne zaman başladınız?

Bu çalışmaya bir buçuk yıl önce başladım. Filmin galasını ilk olarak Qamişlo’da yapmayı çok istiyordum. İlk hedefim oydu. Ancak sonrasında yaşamının son yıllarını geçirdiği Stockholm'de yapmak istedik. Ailesinin birçoğu da burada yaşıyor. Kürt Enstitüsü'nün de desteğiyle orada bir çalışma yürüttük.

“Kî me Ez?” adlı belgesel filmin gala gösterimi, 20 Haziran’da Stockholm’de gerçekleştirilecek.

Neden Cegerxwîn?

Kürtlerin yaşamı birbirine çok benzer. Ben de sürgün edilmiş dedelerin, nenelerin torunlarıyım. İç Anadolu Kürtleri olarak yüz yıllar önce sürgün edilmişiz. Seyda Cegerxwîn’in o yönü de dikkatimi çekiyordu. Seyda Cegerxwîn de o dönem Kürdistan’da yaşanan sorunlardan kaynaklı göçe zorlanmış. Rojava’ya göç etmek zorunda kalmış. Mücadelesi en çok da "Kîne Em", orijinal haliyle "Kîme Ez" şiiri her Kürt’ü etkilediği gibi beni de çok etkiledi.

Belgeseli çalışırken yaptığınız görüşmelerde sizi en çok etkileyen ne oldu?

Seyda Cegerxwîn’i devrimci yönüyle, şair yönüyle, mücadeleci yönüyle herkes bilir. Yine kadınlara yönelik şiirleri beni çok etkiledi. Kadın özgürlüğünü bu kadar önemseyen bir insan acaba eşine ve çocuklarına nasıl diye merak ettim. Çocuklarına sordum. Anneniz ve babanızın ilişkisi nasıldı diye, çok güzel bahsedildi. Eşi Gewre'ye olan sadakatini, sevgisini dinledim. Eşini çok başka seviyormuş. Eşine ve kız çocuklarına ayrı önem verdiğini anlattılar.

Tüm çocuklarıyla görüşme şansınız oldu mu?

Cegerxwîn’in altı çocuğu var, ancak iki çocuğu vefat ediyor. Dört çocuğu yaşıyor. Onlarla görüştüm. Azat, Bone, Gülperi ve Rojîn’le görüştüm. Bir de Hewlêr’de torunuyla görüştük. Sînemxan Bedirhan ile de görüştük, oldukça yaşlıydı. Bize Cegerxwîn’i anlattı. Nasıl tanıdığını anlattı. Sînemxan Bedirhan ailesinin Seyda Cegerxwîn’e ne kadar önem verdiğini anlattı.

Çocukların babalarıyla ilişkisine dair anlatımları oldu mu?

Evet, oldu. Beni en çok etkileyenlerden biri şuydu. Çocukları babasını çok az görmüş. Çocuklar bunu her fırsatta dile getiriyordu. Çocuklarının onu çok güzel bir şekilde anladığını gördüm. Bunu belgeseli izleyenler de görecek.

Avrupa'ya ne zaman ve neden gidiyor? Bu bilgileri bizimle paylaşır mısınız?

Son birkaç yılını Stockholm'de yaşamak zorunda kaldı. Rojava'da, Irak'ta, diğer yerlerde eserlerini çıkarma şansı olmuyordu. Bütün kitaplarını basmak istiyordu. Bu çalışma için Stockholm'e geldi. Önce yalnız geldi, sonra çocukları geldi. Çalışmalarını yaptı ancak kısa bir süre sonra sağlık sorunları başladı ve yaşamını yitirdi. Kürdistan'a dönmeyi çok istiyormuş. Qamişlo’ya gitmek istemiş. Vasiyeti de o yöndeydi. On yıllarca mücadele etti. Herkes onu ayrı seviyor. Sadece Kürtler değil, Ortadoğu halkları da ona değer veriyor: Süryanisi, Ermenisi, Arabı...

