Uçurumda kanatlanan iki kahraman şahin -3-
- Erdal ve Atakan; Hayri Durmuş, Kemal Pir ve Mazlum Doğanların takipçileri olarak kendilerini bireysellikten uzaklaştıran, egosunu tümüyle aşan, kolektifleşen, komünal-ortak yaşamı kişiliklerine yediren yoldaşlardı. Yoldaşlık sevgisi, saygısı çok güçlü, herkesin yoldaşlık yapmak istediği, beraber kalmak istediği insanlardı.
- Her iki arkadaşın da ideolojik ve teorik yetkinliği vardı. Kitap okumayı seven, ideolojik ve felsefi olarak derinleşen, bu temelde Önder Apo’nun çizgisinde yetkinlik kazanan bir düzeye sahiptiler. Derin yurtseverlikleri ve Önder Apo çizgisine kesin, kararlı bir biçimde bağlılıkları birbirine benzerdi.
- Sosyal ilişkilerinde halkçı bir karaktere sahip, gittikleri her yerde insanlarla çok rahat kaynaşabilen, kibirden uzak yapıları sayesinde her ortamla ve kültürel dokuyla rahatlıkla bütünleşebilen ve dolayısıyla Erdal gittiği Botan’da, Atakan ise Dersim’de bunu başaran yoldaşlardı. Gerçek Apocu ve halkçı özellikleri edinmiş arkadaşlardı.
MURAT KARAYILAN
Her iki arkadaşı yakından tanıyanlardan birisiyim. Kısaca izah ettiğim gibi, her iki arkadaşla da farklı zeminlerde ve farklı zamanlarda birlikte çalışma durumumuz oldu. Fakat hiçbir zaman her iki arkadaşı karşılaştırma durumunda olmadım. Ne var ki, bu yazı vesilesiyle düşününce görüyorum ki gerçekten birbirlerine benzer birçok yönleri var. İkisi de aynı yöreden, aynı kültür geleneğinden gelen, Rêya Heq felsefesiyle yoğrulmuş ama farklı zeminlerde yetişmiş, fakat her ikisi de sürgünde okumuş arkadaşlar. Biri İzmir’de birisi de Almanya’da okuyor. Ama kendi ülkelerine bağlılıklarını yitirmemiş ve onun peşinde koşmayı temel amaç haline getirmiş iki yiğit Kürdistan evladı. Yaşadıkları süre boyunca bu harekete çok değerli katkılar sunan öncü militanlar olmakla birlikte esas olarak temsil ettikleri insani meziyetleri bakımından çok çarpıcı özelliklere sahip Apocu yoldaşlardı.
Çizgiye tereddütsüz katılım yapanlar
Kuşkusuz nüans olarak da adlandırabileceğimiz, görece daha az olan birbirine benzemeyen yanları da mutlaka vardır. Onları da yeri gelirse kısaca izah edebilirim. Ancak daha çok birbirine benzeyen yönleri ve özellikleri bulunan arkadaşlar olması hasebiyle benzer özelliklerini maddeler halinde belirterek daha anlaşılır kılmaya çalışacağım:
* Birincisi, her iki arkadaş da yurtseverlikleri çok güçlü, ülkeye çok bağlı, Kürt-Kürdistan kültürünü çok önemseyen, Önder Apo çizgisine tereddütsüz bir biçimde katılım yapan yoldaşlardı. Derin yurtseverlikleri ve Önder Apo çizgisine kesin ve kararlı bir biçimde bağlılıkları birbirine benzerdi. Yine her iki arkadaşın da ideolojik-teorik yetkinliği vardı. Kitap okumayı seven, ideolojik-felsefi derinleşmeyi geliştiren, bu temelde Önder Apo’nun çizgisinde yetkinlik kazanan düzeyleri söz konusuydu.
