Hedefteki ‘şüpheli’ çocuklar

Kadın Haberleri —

Çocuk ve suç

Çocuk ve suç

  • Almanya’da reşit olmayanlar arasında artan şiddet olayları, ceza sorumluluğu yaşının 14’ten 12’ye düşürülmesi tartışmasını yeniden alevlendirdi. Siyasi partiler ikiye bölünürken, uzmanlar sorunun yalnızca ceza hukuku ile çözülemeyeceğini vurguluyor.
  • BKA, 2024’te Almanya’da şiddet suçu şüphelisi çocuk sayısının yüzde 11,3 artarak 13 bin 800’e, gençlerin ise yüzde 3,8 artışla 31 bin 400’e yükseldiğini açıkladı. Kurum, bu seviyenin zirve olduğunu ve 2016’ya kıyasla vakaların iki katından fazla arttığını bildirdi.
  • Son yıllarda artan enflasyon ve derinleşen gelir eşitsizliği birçok aileyi ekonomik baskı altına aldı. Orta sınıfın zayıflaması ve sosyal uçurumun büyümesi, toplumda kaygı ve öfkeyi artırarak daha huzursuz bir yapı oluşturuyor.

GÖZDE GÜLER

Almanya'da reşit olmayan çocuklar arasındaki şiddet eylemleri hızla artarken, ceza sorumluluğu yaşı sınırı (14) yeniden yoğun tartışma konusu haline geldi. Mart 2023’te Freudenberg’de 12 yaşındaki Luise, reşit olmayan iki sınıf arkadaşı tarafından planlı şekilde bıçaklanarak öldürülmüştü. Bu cinayet, o dönemde ceza sorumluluğu yaş sınırının düşürülmesi konusunda ülke çapında bir tartışma başlatmıştı. Geçtiğimiz haftalarda ise Almanya’nın Dormagen kentinde 14 yaşındaki Eritreli Yosef, reşit olmayan bir sınıf arkadaşı tarafından bıçaklanarak öldürüldü ve yaş sınırı tartışması yeniden açıldı. 12 yaşındaki çocuk gözaltına alındı ve Gençlik Dairesi (Jugendamt) gözetimine geçti.

14’ten 12’ye düşürülmek isteniyor

Yaşanan bu son olaydan sonra AfD, CDU ve kısmen CSU, ceza sorumluluğu yaşının indirilmesini talep ederken, SPD ve Yeşiller Partisi bu öneriyi tamamen reddediyor. AfD, geçtiğimiz yıl reşit olmayanların işlediği suçlarla mücadeleyi hedefleyen “Çocuklar, Gençler ve Ergenlerin İşlediği Suçlarla Mücadele İçin Yasa Tasarısı”nı sunmuş ve bu tasarıda ceza yaşının 14’ten 12’ye düşürülmesini önermişti. Almanya’da 14 yaş altı kişilerin işlediği fiiller ceza hukuku kapsamında değerlendirilmiyor. Dormagen olayının ardından CDU’lu Kuzey Ren-Vestfalya İçişleri Bakanı Herbert Reul da çocukların ceza sorumluluğu yaşının 12’ye indirilmesinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Reul, “Giderek daha fazla genç suç işliyorsa, ceza sistemimizi buna göre uyarlamalıyız” ifadelerini kullandı.

‘Ceza hukuku her derde deva değil’

SPD ve Yeşiller Partisi ise ceza yaşının düşürülmesine karşı çıkmaya devam ediyor. SPD fraksiyon başkan yardımcısı Pascal Arweiler, başka çözümler bulunması gerektiğini ve bu tür gelişmelerin hangi koşullarda ortaya çıktığının sorgulanması gerektiğini vurguladı. Kuzey Ren-Vestfalya eyalet seçimlerinde SPD'nin lider adayı Jochen Ott, "Kölner Rundschau"ya verdiği demeçte şunları söyledi: “12 yaşındaki çocukları hapse atmayı doğru bulmuyorum." Ott, erken ve anlamlı yaptırımlar için mantıklı bir kavrama ihtiyaç olduğunu belirtti ve İsviçre modelini örnek gösterdi. Erken müdahale çocukları gözaltına almayı (Jugendarrest) da içerebiliyor. SPD meclis grubu da "ciddi kural ihlallerinde erken ve anlamlı yaptırımlar" vurgusu yaptı. Federal Adalet Bakanı Stefanie Hubig (SPD), Rheinische Post röportajında şunları ifade etti: "Çocukların hapishanede veya ceza mahkemesinde yeri yok. Çocuk ceza hukukunda cezai sorumluluk yaşının 14'ten daha da düşürülmesine kesinlikle karşıyım." Hubig, "Ceza hukuku her derde deva değil" diyerek, daha ağır cezaların caydırıcılık yanılgısı yarattığını vurguladı.

