• KCK: Türk devleti, ne kadar Kürt düşmanı olduğunu, insanlıktan ve ahlaktan nasiplenmediğini bir kez daha gösterdi.
  • “Erzak depolarını, elektrik, su, enerji istasyonlarını vurmak; şehirleri elektriksiz, susuz, ekmeksiz, yakıtsız bırakmak savaş suçudur. Türk devleti dünyanın gözü önünde bu suçları işliyor.
  • Türk devletinin bu saldırılarına sessiz kalmak, işlediği savaş suçlarına ve soykırıma ortak olmak anlamına geliyor. Bu tutum, suçtur ve özünde Türk devletinin yaptıklarından bir farkı yoktur.
  • BM, Rojava’da konuşlu Koalisyon ve uluslararası kurumlar tutum almalı; Türk devletinin işgal, ilhak ve soykırım saldırılarına karşı çıkmalıdır. Sessiz kalmak kabul edilemez.
  • Erdoğan yönetimi, Ortadoğu’da savaşı tırmandırmak, derinleştirmek ve yaymak istiyor. Bu Kürt düşmanı hastalıklı zihniyetin sökülüp atılması, tüm insanlığına yararına olacaktır.”

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Kürt halkının dört parça Kurdistan’da ve yurt dışında Rojava için harekete geçmesi ve Rojava’ya sahip çıkmasını istedi.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, işgalci Türk devletinin Rojava’ya yönelik saldırılara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Türk devletinin soykırımcı planları kapsamında dört gündür tüm yaşam alanları, yer altı ve yer üstü üretim, gıda, enerji tesisleri, depolar, ambarlar, hastane ve okulları, SİHA ve savaş uçaklarıyla bomladığını hatırlatan Eşbaşkanlık, “Türk devleti bu saldırılarla bir kez daha ne kadar Kürt düşmanı olduğunu, halklara düşman olduğunu, insanlıktan ve ahlaktan hiçbir nasip almadığını tüm dünyaya göstermiştir. Türk devletinde ve Tayyip Erdoğan yönetiminde Kürt düşmanlığı bir hastalık düzeyine çıkmıştır. Bu hastalıklı zihniyetin sökülüp atılması sadece Kürt halkının değil, başta Türkiye halkları olmak üzere bütün Ortadoğu halklarının ve insanlığın yararına olacaktır” dedi.

Sessiz kalmak da suçtur

Soykırımcı sömürgeci Türk devletinin herkesin gözü önünde savaş suçu işlediğini, çünkü saldırılarının savaş suçu kapsamında olduğunu kaydeden Eşbaşkanlık, şöyle devam etti: “Erzak depolarını, elektrik, su, enerji istasyonlarını vurmak; şehirleri elektriksiz, susuz, ekmeksiz, yakıtsız bırakmak en ağır savaş suçudur. Türk devleti defalarca dünyanın gözü önünde bu suçları işliyor fakat dünya bunun karşısında sessiz kalıyor. Bu tutum kabul edilemez. Türk devletinin bu saldırılarına sessiz kalmak, işlediği savaş suçlarına ve soykırıma ortak olmak anlamına geliyor. Bu tutum, suçtur ve özünde Türk devletinin yaptıklarından bir farkı yoktur. En başta Birleşmiş Milletler’in (BM) Türk devletinin bu insanlık dışı saldırılarına ve savaş suçlarına karşı çıkması ve bunları kabul edilemez ilan edip tedbir alması gerekir. Uluslararası kurumların da bu yönlü tutumları olmalı; Türk devletinin işgal, ilhak ve soykırım saldırılarına karşı çıkmalıdır. Rojava’da bulunan Koalisyon güçlerinin sadece DAİŞ’in saldırılarına karşı değil, bütün saldırılara karşı durmalı. DAİŞ’e karşı tutum gösterip Türk devletinin saldırılarına sessiz kalmak kabul edilemez.

 

 

Savaşı yaymak istiyor

Türk devleti izlediği politikalarla sadece Kürt halkına zarar vermiyor, bütün bölgeye zarar veriyor. Tayyip Erdoğan yönetimi, Ortadoğu’da savaşı tırmandırmak, derinleştirmek ve yaymak istiyor. İzlediği politikalar bu temeldedir. Herkesi çatışmaya çekmek, Kürtlerle ve birbirleriyle çatıştırmak istiyor. Irak, Suriye, Başûr ve Rojava’ya yönelik saldırılarla bunu yapmayı amaçlıyor. Biz buradan bir kez daha başta BM ve ilgili uluslararası kurumlar olmak üzere, Rojava’da bulunan Koalisyon güçlerine ve devletlerine bu saldırılar ve işlenen savaş suçları karşısında daha fazla sessiz kalmamaları, buna tutum almaları çağrısında bulunuyoruz.