* İkincisi, her iki arkadaşın da güçlü yoldaşlık bağları vardı. En çarpıcı özellikleri samimi, sade ve dürüst olmalarıydı. Bu konuda Erdal ve Atakan arkadaşlar gerçekten birbirine çok benziyorlardı. Yoldaşlık sevgisi, saygısı çok güçlü, herkesin yoldaşlık yapmak istediği, beraber kalmak istediği insanlardı. Bu açıdan örnek yoldaşlık ölçülerine sahip olduklarını söylememiz abartı olmaz. Hayri Durmuş, Kemal Pir ve Mazlum Doğanların takipçileri olarak kendilerini bireysellikten uzaklaştıran, egosunu tümüyle aşan, kolektifleşen, komünal-ortak yaşamı kişiliklerine yediren yoldaşlardı.
Mütevazı, dervişçe bir yaşamın sahibi
* Üçüncüsü, bence en önemli ve çarpıcı benzerlikleri her iki yoldaşın da çok mütevazı olmasıydı. Bu özellikleri gerçekten en önemli yanlarıydı. Karşıdaki kişiye saygı gösteren, aynı zamanda ortamda kendileri için saygınlık yaratan, herkesin sevgisini kazanan bir duruşları vardı. Yaşam biçimleri oldukça mütevazı, sade, hiçbir biçimde kendisini ayrıcalıklı görmeyen, küçükle küçük büyükle büyük olan bir tarzdaydı. Derin teorik birikimlerine ve tecrübelerine rağmen dervişane bir biçimde yaşıyorlardı. Bir derviş gibi yaşamayı esas alan ve bu temelde yaşamının bütün boyutlarına yön veren, insan ilişkisinde, yoldaşlara yaklaşımda, mücadelenin geliştirilmesinde bunu gösteren tutumlarıyla öne çıkan yoldaşlardı. Zaten tüm yapı tarafından benimsenmeleri ve sevilmelerinin temelinde bu özellikleri yatar.
Zeki, güler yüzlü halkçı, gerçek Apocular
* Dördüncü benzerlikleri, her iki yoldaşın da zeki olmaları, çalışkan olmaları, candan katılımları, girişimcilikleri, yine düşünce üretme çaba ve güçleriydi. Bir sorun varsa bu soruna çözüm gücü olma ve bunun için büyük çaba sergileme tutumları takdire değerdi. Zaten bu yönleriyle yoldaşlara destek ve katkı sunan, ortamı zenginleştiren, şenlendiren bir yapıları vardı. Özellikle Erdal arkadaş sürekli güler yüzlüydü. Atakan arkadaş da kuşkusuz güler yüzlüydü ancak Erdal’ın bu yönü daha öndeydi. Bazen esprileriyle ortamı şenlendirme, en zor koşullarda bile bu tarzlarıyla çözüm arayışında bulunma, yine Önderliğin teorik derinliğine başvurma prensipleri vardı. Bence bu yönleri en çok benzer yönlerdi.
* Beşincisi, sosyal ilişkileri bakımından da benzer özellikleri olan arkadaşlardı. Yani halkçı karakteri bulunan, gittiği yerde insanlarla çok rahat kaynaşabilen, kibirlilik olmadığı için her ortamla ve her kültürel yapıyla rahatlıkla bütünleşebilme özelliği olan arkadaşlardı. Gerçek Apocu, halkçı özellikleri edinmiş yoldaşlardı. Bu özellikleri nedeniyle, gittikleri yerde hemen oradaki yapıyla, oradaki toplumsal gerçeklikle bütünleşebilen özellikleri vardı.
Botan’la hızla bütünleşti
Örneğin Erdal arkadaş Botan’da, aslında çok farklı bir kültürel yapılanmadan geliyor. Avrupa ortamında yetişmiş, farklı bir kültürel ortamda şekillenmiş bir arkadaş olmasına rağmen, çok daha farklı bir kültürel oluşumu olan Botan yapısıyla bu kadar kaynaşan, bu kadar bütünleşen ve Botan yapısı tarafından bu kadar benimsenen az arkadaş bulunur. Bu özelliklere sahip ne kadar arkadaş varsa herhalde onların ilk sırasında Erdal arkadaş gelir. Çok hızlı bir biçimde Botan yapısıyla bütünleşen, onların dilini öğrenen, bir Botanlı gibi savaşta öncülük eden ve nitekim komutanlaşması da zaten bu temelde gelişen bir arkadaştı.
