Güney Kürdistan’da siyasetin dizaynı ve işbirlikçilik

Forum Haberleri —

1 Ağustos 2021 Pazar - 23:00

  • 3 Ağustos Şengal katliamından 13 gün sonra KDP’nin kuruluş yıldönümüdür. Êzîdî soykırımına yol açan, Êzîdîleri DAİŞ’in insafına bırakan KDP, yarın sonra anlamlı bir özeleştiri vermeli, Êzîdîlerden özür dilemelidir. 
  • ŞÜKRÜ GEDİK

Güney Kürdistan’daki siyasi oluşumların başında KDP ve YNK gelmektedir. KDP, 16 Ağustos 1946’da Mahabad’a kuruldu. KDP’den ayrılan dönemin aydın, demokrat ve hatta sosyalist olarak kendilerini tanımlayan bir gurup 1 Haziran 1975’de YNK adında bir oluşum kurdular. Benzer bir parçalanma da YNK’de yaşandı. Bir gurup YNK’den ayrılarak 16 Nisan 2009’da Goran hareketini kurdu. Ve daha bir dizi Kürt siyasi partisi Başûr’da siyasi faaliyetlerini sürdürmekle birlikte, bu partiler iki büyük partinin yörüngesinde bulunan oluşumlardır. Güney Kürdistan’da yerelin etkisinde kurtulmayan, Kürdistan’ın ulusal bütünlüğünü esas almayan bir siyaset tarzı hakimdir.

75 yıllık bir parti olan KDP’nin tüm şeceresini buraya almak elbette mümkün değildir. Önümüzdeki günlerde 76 yıldönümünü kutlayacak olan KDP, aşiret örgütlemesini aşamayan, feodal karakterde yapılanmış bir parti geleneğine sahiptir. İlkel milliyetçilik dünya görüşüyle dini doğmanın etkisinde kalan bu partidir. Durduğu konumun iyi sorgulanması gereken bir dönemden geçiyoruz. İşbirlikçi ve ihanetçi pratik politikalarıyla Kürt ulusal çıkarlara en fazla zarar veren bir duruş sergilemektedir. Güney Kürdistan’da, Irak rejimine karşı verilen mücadelede yaşamını yitiren Peşmerge’den daha fazla kaybı kendi iç savaşında vermiştir. Ama yine uslanmamıştır. Başûr’da elde edilen imkanlar üzerinde ‘kim iktidar olacak’ kavgasına kurban edilen binlerce peşmerge, ulusal çıkarlar yerine ikame edilen parti çıkarları Kürt siyasetinin handikabıdır.

Bölgesel ve küresel aktörlere dayanarak siyaset yapma tarzı bağımsız siyaset yapmayı ortadan kaldırmıştır. Öz gücü esas alan değil, dengelere göre hareket eden ve başkasının güdümüne giren bir tarz benimsenmiştir. Bu tarz siyasetin mimarı olan KDP kendisini pazarlamaktan başka seçenek düşünmez hale gelmiştir. Güney Kürdistan siyasetini dizayn eden güçler YNK’ye karşı yeni bir operasyon düzenleyerek çatışmanın eşiğine getirdiler. Bu çelişkiden güç devşirmeye çalışan KDP ise taraflar arasında uzlaşıcı bir rol üstleneceğine ellerini ovuşturarak, kendisine doğacak fırsatı kollamaya çalıştı. Nihayetinde bir tarafın geri çekilip yetkilerini devrederek mesele çatışmaya dönüşmeden görece yatışmış oldu. Fakat meselenin çözüldüğü anlamına gelmiyor. İlerde bu çelişkileri kullanacak şekilde nadasa yatırıldığını söylemek daha yerinde bir tanım olacaktır.

İşin özüne bakılırsa KDP’nin ve onun sırtını sıvazlayan güçlerin güneydeki Kürt siyasetine müdahalesi,KDP’yi daha etkili bir pozisyona getirme girişimleridir. Zayıflamış ve hatta parçalanmış YNK en fazla KDP’nin işine yarayacaktır. Bunun için gerektiğinde YNK içi çatışmayı körüklemekten geri durmayacakları bilinmelidir. Kardeş kanı akıtacak senaryoların devrede olduğu bir dönemden geçmekteyiz. Bu oyunun baş aktörü de KDP’dir. YNK içi parçalanmaya ve çatışmaya iştahlı yaklaşırken, PKK’nin tasfiyesi için de canhıraş bir şekilde çalışmaktadır. Her an eli kulağında bir savaşın beklentisi içinde kalarak savaşı kaçınılmaz kılmaktadır.

Faşist Türk devletinin Kürtleri her alanda imha etmeye çalıştığı bilinmektedir. Türkiye sınırları içinde ki Kürt siyasetini bitirme noktasına getirdi. Yasal zeminde çalışma olanaklarını ortadan kaldırma aşamasına geldi. Son aşama HDP’yi kapatma ve Kürtleri siyasetten bitirme aşamasıdır. Zaten sürekli operasyon hali yaygın tutuklamalar ve infaz olayları, günlük yaşamın olağan akışı içinde rutin uygulamalar olarak kanıksamaya başlandı. Rojava Kürdistan’ını işgal ederek demografik yapısını değiştiriyor. Güney Kürdistan’ın dağını taşını günlük bombalıyor, alan hakimiyetini kurmuş fiili bir işgal yapmıştır. KDP’yi de kendine bağlayarak savaşın içine çekerek PKK’yi çökertmek istiyor. Kürt düşmanlığında sınır tanımayan faşist Türk devletine yardımlarını esirgemeyen KDP, işbirlikçi siyasetin merkezinde yer alarak Kürt kanı akıtmaya çalışıyor.

Kürt siyasetine yön veren güçlerin dümen suyuna kapılan KDP, PKK’ye kaşı çıkmakla Kürt ulusal çıkarlarına zaten yeteri kadar zarar vermektedir. Hızını alamayarak Başûr’da tek hâkim güç olmanın yollarını arıyor. Bunun için gerektiğinde örgütlerin içine operasyon yapacak kadar pervasızlaşabiliyor. KDP bu kirli siyaset tarzından vazgeçmediği taktirde Kürt düşmanı faşist Türk devletiyle kurduğu işbirlikçi ihanetçi çizgide seyrettiği müddetçe asla iflah olmaz bir duruma gelecektir. Kürtlerin kanını içmekten doymayan bir devlete bu kadar yaslanması ulusal çıkarlar açısından suç teşkil etmektedir. Suça daha fazla bulaşmaktan bir an önce vazgeçmesi gerekir. Faşist diktatör Erdoğan’ın kendi halkına hayrı kalmamışken Barzanilerin ona bel bağlaması akıl alır gibi değil.

3 Ağustos Şengal katliamından 13 gün sonra KDP’nin kuruluş yıldönümüdür. Êzîdî soykırımına yol açan, Êzîdîleri DAİŞ’in insafına bırakan KDP, yarın sonra anlamlı bir özeleştiri vermeli, Êzîdîlerden özür dilemelidir. Kürt kanı akıtmak yerine akıttığı kanın hesabını vermelidir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.