Şiddet zirveye ulaştı

Federal Kriminal Dairesi (BKA) de geçtiğimiz yıl, özellikle reşit olmayanlar arasında şiddet eylemlerinin ciddi bir sorun haline geldiğini doğruladı. Kurum, Almanya’da şiddet suçu şüphelisi çocukların sayısının 2024’de yüzde 11,3 artışla yaklaşık 13 bin 800’e yükseldiğini; gençlerde yüzde 3,8 artışla 31 bin 400’e ulaştığını bildirdi. Bu seviyenin zirve noktası olduğunu ve 2016 yılına kıyasla şiddet vakalarının iki katından fazla arttığını kamuoyuyla paylaştı.

Federal Kriminal Dairesi bu artışı büyük ölçüde pandemi, Ukrayna savaşı ve belirli sınırlar dahilinde yasal meşruiyet kazanan ancak uzun süre yasaklı olan esrar tüketimi gibi nedenlere bağlasa da; gelir eşitsizliği, enflasyon ve erken yaşta görülen depresyon da birbirine bağlı önemli faktörler arasında.

Sosyal uçurum derinleşiyor

Nitekim 10 yıl önce enflasyon yaklaşık yüzde 2 seviyesindeyken; 2022 ve 2023 yıllarında yüzde 6’ya yükselmesi birçok ailede geçim sıkıntısına yol açtı. Bunun yanı sıra gelir eşitsizliği, Avrupa ortalamasına göre orta seviyede görünse de toplumu mutsuzluk, ırkçılık ve agresyona iten önemli bir etken. Sosyal uçurumun geniş olduğu toplumlarda hiyerarşi ve eşitsizlik daha belirgin hale gelir. Orta sınıfın giderek ortadan kalkması, toplum içinde bilinçsiz bir sınıf mücadelesine ve yaygın bir kaygı ortamına neden olur. Bu da alt sınıflarda öfke ve hayal kırıklığı olarak yansıyabilir. Bir yanda alt sınıf yaşam mücadelesi verirken, diğer yanda üst sınıf mevcut standartlarını koruma çabası gösterir ve küresel ölçekte yükselen yaşam standartları bu baskıyı daha da artırır. Sonuç olarak her iki taraf için de daha mutsuz bir toplumsal yapı ortaya çıkar, öfkeli çocuklar yetişir.

Mahkemeler ceza verir toplum yargılar!

Çocukların ceza sorumluluğu yaşının 12’ye indirilmesi, sorunu çözmekten ziyade daha fazla suçlu birey yetiştirme riskini taşıyor. Örneğin; Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletinin verilerine göre, 14 ile 21 yaş aralığında çocuk ceza hukuku kapsamında hüküm giymiş ve önceki cezaları hakkında bilgi bulunan 4 bin 100 genç ve ergenin bin 600’ü yeniden suç işlemiş. Amerika gibi gelir eşitsizliğinin yüksek olduğu ülkelerde bu oranlar çok daha vahim. Dolayısıyla istikrarlı bir ekonomi, eşit gelir dağılımı ve kontrollü medya tüketimi gibi önlemler, sorunun çözümüne dayalı daha etkili yöntemler olabilir. 12 yaşında bir çocuk bir başkasının hayatına son verecek kadar derin bir ruhsal sorun yaşarken, bir de üzerine ceza alırsa topluma yeniden kazandırılması zorlaşacaktır. Çünkü mahkemeler ceza verir, fakat toplum yargılar. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.