Tutsak cinayetlerini durdurun

Hasta tutsaklar için eylem

Hasta tutsaklar için eylem

  • ÖHD İstanbul Şubesi, Mehmet Edip Taşar’ın yaşamını yitirmesindeki “ihmaller zinciri”ne dikkat çekerek, ağır hasta tutsakların tahliye edilmesi için acil adım atılması gerektiğini vurguladı. 

Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu, Marmara 5 No'lu L Tipi Kapalı Cezaevi'nde 27 Aralık 2022'den itibaren tutulan hasta tutsak Mehmet Edip Taşar’ın tahliyesi engellenerek katledilmesine ilişkin Beyoğlu’ndaki şube binalarında basın toplantısı düzenledi. Açıklamaya Asrın Hukuk Bürosu, İnsan Hakları Derneği (İHD), Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (TUHAY-DER)üyeleri katıldı.

ÖHD Hapishane Komisyonu Üyesi Rojbin Aslan, Mehmet Edip Taşar’ın ciddi kilo kaybı yaşaması ve yaşamını tek başına sürdüremeyecek halde olmasına rağmen tahliye edilmediğini hatırlattı. Rojbin Aslan, şunları söylediH “9 Şubat’ta yapılan son avukat görüşüne de tekerlekli sandalye ile getirilen Mehmet Edip Taşar’ın gözle görülür derecede kilo kaybı yaşadığı, yediği her şeyi kustuğu, konuşmakta ve oturmakta dahi zorlandığı gözlemlenmişti. Görüşme yapıldığında kendi başına yemek yiyememekte, ilaçlarını da içememekte olduğu tarafımıza aktarılmıştı. Adli Tıp Kurumu 11. İhtisas Kurulu tarafından 25 Şubat'ta düzenlenen raporda; Taşar’ın ivedilikle tam teşekküllü bir hastaneye sevk edilmesi, kapsamlı tetkik ve tedavisinin yapılması ve infazının en az 6 ay süreyle ertelenmesi gerektiği açıkça belirtilmişti. Tüm bu açık tespitlere ve yapılan başvurulara rağmen Mehmet Edip Taşar hakkında herhangi bir infaz erteleme ya da tahliye kararı verilmedi. Sağlık durumu giderek ağırlaşan Taşar, 3 Mart'ta hastaneye kaldırıldı, entübe edilerek tedavi altına alındış; ne yazık ki 25 Mart'ta tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Mehmet Edip Taşar’ın yaşamını yitirmesi, önlenebilir bir kayıp olup; hasta mahpuslara yönelik ihmallerin ve yapısal sorunların bir sonucu olarak değerlendirilmelidir. Adli Tıp Kurumu’nun ‘hapishane kalamaz’ yönündeki açık tespitine rağmen gerekli adımların atılmaması, bu ölümde sorumluluğu bulunan makamları da tartışmasız şekilde ortaya koymaktadır.”

Yapısal sorun uyarısı

Anayasanın 17. Maddesinin yaşam hakkını, 56. Maddesinin ise sağlıklı yaşam hakkını güvence altına almak olduğunu hatırlatan Rojbin Aslan, bu kapsamda tutsakların insanca sağlık hizmetlerine erişimlerinin güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. Rojbin Aslan, “Mahkumların yaşamını yitirmesi, hasta mahkûmların hapishanede tutulmaya devam edilmesi, tedaviye erişimlerin engellenmesi ve infaz erteleme mekanizmalarının işletilmemesi nedeniyle ortaya çıkan ağır bir yaşam hakkı ihlalidir. Uzun süredir Türkiye'de ceza infaz pratiği özellikle hasta mahkûmlar bakımından yaşam hakkının ihlal eden sonuçlar doğurmaktadır. Bu durum ülkemizin değil, yapısal bir soruna işaret etmektedir” dedi.

İstanbul Baro Hapishane Komisyonu Eşe Nur Özdemir de çağrılara rağmen gerekli adımlar atılmadığını ve Taşar’ın ihmal sonucu yaşamını yitirdiğini kaydetti. Eşe Nur Özdemir, şunları ekledi: “Hasta mahpusların sağlık durumlarının düzenli olarak izlenmesi, gerekli tedavi koşullarına erişimlerinin sağlanması ve benzer ihlallerin son bulması için sürecin takipçisi olmayı sürdüreceğiz.” İSTANBUL

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.