Düş ve düşüncelerin diyarı

Kadın Haberleri —

Gerilla

Gerilla

  • Birçok insanın “uzak bir düş” sandığı hakikat, aslında yaşanabilir. Bedenden önce düşüncelerin ve düşlerin öncü olduğu, var olmanın erdemiyle özgürleşilen bir diyar mümkün. Erdem burada yeniden doğar. Xwebûn başlar, özgürlük akar.

GULAN BOTAN

Bedeninden önce düşünceleri ve düşleri yürüyen kadınların diyarından…

Tüm verili sistemlerin kadının bedenini parçalara bölerek pazarladığı böylesi bir zamandan böyle bir tanımlama size ilginç gelebilir. Tam da çağın bencilliği dayattığı böylesi bir dönemde ben kilit anahtar paylaşımın kapılarını açarak; bencilliğin çarkında insanlığı infaza sürükleyen sistemin çarkında bir gedik açıp özgürlüğe doğru yol alan ve gittikçe büyüyen kadınların yürüyüşlerini paylaşmadan edemiyorum. Neden mi çünkü ben böylesi bir gerçekliğin içinde yaşarken; milyonlarca kadının düşüncelerinde böylesi bir yürüyüşün gerçekliğini, varlığını çok uzak bir düş olduğunu görüyorum. Milyonlarca kadının uzak bir düş olarak gördüğü hakikatin içinde yaşarken bunu paylaşmamanın benciliğin sistemine hizmet edeceğini düşündüğümden paylaşıyorum.

Varolmanın erdemi

Öyle çok uzaklara atmayın böylesi güzel bir düşünce ve düşü. Ben o düşün içinde yaşıyorum. Nasıl mı? Size hemen bedeninden önce düşünceleri ve düşleri yürüyen kadınların diyarında kadınların varlığından söz etmeye başlıyayım. Belki o zaman neden bu diyarda kadınların bedenlerinden önce düşünce ve düşlerinin yürüdüğüne daha çok anlam verir ve böylesi bir var olma biçiminin aslında çok da uzak bir masal bir düş olmadığını görürsünüz.

Bu diyarda kendi varlığınızı görünür kılmak için bedeninizi kılıktan kılığa sokmanıza gerek yoktur. O nedenle bedeninizin üstündeki tüm baskıları hiç çekinmeden tarihin çöp sepetine atmaktan sakın çekinmeyin, çünkü böylesi bir çabaya hiç mi hiç gerek yoktur. Kendinizi başka şekillere koymanıza gerek olmadığını bütün benliğinizle duyumsarsınız. Çünkü etrafınızdakiler bunu size duygu, düşünce ve en önemlisi de bakışlarıyla anlatırlar. Bakışlarındaki anlam arayışı sizi direkt kendi düşüncelerinize ve yüreğinize götürür. O nedenle bedeninizden önce bu diyarlarda düşünceleriniz ve düşleriniz yol alır ve bu bilinir. Bu diyarda yürek ve beynin güzelliği yani insan olarak var olmanın erdemi hayat bulur. O nedenle öncelikle bir insan ve kadın olarak var olmak için gerekli olan iki şeyin güzelliğini bilmek ve anlam vermek gerekiyor. Bu diyarda önce varolmanın güzelliğini ve erdemin sırını tanırsınız.

Zilan doğru sevgiye çağrıdır

Evrende bir canlı, bir insan ve bir kadın olmanın kendisinin zaten çok anlamlı olduğunu öğrenirsiniz. Öğrenirsiniz diyorum çünkü bu var olma biçimi çağlardır kadınlara unutturulmuş bir var olma biçimidir. Sizde kendi özünüzde çağlardır gizli kalan güzel düşünceleriniz ve düşlerinizi özgür bırakıyor ve yaşamı güzelleştiren düşüncelerinizle birlikte düşlerinizin güzelliği yaşamınızın ortasında akış buluyor. Bir de bakarsınız ki yüreğiniz yaşamın renginde akıyor. Kendini doğru temellerde sevebilmek ilkeli sevebilme gücüdür. Doğru ilkelerde hem kendini hem evreni sevebilme erdeminin yolunu açar doğru sevgi. Doğru sevgi güzel düş ve düşünceni temelini oluşturur. Güzelleşen ve özgürleşen kadın güzelleşen ve özgürleşen ülke oluyor bizim diyarımızda. Onun için de bizim diyarımızda Zilan aşktır, doğru sevgiye çağırıdır. Düşünceyle kadının açılabileceği yeni diyarların kapısını sonuna kadar açandır.