Sadece Dêrsim değil Kürdistani
Bakıyoruz aynı şeyi Atakan arkadaş da Dêrsim’de yapmış. Evet belki Dêrsim’le olan kültürel benzerlikler vardır ama metropolde büyümüş, farklı şekillenmiş bir arkadaş olmasına rağmen Dêrsim’le o kadar bütünleşti ki, gören-tanıyan herkes onun bir Dêrsimli olduğunu sanıyordu. Gerçi annesinin kökeni de Dêrsim’e dayanıyor; belki genetik çekim etkileri de vardır ama Dêrsim yapısıyla bütünleşmede yakalanan düzey gerçekten çok ileridir. Şüphesiz Atakan arkadaşın sadece Dêrsim sosyalitesiyle değil, tüm Kürdistan’ın sosyalitesiyle benzer bir yatkınlığı vardı. Mesela arkadaş Kürtçeyi pek konuşamamasına rağmen Kürt kültürüne ilgi duyması, onu sevmesi, arkadaş yapısını ona teşvik etmesi, her kesimden Kürdistanlı ile bütünleşmesinin önünü açan bir yaklaşım vardı. Mesela sorumluluğunu yürüttüğü akademi ve yine pratik ortamlarda Kürdistan’ın her alanından insanlar vardı. Tıpkı Erdal arkadaş gibi Botan kitlesiyle Botan yapısıyla oldukça ilgili olan, Kürdistan’ın her kesimiyle bütünleşebilen bir karaktere sahipti.
Apocu özellikleri ön plandaydı
Bu konuda her iki arkadaşın özellikleri çok daha benzerdi. Esasen ulusallaşmayı yaşamış, Apoculaşmayı yaşamış; dolayısıyla kendine ait özgünlüklerin değil, ulusal devrimci Apocu özelliklerin ön planda olduğu davranış biçimini doğal olarak sergileyen yoldaşlardı. Yani Kürdistani ulusal kişiliklere sahip, devrimci Apocu militanlaşmayı yaşamış insanlardı. Dolayısıyla hem onların halkçı özellikleri, bireyci-egoist durumlarının olmaması, kolektif yaklaşımları ve paylaşımcı ekip ruhunu taşımaları, onların her türlü kesimle ortaklaşmasını sağlayan özelliklerdi. Her iki arkadaşın da bu konuda sergiledikleri pratik çok çarpıcıdır.
Apocu düşünce sisteminin öncüleri
* Altıncı olarak, birleştirici ve toparlayıcı olma özellikleri de çok benzerdi. Her iki arkadaşın da bulundukları ortamda herhangi bir nedene dayalı parçalayıcılığı veya ayrıksı yaklaşımları ortadan kaldıran, bulundukları ortamı bir potada tutabilen, yürütebilen özellikleri vardı. İdeolojik ilkelere bağlı, temelde politik, kapsayıcı yaklaşımı bilen arkadaşlardı. Bu anlamda gittikleri yerlerde toparlayıcı oluyorlardı. Hareketi, Apocu düşünce sistemini doğru temsil etme örneği ve öncüsü olma pratiğini yaşamlarında sergileyen yoldaşlardı. Bu yönleriyle de önemli bir temsil düzeyleri söz konusuydu. Gittiği yerde hemen kaynaşabilen, bütünleşebilen, birleştiren, ötekileştirmeyen, yönü doğru tayin eden bir ideolojik-örgütsel duruşları vardı. Aynı biçimde tasfiyeciliğe ve çizgi dışı anlayışlara karşı tutum almada da benzer yönleri vardır. Bu konuda belki Erdal arkadaş biraz daha keskin olabilir ama özü itibariyle esasen Önderlik çizgisine bağlı ve onun dışındaki anlayış veya yaklaşımlara karşı kesin tavır bakımından benzer yönleri bulunan yoldaşlardı.
