Êzîdî kadınları Şengal’de tarih yazıyor

Kadın Haberleri —

.

.

  • SMJÊ üyesi Xanê Agal: Düşman saldırılarına karşı direniş çizgisinden taviz vermeden kendi inanç değerlerini, kimliğini ve kültürünü korumak ve birleştirmek için uğraşan Êzîdî toplumu mücadele ile cevap vermeye kararlıdır. Kadın soykırımı kadın özgürlüğüne ve kadın kurtuluşuna dönüşünceye dek mücadelemiz ısrarla devam edecek. 

MELTEM OKTAY 

Tarihte 72 defa fermana uğrayan Êzîdî toplumu, Türk devleti destekli DAİŞ çete örgütünün 3 Ağustos 2014 yılında Şengal’e yaptığı soykırım saldırısı ile 73’üncü fermanı yaşadı. Saldırılarda binlerce kişi katledilirken, yüzbinlerce kadın ve çocuk kaçırılarak köle pazarlarında satıldı. Yüzbinlercesi ise yerini yurdunu terk ederek sürgün edildi.

Êzîdî toplumuna yönelik bu soykırım saldırısı, yakın zamanda Hollanda ve Belçika Parlamentosu tarafından soykırım olarak tanındı. Soykırımın tanınması ve Êzîdî kadınlarının örgütlenmesi noktasında özellikle Siwana Êzîdî Kadın Meclisi (SMJÊ)  önemli çalışmalar yürüttü. SMJÊ üyesi Xanê Agal, konuyu gazetemize değerlendirdi.

3 Ağustos fermanların devamı

3 Ağustos 2014’de Şengal’e dönük gerçekleşen DAİŞ saldırısının, Êzîdî toplumuna yönelik olduğunu belirten SMJÊ üyesi Xanê Agal, özelde Êzîdî kadınlara yönelik bir soykırım saldırısı olduğunu ifade etti. Agal, “Tarihte Êzîdî toplumuna karşı sayısız fermanlar gerçekleştirildi. En son 2014 yılında gerçekleşen soykırım, bu fermanların bir devamı. Bundan genel olarak Êzîdî toplumu, özel olarak da kadınlar derin bir yara aldı” dedi. 

Geleceğimize sahip çıkmak için

Êzîdî kadın kurumu olarak açılan bu yaraları sarmak için çeşitli çalışmalar yürüttüklerini belirten Agal, “Geleceğimize sahip çıkmak için çalışmalar yürüttük. Başta kadın kitlemizi duyarlı kılmaya ve örgütleyip harekete geçirmeye çalıştık. Çok sayıda kadın örgütü ile ilişki kurup birlikte çalışma yürüttük. Bu çerçevede birçok kadın heyeti farklı şekilde ama aynı amaç doğrultusunda Şengal’e giderek maddi ve manevi destekte bulundu. Çeşitli aralıklarla yurtsever Êzîdî kadınlar, heyetler halinde Şengal’e ziyarette bulundu. Dış kamuoyunda olayın iç yüzünü deşifre etmek, DAİŞ ve destekçilerinin cezalandırılması ve soykırımın uluslararası alanda resmi olarak kabul edilmesi yönünde çalışmalarımız oldu” diye konuştu. 

2 bin 800 kadın ve çocuk hala kayıp

DAİŞ çetelerinin kaçırdığı Êzîdî kadınlara ilişkin ise Agal, “Elimizde çok net bilgi olmamakla birlikte 2 bin 800 civarında kadın ve çocuk hala kayıp. Şu ana kadar 2 bin 850 civarında kadın ve çocuğun geri getirildiğine dair veriler var. Kurtarılan kadın ve çocuklarımızın durumuna gelince; her bir kadının birden fazla, kimisinin ise defalarca başka erkeklere satılması, köle muamelesi görmesi, ruh hallerinin nasıl olabileceğini anlaması açısından yeteri vahameti ortaya koyuyor” dedi.

Kurtarılanların durumu katledilenlerden daha zor

Yine soykırım saldırısına uğrayan bu kadınlarla birlikte çocukların da ruh hallerinin iyi olmadığına dikkat çeken Agal, “Zorlu ve işkenceli bir yaşamı yaşayan bu kadın ve çocuklar, kısa vadede normal insanların durumuna gelemez. Durum buna elverişli değil. Ruh halleri bozulmuş, düzelmesi zor, imkanlar ise kısıtlı. Bir anlamda kurtulanların durumu katledilenlerden daha zor. Oldukça doğal koşullarda yaşamış bir kadının, çocuğun bir anda en vahşi, en çekilmez karanlık uygulamalarla karşı karşıya gelmesi ve her türlü insanlık dışı muameleye maruz kalmasını düşünelim. Gerçek anlamda hiç de kolay değil. Zaten soykırımın amacı budur. Yarısını katlet, yarısını göçert, kalanını da yıkım içinde bırak! Buna tam da kadın soykırımı denir. Bir toplum kadınıyla vardır veya yoktur. Êzîdî toplumunu, kadınını vurarak yok etmeye çalıştılar” diye ifade etti.

