Ermenistan halkları bir kez daha tehdit altında

Aykan SEVER yazdı —

  • Ermenistan'ın geleceği belirsiz. İçeride baskı politikalarıyla önemli ölçüde muhalefeti gerileten Paşinyan kendi iktidarını ve geleceğini koruma adına büyük bir kumar oynuyor...

3. Dünya Savaşı'nın Güney Kafkasya cephesinde sular bir türlü  durulmuyor. Savaş bölgede her an yeniden sıcak çatışma boyutuna taşınabilir.

Ermenistan Başbakanı Paşinyan geçenlerde  Azerbaycan’la barış antlaşmasının temel ilkelerinde uzlaşmaya vardık diye önemli ölçüde "doğru" olmayan, daha çok "pazarlamacı" mantığı içeren bir açıklamada bulundu.  Zira sözünü ettiği uzlaşma, Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel'in arabuluculuğunda geçtiğimiz Mayıs ayında gerçekleşmişti. Bu "uzlaşma" sonrası Dağlık Karabağ'ın kalan kısmı Azerbaycan tarafından ele geçirildi. Bölgedeki Ermeniler yeni bir tehcir ve soykırım süreci yaşadı. Azerbaycan'ın saldırıları sonucu bu zaman diliminde yüzlerce Ermeni hayatını kaybetti. Kaldı ki bunlar olmasa bile TC ve İsrail destekli Aliyev diktasının şurada ya da burada verdiği herhangi bir sözü tutmasını beklemek fazlasıyla saflık olur. Zira daha önceden planlamasına rağmen Aliyev yine aynı kapsamda İspanya'da yapılacak olan zirveye gitmedi. Bu davranışıyla "barış" istemediğini gösterirken aynı zamanda sekiz yerleşim yerini içeren, Ermenistan'ın güney ve kuzey bağlantılarını (İran ve Gürcistan) kesen yeni toprak talebinde bulundu.

Ancak tabii ki Paşinyan saf değil. Son yapılan "Barış Kavşağı" açıklamasıyla Azerbaycan ve TC'nin bölgesel bağlantılarla ilgili taleplerini Ermenistan'ın en azından kağıt üzerinde bulunan ulusal egemenliğini kaybetmeksizin karşılama arayışına girişti. Böylelikle barış ve normalleşme sağlanmış olacak, TC aracılığıyla Ermenistan'ın Batı'ya entegrasyon süreci hızlanacak. Bu bağlamda son dönem AB ile ilişkiler geliştirilirken, NATO ile de yakınlaşma süreci ısıtılmaya çalışılıyor.

Yalnız Paşinyan'ın denkleminde bazı veriler yanlış veya yer almıyor ya da görünür değil. Erdoğan bu hafta başı yaptığı bir açıklamada Ermenistan'ı dolaylı olarak tehdit ederek aslında "barış"tan ne anladığını gösterdi. Diktatör, Paşinyan'a seslenerek öncelikle emperyalist siyasetinin önemli bir ayağı olan Aliyev'le anlaşmasını yani onun taleplerini karşılamasını istedi. Erdoğan bunun için "Batılıların oyununa gelmeyin",  "güvenliği komşularla işbirliği ve barışta arayın" dedi. Nitekim haşmetmeap sonra gerekeni yapacakmış.

Erdoğan'ın tehditleri yinelemesi Paşinyan'ın denklemi kurarken varsaymadığı durumlardan. TC, Ermenistan'ı iyice güçten düşmüş, Zengezur Koridoru vb. taleplere boyun eğmiş, geçmişte olduğu gibi bir millet-i sadıka topluluğu olarak görmek istiyor. Bu Ermeni oligarkların öteden beri olduğu gibi TC ile işbirliği yapmakta hiç de zorlanmayacakları bir başlık. Ancak bu gerçekleşirse kağıt üzerinde de olsa var olan bağımsızlık sonlanmış olacak. 

Denklemde görünmeyen önemli öge ise Rusya. Paşinyan yönetimi, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'nün (KGAÖ) 23 Kasım'da Minsk'te yapılacak zirvesine katılmayacağını açıklarken Moskova'ya karşı yaptığı meydan okumalarına bir yenisini ekledi. Arkasından Rusya olası Zangezur Koridoru üzerinden gerginliği artıracak tarzda Erivan'dan bazı taleplerde bulundu. Bunlar muhtemelen Putin yönetimi açısından kendi önemlerini göstermeye dönük "taktik" isteklerdi.

Ermenistan halklarında Rusya'ya karşı ciddi bir tepki var. Nedeni savaş süreçlerinde Moskova'nın Bakü yanlısı tutumu. Bu tepkiler Ermenistan'da ciddi bir askeri varlığa sahip olan Rusya'nın buradan çatışmaksızın çekilmesine yeter mi? Bu bir hayli belirsiz. Ayrıca Paşinyan yönetiminin hayallerini süsleyen TC ile işbirliği meselesi de biraz riskli. Zira TC, Batı ve NATO'ya çok yönlü olarak bağımlı olsa da ne zaman sıkışsa ya da Batı ile pazarlığa girmeye kalksa Rusya ilişkilerini şantaj konusu yapıyor. Erdoğan'ın Almanya ziyareti sırasında, TC Deniz Kuvvetler Komutanı Tatlıoğlu'nun "ABD ve NATO'yu Karadeniz'de istemiyoruz." açıklaması bu kapsamdadır. Bir çok şeyin alt üst olduğu post-modern karakterli yeniden paylaşım kapsamında olmaz diye bir şey yok. Almanya Başbakanı Scholz'un diktatör karşısında sergilediği tavizkar tutumda da görüleceği üzere diktatöre istediklerini vermek ve ona her geçen gün daha çok benzemek ilişkileri kurtarmaya yetmeyebilir. Zira diktatör bir benzerini Putin'de rahatlıkla bulabilecek vaziyette.

Ermenistan'ın geleceği belirsiz. İçeride baskı politikalarıyla önemli ölçüde muhalefeti gerileten Paşinyan kendi iktidarını ve geleceğini koruma adına büyük bir kumar oynuyor...

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.