Merkez Karargah’a kadar yükselen iki komutan
* Yedinci olarak, komutanlık ve öncülük özellikleri de benzer olan arkadaşlardı. Her ikisinin de askeri mücadelemizin en üst kurumu olan Merkez Karargah Komutanlık üyeliği görevine kadar yükselmiş olmaları da bir benzerliktir. Bu ciddi bir emek ve fedakarlık gerektiren bir görev düzeyidir. Öncelikle yapısı tarafından sevilen, gücünü eğiten, büyük küçük demeden herkesle ilgilenen, cins ayrımı yapmadan herkese rol biçen, böylece arkadaşlar arasında çekim merkezi olabilen yoldaşlardı. Atakan ve Erdal yoldaşların görev yürüttükleri eyalette, bölgede ya da birlikte kimse kendini dıştalanmış görmezdi. En dıştalanmış olanı bile gider tartışır, saatlerce konuşur ve böylece bütüne dahil etme temelinde o sorunu giderirlerdi. Yani bu arkadaşlarda yoldaşlar arasında ayrım gözetmeksizin, adil yaklaşımı, sevecenliği, sahiplenmeyi, güç vermeyi görmek gerekiyor. Her ikisinin de böyle benzer özellikleri vardı. Gerçekten bu özellikler öncü özellikleridir. Bunların hepsi önemli meziyetler durumundadır.
Kadınla doğru temelde yoldaşlık geliştirdiler
* Sekizincisi, bu yoldaşları tanıyan herkes bilir; her iki arkadaş da kadın kurtuluş çizgisine çok değer veren, Önderlik ölçülerine uygun yaklaşımı geliştirmede tutarlı olan, kadınlarla doğru temelde yoldaşlık geliştiren arkadaşlardı. Hatta bu konuda Atakan arkadaşa aşırı pozitif ayrım koyduğu yönünde eleştiri geldiği bile olmuştur. Ama kesinlikle bu yoldaşların bulunduğu yerde erkek egemenlikli zihniyetin herhangi bir biçimde ağırlığını koyması söz konusu olamazdı. Çünkü arkadaşların eşitlikçi, kadın özgürlüğüne doğru yaklaşım temelinde saygılı duruşu ve bu konuda ideolojik mücadeleyi teşvik etmeleri söz konusuydu. Bunu sanıyorum onları tanıyan tüm kadın arkadaşlar da bilmektedirler. Bu her iki öncü yoldaşın, kadın özgürlük çizgisinde kadın yoldaşlığını geliştirme çabası içinde olan arkadaşlar olduğunu belirtebilirim. Bu konuda da farklılıkları olsa da benzer yönleri bulunan, çok değerli çaba ve emekleri olan yoldaşlardır.
Samimi, doğal, iyi ve seçkin yoldaş
* Dokuzuncu ve en çarpıcı ortak özelliklerinden birisi de doğal olmalarıdır. Hiç yapmacık yanları yoktu. Doğal yaklaşımlarıyla karşıya güven veren bir duruşa sahiptiler. Bunu tabii mütevazılık ile birleştirdiği vakit oldukça güçlü bir yoldaşlık dayanışmasını beraberinde getiren, karşılıklı sevgi saygıyı güçlendiren bir yaşam biçimi ortaya çıkıyordu. İyi ve seçkin yoldaş diyebileceğimiz ilişki düzeyini geliştiren bu arkadaşlarda en önemli yan doğal davranmalarıdır. Doğal ve içten olan, yapmacık hiçbir davranışa yer vermeden her konuda samimi, açık davranan, gizlisi saklısı olmayan sade yoldaşlardı. Herhalde en önemli özelliklerinden birisi de bu olsa gerek.
Sivil yaşamlarında da sayısız ortak özellikleri var
* Onuncu ve son olarak belirtmek istediğim ortak özellikleri ise, sivil yaşamları ve yetiştikleri ortamdır. Yıllarca beraber kalmış bir yoldaşları olarak, bu arkadaşların harekete katılmadan önce, çocukluk yaşlarından itibaren sergiledikleri davranışlar hakkında da bilgi sahibiyim. Hem kendileriyle sohbetlerimizde belirli düzeyde edindiğim bilgiler vardır hem de üzerlerine hazırlanmış olan program ve yazılara baktığımızda aile içindeki fertlerin değişik biçimlerde basına yansıyan anlatımları da söz konusudur.