Tarihi şiirinin sizin de belgeselinize isim olduğu görüyoruz. Cegerxwîn aslında kaleme aldığı "Kîme Ez"in "Kîne Em" olarak değiştirilmesine biraz tepki gösteriyor. Ve belgeselde bunun ayrıntılarını öğreniyoruz. Şivan Perwer ile Cegerxwîn'in bir konserde buluşmasını izliyoruz. Belgeseli merak edenler için oradan kısa bir kesit anlatır mısınız?

Cegerxwîn'i Şivan'ın konserinde görüyoruz. “Kîmi Ez’i” neden “Kîme em’e” çevirdiğini Şivan'a soruyor. Bunun ufak bir hikayesini anlatıyor. İkna oluyor. Önce kızıyor. Sonra ikna oluyor. Cegerxwîn bunu ulus adına soruyor. Bir millet adına soruyor. Belgesel'de kızı Rojin bunu anlatıyor. Bu şarkıyı Şivan’dan canlı dinliyor. Cegerxwîn Avrupa’ya geldiği zaman babam da Almanya’daymış. Bir yerde karşılaşıyorlar. Babam diyor ki Seyda Cegerxwîn içeri girdiğinde dakikalarca ayakta alkışlanmış. Tam 30 dakika deniliyor. Ben ilk kez böyle bir şey duyuyorum. Babam yasakken köye gizlice kaseti getiriyor. O zaman dinliyoruz. "Kîne Em" şarkısını ilk orada duydum, çok küçüktüm. Yaşımı hatırlamıyorum.

Belgeselde Ermeni bir kadının Cegerxwîn ile ilgili çarpıcı bir anısına şahit oluyoruz. Oradan kısa bir cümle alabilir miyim?

Çok kısa da kalsa defalarca cezaevine girip çıkıyor. O yüzden hep kaçak yaşamak zorunda kalıyor. Kadınlar o dönem bütün şiirlerini ezbere bilirmiş. Ermeni bir kadın da, arandığı için polisler gelmeden Cegerxwîn'i evinde saklıyor. Sonra polis evi basıyor. Cegerxwîn'i bulamadan geri gidiyorlar. Cegerxwîn ile aralarında bir diyalog geçiyor ve Ermeni kadın ona şöyle diyor: “Bir Cegerxwin bir daha dünyaya gelir mi?” Aralarında geçen diyaloğun tamamı belgeselde var...

Qazî Mihemed ile de bir anısı paylaşılıyor...

Evet, Qazî Mihemed mücadelesinden çok etkileniyor. Tüm mücadelesi ve hayali bağımsız ve özgür bir Kürdistan olan Cegerxwîn ile Qazi Mihemed’in yolları kesişiyor. Ondan devrim için yardım istiyor. Qazî Mihemed ona “çiz haritanı sana destek göndereceğim, sen sadece ne istediğini söyle, haritanı gönder” diyor. Cegerxwîn ise tamam diyor ama...

Cegerxwîn deyince aklına ilk ne geliyor?

Hayatının merkezinde Kürtlük ve Kürdistan var. Kalemi de hep Kürt kadınlarını ve özgürlük mücadelesini yazıyor. Yıllar geçmiş olmasına rağmen hâlâ onun şiirleri bugüne ışık oluyor. Birlik için yapılan vurgularda onun sözleri sarf ediliyor: Kurdino! bibin yek; eger hûn nebin yek, hûn ê herin yek bi yek".

Vasiyeti üzerine Qamişlo'da evinin bahçesine defnediliyor. Belgeselde de bunlara tanıklık ediyoruz. Peki evinde yaşayan kimse var mı?

Evet, Nûre ve ailesi yaşıyor. Kendisiyle tanıştık. Nûre, evine, bahçesine ve mezarına bakıyor. Vasiyeti yerine getiriliyor. Cenazesine Qamişlo'da muazzam bir şekilde karşılama yapılıyor. Kızının o güne dair anıları beni çok etkiledi. hâlâ insanlar, onun mezarına gider ve ona şiirler okur...

https://www.youtube.com/watch?v=iUIIp9DW09E