• Hastalıklarına rağmen tedavi edilmeyen, tahliye talebi üç kez reddedilen 52 yaşındaki Bişar Yazıcı, katledildi. 

Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'nde iki yılı aşkın süredir tutuklu bulunan 52 yaşındaki Bişar Yazıcı, tedavi için getirildiği Amed'de önceki gün karaciğer yetmezliğinden yaşamını yitirdi.

Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde tutulan Bişar Yazıcı (52), sağlık durumunun ağırlaşması üzerine 23 Haziran'da Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada karaciğer yetmezliği tedavisi gören Yazıcı, önceki gün akşam saatlerinde yaşamını yitirdi. Yaşamını yitiren Yazıcı'nın cenazesi, Diyarbakır Adli Tıp Kurumu'na (ATK) getirildi. Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (TUHAY-DER), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eşbaşkanları Zeyyat Ceylan ve Gulistan Atasoy da ATK'ye gelerek aileye destek verdi. Burada resmi işlemlerin tamamlanmasının ardından Yazıcı'nın cenazesini alan aile bireyleri, defnetmek üzere Wan'a doğru yola çıktı. Cenaze, Wan'ın (Van) Qelqelî (Özalp) ilçesine bağlı Ergali (Çavuşlar) Mahallesi'ne getirildi. Yazıcı’nın cenazesi, mahalle mezarlığında gece saatlerinde yakınları tarafından defnedildi. 

ATK 'cezaevinde kalabilir' dedi

Yazıcı’nın sağlık sorunları nedeniyle üç kez tahliye talebinde bulunduklarını belirten ailesi, karaciğer yetmezliğine rağmen doktorların ve ATK'nin “cezaevinde kalabilir” raporu verdiğini belirtti. Ağabeyi İrfan Yazıcı, kardeşinin 2014'ten beri hasta olduğunu; defalarca tahliye olması yönünde Ankara, İstanbul ve Van’da hastanelere başvurduklarını söyledi. Kardeşinin 30 gün önce Wan’da doktora gittiğini ve doktorun "cezaevinde kalabilir" raporu verdiğini belirten Yazıcı, “Hastalığı ortadaydı, bütün doktorlar da hastalığını biliyordu. En sonda Van Bölge Hastanesi'nde iki haftaya yakın tedavi gördü. Karaciğerinin iflas ettiğini ve acilen naklinin gerçekleşmesi gerektiğini doktorların kendisi de söylüyordu. Sonra da buraya getirildi, iki haftadır tedavi görüyordu. Doktorların müdahalesine rağmen yaşamını yitirdi" dedi. Kardeşi için “cezaevinde kalabilir” raporu veren ATK ve doktorlardan şikayetçi olduklarını belirten Yazıcı, şunun altını çizdi: “Tutukluların ölümlerinin tek sebepleri doktorlar ve raporu verenlerdir.”

Artık her şey çok geçti

Dört yıl önce Bişar Yazıcı’nın gizli tanık ifadeleriyle bir kez daha tutuklandığını söyleyen yeğeni Ejder Yazıcı da şunları paylaştı: "Dört ay tutuklu kaldıktan sonra serbest kaldı. Bırakıldıktan üç yıl sonra tekrar eve baskın düzenlendi ve tutuklandı. Zaten kendisi uzun yıllardır hastaydı. Son üç-dört aydır hastalığı baya ilerledi. Bir ay önce Van Eğitim Bölge ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı ve burada ona ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verildi. Doktorlar iyi davranmıyordu. Hasta haliyle endoskopi yaptılar ve daha da rahatsızlandı. Sonra o haliyle yine cezaevine gönderdiler. Yine bir defa da İstanbul ATK’ye gönderildi ve hastalığına rağmen yine  'cezaevinde kalabilir' raporu verildi.

Biz ve avukatları hastalığından dolayı tahliye talebinde bulunduk ama olumlu yanıt verilmedi. Bütün şerefli Kürt halkımızın başı sağ olsun, cenazemizi defnedeceğiz bu bizim için bir şereftir. Amcam 'cezaevinde kalabilir' raporları ve doktorların tutumları yüzünden yaşamını yitirdi. Siyasi tutsak olduğu için Malatya ve Erzurum'daki hastaneler, tedaviyi günlerce bekletti. Sonra Diyarbakır’a sevk edildi. Diyarbakır kabul etti. Artık tedaviye başladıklarında her şey için çok geçti.”

Yazıcı'ya "Örgüt üyesi olmak" iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmişti. WAN