Kadın soykırımı kadın özgürlüğüne dönüşecek

Soykırımın gerçekleştiği 3 Ağustos tarihine ilişkin planlamaları olduğunu belirten Agal, yürüyüş, miting, TV programları, gazete ve bildiri dağıtma, çadır kurma gibi çeşitli ve farklı etkinliklerin geniş çaplı olarak yapılacağını söyledi. Agal, “Kadın soykırımı kadın özgürlüğüne ve kadın kurtuluşuna dönüşünceye dek mücadelemiz ısrarla devam edecek. Bütün düşman saldırılarına karşı direniş çizgisinden taviz vermeden kendi inanç değerlerini, kimliğini ve kültürünü korumak ve birleştirmek için uğraşan Êzîdî toplumu mücadele ile cevap vermeye kararlıdır. Şengal’e yönelik saldırılar devam ediyor, dolayısıyla kadınlar başta olmak üzere halkımızın direniş mücadelesi de devam edecek. Êzîdî kadını ve Êzîdî halkımız bir bütün olarak Şengal’de tarih yazıyor. Kendi geleceğine yönelik ve kendi mekanizmalarını geliştirmiş ve geliştirmeye devam ediyor. Kendi özgürlüğünü ve özelini korumak için kendi iradesini konuşturacak” dedi. 

Avrupa ülkeleri sorumluluk almıyor

SMJÊ üyesi Xanê Agal, Avrupa ülkelerinin hepsinde olduğu gibi Almanya’nın da kendi vatandaşları olan DAİŞ çetelerini yargılamaktan kaçındığına işaret etti. 

Düsseldorf, Celle, Hamburg ve Stuttgart’ta yargılanan kimi DAİŞ’lilerin mahkemelerine kadın kurumu olarak katıldıkları bilgisini veren Agal, yargılamaların zamana yayıldığını ve ağırdan alındığını söyledi. Agal şunları belirtti: “Almanya’nın kendi vatandaşı olan DAİŞ üyelerini buraya getirip yargılama gibi bir yaklaşımı yok. Bu bir sorumluluk istiyor. Bu sorumluluğu Almanya üstlenmek istemiyor. Şimdiye kadar hiçbir ülke bu sorumluluğu üstlenmedi. Vatandaşı DAİŞ üyesi olan ülkeler oyalama taktiği ve zamana yayma politikasını uyguluyor. Ne tümden ilgisiz ne de tümden sorumluluk alma gibi bir yaklaşım var. Êzîdîlerin katledilmesi de, kaçırılması da umurlarında değil.”

Düsseldorf’taki mahkeme DAİŞ’e karşı bir başarı

Sözkonusu kentlerde takip ettikleri davalardan da söz eden Agal, bunlar arasında Düsseldorf’taki yargılamaların örnek oluşturduğunu belirtti: “Davada yargılanan 3 DAİŞ üyesi, zulüm yoluyla insanlığa karşı suç işlemekten, özgürlükten yoksun bırakmaktan ve tecavüz yoluyla insanlığa karşı suç işlemekten 3 ile 6 yıl arasında değişen cezalara çarptırıldı. Düsseldorf Yüksek Bölge Mahkemesi 7. Ceza Senatosu 16 Haziran 2021’de bu kararı verdi. Bu mahkemeyi olumlu bir adım, hatta örnek bir mahkeme olarak değerlendirebiliriz” dedi. 

SMJE: Bizi yok etmelerine izin vermeyeceğiz!

Êzîdî Kadın Meclisi Konseyi (SMJE), 3 Ağustos 2014 tarihinde DAİŞ çetelerinin Şengal’e yönelik soykırım saldırılarının yedinci yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, korunmak için birlik ve örgütlenmeye çağırdı.

2014’te yapılan soykırım saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yapan SMJE, hayatını kaybedenleri andı.

Yedi yıl önce vahşi bir şekilde binlerce kişinin katledildiğini ve 7 bini aşkın kadın ve çocuğun kaçırıldığını belirten SMJE, “Çok sayıda kadın ve çocuk sistematik bir şekilde tecavüze maruz kaldı. Özel olarak kurulan pazarlarda köle olarak satıldı. Halen bunlardan 2 bin 800’ü kayıptır” dedi.

Êzîdîlerin ağır bedellerle DAİŞ vahşetinden kurtulduklarını belirten SMJE, daha sonra defalarca Türk devletinin hedefi olduklarını hatırlattı.

SMJE, “Êzîdîlerin varlığı ve özgürlüğü Erdoğan’ın gözleri ve emperyalist umutlarına bir hançerdir” diyerek, 9 Ekim 2020’de Bağdat ve Hewlêr arasında Şengal’e ilişkin yapılan anlaşmanın Erdoğan’ı işaret ettiğini belirtti.

Amacın, Êzîdîlerin özerk yönetimi ve öz savunma güçlerini ortadan kaldırmak olduğunu dile getiren SMJE, Êzîdîleri kolonyalist çabalara karşı kendi kaderini tayin hakkına sahip çıkmaya çağırdı.

“Bizi yok etmelerine izin vermeyeceğiz” diyen SMJE, “Êzîdîler olarak kendi kaderini tayin hakkımızın elimizden alınmasına izin vermeyeceğiz. Demokratik özerklik ve öz savunma güçlerinden oluşan yapılarımızın inşası, Êzîdî toplumu ile kültürü ve varlığının devamlılığının teminatıdır. Biz ancak birbirimizi koruyarak ve örgütlü bir güç olarak kendimizi koruyabiliriz” dedi.

SMJE açıklamasında, Êzîdî halkının kendi kaderini tayin hakkının tanınmasını istedi.

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.