Kendin olma savaşı: Xwebûn

Bizde büyük yaşamak, savaşmak, sevmek saygıyı büyütür ve insan olmanın erdemine kavuşturur. O nedenle bu diyarda çok insan tanırsınız, çok yürek görürsünüz, çok düşünce ve düş görürsünüz. Siz de düşersiniz o güzel düşlerin peşine. Bedensel sınırlar ve görünümler anlam yitimine uğrar bu diyarda. Sema ile en büyük savaşın aslında kendi içinizde kendi olma yolunda verdiğiniz savaş olduğunu anladığınızda kadın olarak öz benliğinizden ne kadar uzaklaşmış olduğunuzu görürsünüz. İşte bu duygu kendi olma savaşına soyunuştur. Xwebûn savaşı deriz biz bu savaşa. Çünkü kendi olmayanın hiçbir yerde olmadığı gibi bizim diyarımızda da savaşı yoktur. O zaman bir kadın en çok da ruhunda duyumsar bu bedensel özgürlüğün anlamını. Sanki bedenindeki her hücre yeniden can bulur, yeniden renk alır. Bu diyarda yaşamaya başlayan her kadın öyle bir değişir ki bazen kaç yıl sonra eski haline sadece gülümser. Bedeninde, ruhunda, düşüncelerinde en çok da düşlerine getirdiği sınırların anlamsızlığına hakikatin aşkıyla özgür anlamlar katar. O zaman bu sınırların kendiliğinden nasıl eridiğini görür. Kendinden evrene kocaman bir kapı açarsın. Kendi sevgilerini, öfkelerini, isyanlarını, sevinçlerini, duygularını, düşlerini yeniden keşfeder ve renk veririsin. En çok da düşünceyle yoğrulmuş bu düşlerde kendimizi bulduğumuz için düşeriz o düşlerin peşine.

Geleceğin güzel düşlerini kuranlar

Aslında o zaman evreni kendinizde kendinizi evrende daha iyi görür ve anlam verirsiniz. Size saçınızın ne şekil ne renk olduğu sorulmaz, düşüncelerinizin ve kalbinizin içindeki hakikati sorarlar. O yüzden bu diyarda kadınların bedenlerinden önce düşünceleri ve düşleri yürür. Bedeninizden önce sevgileriniz, öfkeleriniz, hakikat arayışınız, anlam derinliğiniz, cesaretiniz gider. Herhangi bir bölük ya da takıma gidersiniz. Orada Zilan’ı, Beritan’ı, Sara’yı… sorarsanız kadınlar bülbül gibi konuşmaya başlarlar. Dağların zirvelerine düşünceleriyle taşınan kadınların düşlerini, düşüncelerini anlatırlar. Bu kadınların hiç biri daha önce ne Zilan’ı ne Sara ne de Beritan’ı görmüşlerdir. Ama onların düşüncelerini, düşlerini öyle iyi bilirler ki kendilerini anlatır gibi anlatırlar onların düşüncelerini ve düşlerini. Hem de öyle bir anlatırlar ki bazen insan bu düşüncelerin başka bir kadına değil de onların kendilerinin olduğunu sanırsınız. Zaten bu diyarda güzel düşünceler ve düşler bütün kadınlarındır. Geleceğin güzel düşlerini kuranların düşünceleri ulaşır bize bizim kavgamız olur yükselir isyan bayrağımızda.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.