Hasta tutsakları bile bırakmadılar

Hasta tutsaklar için eylem
- ÖHD’li Vedat Ece, bugüne kadar hasta tutsaklar konusunda bile hukukun ve adaletin de gereği bir adım atılmadığını hatırlatarak, bayram sonrasına kalmadan hemen bir genelgeyle raporu bulunan ağır hasta mahpusların bırakılabileceğini söyledi.
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) hasta tutsaklara ilişkin raporuna göre cezaevlerinde, 161’i kadın ve bin 251’i erkek olmak üzere toplamda bin 412 hasta tutsak bulunuyor. Barış ve Demokratik Toplum Süreci devam ederken, hasta tutsakların serbest bırakılması için tüm kesimler çeşitli çağrılarda bulunuyor, ancak raporlara rağmen engelleniyor. MA'ya konuşan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Vedat Ece, her hasta tutsağın serbest bırakılması gerektiğini söyledi.
Savcılara bırakınca olmuyor
Hasta tutsakların ATK raporlarına rağmen “toplum güvenliği” iddiasıyla serbest bırakılmadığını ve son kararı cumhuriyet savcılıklarının verdiğini belirten Ece, şunları söyledi: “Son kararı cumhuriyet savcılıklarına bırakan bu kanun maddesinin değişmesi lazım. ATK’nin tarafsız, yaşam ve sağlık hakkını önceleyen kararlar vermesi lazım. Komisyon'un önerisi yerine getirilirse somut, infaz eşitsizliğini ortadan kaldıracak bir düzenleme yapılabilir ama şu an müvekkillerimizin tabi olduğu infaz yasasına göre bile toplum güvenliği riski Emniyet'ten alınan danışma şeklindeki görüştür. Son karar savcıdadır. Savcı 16/6’ya göre hastalığı cezaevinde kalmaya yetmeyecek, kendi ihtiyaçları cezaevinde karşılayamayacak her mahpusu bırakabilir.”
Aynı dosyada üç farklı karar
Tutsak Kerim Boran’ın 2025’te “bunama” ve “hastalık” nedeniyle Cumhurbaşkanı affıyla tahliye edildiğini anımsatan Ece, şunları paylaştı: “Kerim Boran dosyada tek başına değildi. Boran dosyasında Ferzende Elbi, Ehettin Kaynar da vardı ve onlar da hasta tutsaktı. Kendileriyle 2021'de Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde görüşmüştüm. O zaman üçünün de durumu ağırdı. Kerim hiçbir şey duymuyordu, zar zor yazıyla iletişim kurabiliyorduk. Elbi ve Kaynar’ın birçok hastalığı vardı. 2022'de Elbi, Karabük Cezaevi’ne sevk edildi ve üçüncü evre kanser teşhisi konuldu. 2 Eylül 2022’de kanser öyle bir hale geldi ki ATK raporuyla tahliye edilmek zorunda kalındı ama iki ay sonra hayatını kaybetti. Demek ki tahliye edilebiliyor. Kaynar ise Metris R Tipi Cezaevi’nde tutulmaya devam ediyor. Kaynar’ın da diyabet, KOAH hastalığı gibi birçok hastalığı var. Aynı yaştalar ve aynı suçlamalardan yargılandılar. Yargılandıkları süre boyunca bir yere gitmediler. Biri ölüm sınırında, biri hayatını kaybetti, biri Cumhurbaşkanı affıyla tahliye edildi. Affedilen evinde oturuyor ve topluma bir zararı yok.”
Çok sayıda hasta müvekkili olduğunu söyleyen Ece, şöyle konuştu: "Metris R Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Serdal Yıldırım, ATK raporlarına rağmen tahliye edilmedi. İnfazı bittikten sonra bir yıl denetim serbestlik halini de ev hapsi şeklinde halen devam ettirmektedir. Yine bu süreçte tahliye edilmediği için cezaevinde yaşamını yitiren müvekkillerimiz oldu. Mesela Abdulkadir Kuday, geçen yıl Metris R Tipi Cezaevi’nde hayatını kaybetti.”
Bayram sonrasına kalmadan
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni hızlandıracak, barışa katkı sağlayacak adımların atılmasına dair düzenlemeler yapılmak isteniyorsa bu bayram sonrasına kalmadan hemen bir genelgeyle raporu bulunan ağır hasta mahpusların bırakılabileceğini vurgulayan Ece, "Rapor olmasa da hastalık durumu bulunan mesela Mehmet Edip Taşar 19 kez anjiyo olmuş, ATK’ye sevk edilmiş. ATK doktoru ‘sen yalan söylüyorsun, rol yapıyorsun’ diyor ve yerlerde sürükleniyor. Yürümeye hali olmadığı için battaniyelerle taşınıyor. Müvekkillerimiz ölüm sınırında” dedi.
Hemen yapılabilecek düzenlemeler
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin hızlanması için hasta tutsakların eşit bir infazla serbest bırakılması gerektiğini belirten Ece, bunun da toplumda “cezasızlık” algısının oluşturmayacağını kaydetti. Ece, şunları söyledi: “Şu an elzem olarak infazda eşitsizliği belirtecek bütün kanun maddeleri değişmelidir. Denetim serbestliğindeki ‘terör suçları hariç’ ibaresi; İnfaz Yasası’nın 16 taksim 6’ncı maddesindeki ‘terör suçları hariç, toplum güvenliği’ gibi ibarelerinin kaldırılması lazım. Çünkü bu durumda hiçbir politik mahpus tahliye edilmez. Ama nasıl ‘toplum güvenliği açısından riskliler.’ Bu açıklanmıyor. Bu gerekçeli karar hakkının ihlalidir, eşitsizliği de ortaya çıkaran bir düzenlemedir. Meclis komisyonu raporunda da ‘yaşam hakkını önceleyen kanuni düzenlemeler hasta mahpuslar için yapılmalıdır’ diyor. Buna göre de adımlar atılırsa bu açıkladığımız hususlar değerlendirilir ve eşitlik ilkesine özgü kararlar verilir. Barış ve Demokratik Toplum çağrısı birinci yılını dolduruyor. Bir yıldır Meclis çalışıyor ve hepsi bahsettiğimiz hasta mahpuslara ilişkin öneride uzlaştılar. ‘Eşitlik ilkesine ve yaşam hakkını önceleyen kararların alınması gerekir’ dediler. Bu öneri doğrultusunda Meclis bir çalışma yapıp hızlıca adım atarsa içinde bulunduğumuz barış sürecine büyük bir katkısı olur.” İSTANBUL