Rojava mücadelesini sürdürmeli

Rojava halkı, bugüne kadar Türk devletinin saldırılarına karşı gereken direnişi ve tutumu gösterdi. Rojava halkının bu direnişçi tutumunu selamlıyoruz. Soykırımcı Sömürgeci Türk devleti bu saldırılarla Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye halklarını yıldırmak, imkanlardan mahrum bırakarak yerlerini, yurtlarını bırakıp göç etmelerini sağlamak istiyor. Böylece soykırım planlarını gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Rojava halkı özgürlük bilinciyle ve bu gerçeğin farkında olarak direnişini ve birliğini daha da güçlendirerek tutumunu sürdürmeli ve düşmanın bu planını boşa çıkarmalıdır. Var olmak, saldırıları durdurmak ve özgür olmak, ancak mücadeleyle mümkündür. Bunu bilen ve gerçekleştiren Rojava halkı bu tutumunu sürdürmelidir.

 

 

Suriye yönetimi tepki göstermeli

Suriye devletinin de Türk devletinin saldırılarına ve savaş suçlarına tutum alması, bunu kabul etmemesi gerekir. Suriye’nin birliği, kurtuluşu ve özgürlüğü, Türk devletinin ve besleyip saldırttığı çetelerin saldırılarına karşı çıkmakla mümkündür. Bunun için Suriye devleti, Türk devletinin işgal, ilhak ve soykırım saldırılarına karşı Rojava, Kuzey-Doğu Suriye halkları ile birlikte hareket etmeli ve mücadele etmelidir. Aynı şekilde Arap kamuoyu ve devletleri de Türk devletinin saldırılarına tepki göstermeli, kabul etmeyip karşı çıkmalı ve tutum almalıdır.

Rojava için harekete geçmeli

Kürt halkı da dört parça Kurdistan’da ve yurt dışında Rojava için harekete geçmeli ve Rojava’ya sahip çıkmalıdır. Bütün dostların ve devrimci demokratik güçlerin de Kürt halkıyla dayanışma içerisinde olması ve Rojava Devrimi’ne sahip çıkması gerekiyor. Türk devletinin sürdürdüğü saldırılara karşı daha fazla sessiz kalınamaz.” BEHDÎNAN

 

* * *

Tüm girişimleri boşa çıkacak

Türk devletin dört gün boyunca devam eden saldırılarına karşı  Kuzey-Doğu Suriye’nin tüm kentlerinde protesto yürüyüşleri yapıldı, bombalanan tesislerin yanına çadırlar açıldı.

Türk ordusunun 13-15 Ocak (2024) tarihleri arasında gerçekleştirdiği saldırılarda 11 petrol sahası, 1 gaz üretim merkezi, 7 elektrik dağıtım istasyonu ve 1 gaz istasyonu tamamen hizmet dışı kaldı. Milyonlarca insan, elektriksiz, susuz, yakıtsız kaldı. Buna rağmen tüm kentlerde türk saldırganlığı protesto edildi, geri adım atılmayacağı vurgulandı. “Yaşam kaynaklarımızı işlevsiz kılmak isteyen işgalci Türk devleti bu temelde bölgenin altyapılarını, kurum merkezlerini ve sivil yerleşim alanlarını sürekli bombalıyor” diye halk, şunun altını çizdi: “İşgalci Türk devletinin tüm girişimleri boşa çıkacak. Çünkü birlik ve beraberliğimiz, barışçıllığımız ve toplumsal dayanışmamız, yaşam hakkını savunmamız her türlü saldırılara en büyük cevabı verecek.”

 

* * *

İşgal alanlarını büyütme tehdidi

Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, kürtlere karşı savaşa devam edeceklerini, işgal ettiklerini alanları daha genişleteceklerini söyledi.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki akşamki kabine toplantısı sonrası açıklama yaptı. Zap’taki kayıplarından sonra 5 günde 114 hedefi bombaladıklarını, 60 altyapı tesisini imha ettiklerini; Kuzey Kurdistan ve Türkiye’de 465 kişiyi gözaltına aldıklarını söyleyen Erdoğan, devam eden saldırılarıyla Kürtlerin Kuzey-Doğu Suriye’de statü sahibi olmalarını önlediklerini, işgal ettikleri bölgelere 620 bin kişiyi yerleştirdiklerini, kendi kavramları ve üslubuyla ifade etti.

“Sınır ötesi operasyonların nasıl daraltılacağı gündemimizde yoktur. Nasıl genişleteceği gündemimizdedir” diyen Erdoğan, hedeflerini, tehditler savurarak şöyle sürdürdü:

“Kuzey Irak dağlarının her karışını güvenli hale getirene kadar bu bölgede harekatlarımız sürecektir.

Suriye'de Tel Rıfat, Aynel Arab, Haseke, Münbiç hattında sinsi niyetlerle kurulmuş terör yuvalarının tamamını darmadağın etmeden durmayacağız. İnşallah önümüzdeki aylarda kimin hangi tehditleri savurduğuna bakmadan bu doğrultuda yeni adımları muhakkak atacağız.

Kimliği ne olursa olursa herkes ya yanımızda yer alır ya da karşımızda. Bu işin ortası, idare-i maslahatçılığı, gri alan yoktur. Biz bu hususta çok netiz, kararlıyız, azimliyiz.”