Mesela her iki arkadaş da okul derslerinde başarılı, takdir alan arkadaşlardır. Her ikisinin de birçok arkadaşı, yoldaşı vardır. Mesela Erdal arkadaşın Avrupalı ve kendisine hayran olan birçok arkadaşı vardı. Bu arkadaşların o çalışkanlıkları sadece devrimci yaşamda değil toplum içindeki yaşamlarında da söz konusudur. Yine her ikisi de çok yardımseverdir. Yoksullara, muhtaç olanlara, ihtiyacı olanlara yardım duygusu gelişkin olduğu gibi haksıza karşı haklıyı savunma, küçüklüklerinden gelen, bir aile geleneği gibi gelişen bir benzer özellikleridir.
Aynı biçimde her ikisi de kitap okumayı çok severlerdi. Ancak bunu sadece gerillada değil, sivil yaşamlarında da uyguluyorlarmış. Zaten bu, onların kültürel birikimine ve bilinç kapasitelerine de direk etkide bulunan bir özellik oluyor.
Yine her ikisi de genç yaşta sporla uğraşıyor ve futbola ilgi duyuyorlar. Her ikisi de küçükken cıva gibi, yerinde durmayan bir karakterdedir. Hatta her ikisinin aile içinde annelerini daha fazla sevmeleri ve annelerinin de onlara daha fazla ilgi gösterme durumları vardır.
Kısacası benzer yanları sadece mücadele saflarında değil, aynı biçimde sivil yaşam alanında da görülen yoldaşlardır. Tabii bu yoldaşların aile ortamından edindikleri doğal meziyetleri, Önder Apo’nun Kürdistan’da geliştirdiği militanlık özellikleriyle harmanlandıkça çok daha fazla anlam kazanmakta, derinleşmekte ve onları yetkin bir komutan öncü düzeyine çıkarmış olmaktadır.
Tek ruh ve tek amaç
Yazının başında da belirttiğimiz gibi kuşkusuz arkadaşların nüans olarak da niteleyebileceğimiz kimi farklı özellikleri de vardı: Mesela Erdal arkadaş Avrupa’da büyümesi ve orada dış ilişki çalışmaları içerisinde yetişmiş olması nedeniyle diplomasi konusunda yetkin özellikleri bulunan bir arkadaştı. Onun ayrıca şekillenen bir özelliği buydu. Aynı biçimde taktik arayışçılığı, taktikte daha fazla mantık ve yöntem üzerine yoğunlaşması vardı. Bunun karşısında Atakan arkadaşın da daha fazla teori, felsefe ve Önder Apo’nun Kadın Özgürlüğüne Dayalı Demokratik Ekolojik Toplum Paradigması üzerine daha fazla yoğunlaşması vardı.
Onlar her zaman ölümsüz önderlerimiz
Sonuç olarak; Erdal ve Atakan yoldaşlar, devrimci mücadele içerisinde yaşadıkları süreçler boyunca göstermiş oldukları fedakarlık, yüksek cesaret, güçlü insani özellikler, yoldaşlık dayanışması ve benzeri yönleri itibarıyla harika birer insan ve yoldaş olarak tarihe geçtiler. Uçurumun kenarına gelmiş bir halkın yeniden dirilme mücadelesinde, adeta birer şahin gibi kanatlanarak kendilerini tekrardan yaratmış, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’ne, yine insanlığın onur, adalet ve eşitlik mücadelesine önemli katkılar sunmuşlardır. Biz böyle yoldaşlarla arkadaşlık yapma şansına eriştiğimiz için her zaman iftihar duyacağız ve onları yaşatma, onların amacını pratikte gerçekleştirme, yaşamımızın temel gayesi olacaktır. Onlar her zaman bizim ölümsüz önderlerimiz durumundadır.
Yine böylesi evlatları yetiştirip temel şekillenmesine zemin sunan, verdikleri kültür ve emeklerle sadeliği, dürüstlüğü, temizliği ve cesareti aşılayan değerli ailelerimiz, bu kahramanlarla ne kadar gurur duysalar azdır. Bu temelde Maraş diyarında yetişmiş bu değerli yoldaşları bir kez daha saygı ve minnetle anıyor, anıları önünde saygıyla eğiliyor, onlara verdiğimiz yoldaşlık sözüne sonuna kadar bağlı olacağımı belirtiyorum. BİTTİ