- Seçime girecek partilerin ilk sırasında yer verilen erkek adaylara karşı, Yeşil Sol Parti’nin kadın adayı Sevda Karaca, Dîloklu (Antep) kadınların ucuz işgücü olarak kullanılmasına karşı verdiği emek mücadelesini Meclis’e taşımaya hazırlanıyor.
Farklı etnisiteden, kültür ve kimlikten adayın yer aldığı Yeşil Sol Parti listesinde, Dîlok’ta ilk sırada Sevda Karaca var. Yeşil Sol Parti dışında Dîlok’ta seçime girecek diğer partilerin ilk sırada yer verdiği isimlerin tamamı erkek. Dîloklu kadınların, kentteki “güçlü” sermaye tarafından yoğun bir biçimde ucuz işgücü olarak kullanılması Karaca için en önemli mücadele motivasyonlarından biri.
Adana’da 1984'te tekstil işçisi bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen Karaca, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü mezunu. Üniversite yıllarında gazetecilik mesleğine merak duyan Karaca, 2007'de Evrensel Gazetesi ile gazeteciliğe başladı. Hayat Televizyonu’nun kuruluşunda da yer alan Karaca, televizyonun Ankara temsilciliğinin ardından, Yayın Koordinasyonu üyesi oldu. Televizyonun, işçi emekçi kadınları konu alan ve kadın mücadelesinin öne çıkarıldığı Ekmek ve Gül programının sunuculuğunu ve koordinatörlüğünü yapan Karaca, 2010'dan beri Evrensel gazetesinin kadın eki olarak yayımlanan Ekmek ve Gül dergisinin editörlüğünü yapıyor. Karaca, aynı zamanda Emek Partisi (EMEP) Genel Yönetim Kurulu üyesi. Evrensel gazetesinde “Nar” ismiyle köşe yazıları yazan Karaca, Das Osteuropa’nın 2017’de hazırladığı ve içerisinde 21 ülkeden gazeteci, sendikacı, insan hakları örgütü temsilcisi kadınların bulunduğu, “Doğu Avrupa'yı Değiştiren Kadınlar” listesinde de yer aldı. Kadın ve emek mücadelesini Meclis’te sürdürmek isteyen Sevda Karaca, MA'nın sorularını yanıtladı.
Tarihi sorumluluk üstelenen ittifak
Emek ve Özgürlük İttifakı'nın çok uzun yıllardır emekçilerin, halkların, kadınların, gençlerin özlem duyduğu her şeyin hayata geçmesi için tarihi bir sorumluluk üstlenen bir ittifak olarak ortaya çıktığını hatırlatan Karaca, "Uzun bir mücadelenin ve o mücadele birikimlerinin, akan farklı ırmakların toplandığı bir havuz gibi. Dolayısıyla oraya atılan, yani o havuza damlayan her mücadele damlası bu ittifakı güçlendirerek gerçekten önümüzdeki bu zorlu süreçte birlikte yan yana kurabilmenin olanaklarını, dayanaklarını yaratacak. Buna çok inanıyoruz. Antep’ten aday gösterildim. Bu benim için bir gurur kaynağı. Kadın mücadelesinin içinde büyümüş, bir kadın olarak, bu kadar erkek egemen ittifakların karşısında kadın mücadelesinin toplam birikiminin de yansıması olarak bir kadın adayın gösterilmiş olmasını çok kıymetli buluyorum. Heyecanlıyım" dedi.
İki milyonun dörtte biri işçi
İki milyonluk nüfusunun dörtte biri işçi olan Antep'in en büyük sanayi kentleri arasında yer aldığını, ihracat rekorları kıran patronların bir kısmının burada yaşadığını ve “başarılarını” aslında Antep halkının ve emekçilerinin sömürüsüne borçlu olduğunu kaydeden Karaca, şunları paylaştı: "Buradaki organize sanayi bölgelerinde, sanayi havzalarında, atölyelerinde merdiven altı atölyelerinde emekleri sömürülen geniş kesimler var. Antep özelinde 130 bin işçi var. Makine halısı üretimi Antep'te dünyanın yüzde 47’sini karşılıyor. Erdoğan'ın din istismarını gerçekleştirmek için kürsülerden salladığı o seccadeyi Antep'te emekçiler üretiyor. O seccadeyi üretenler, günde 12 saat çalışıp evlerine bir ekmek götürmekte, kiralarını ödemekte zorlanıyor. Bu gerçeğin üzerine seccade atmaya çalışıyorlar. Burası Türkiye'deki makarna üretiminin de merkezlerinden biri. Antep'e dönüp baktığımızda o makarnaları üretenler, o makarnalara muhtaç hale getirilenlerdir aynı zamanda. Burada emek, özgürlük, eşitlik, barış, kadınların hak mücadelesi, gençlerin gelecek özlemi, çocukların sağlıklı güvenli bir geleceğe sahip olması gibi konular birbiriyle iç içe geçmiş. Hepsinin arasındaki o kopmaz bağları her gün yeniden hatırlayarak, kentin emekçileri; Kürt, Türk, Suriyeli ve Alevileri arasındaki kardeşliğin zeminini oluşturmak istiyoruz."
İki ittifak da özlemlerini karşılayamaz
Cumhur ve Millet ittifaklarının, işçilerin, emekçilerin ve Kürt halkının demokrasi, eşitlik ve barış özlemini karşılayabilecek bir ufka ve perspektife sahip olmadığına işaret eden Karaca, "Dolayısıyla bu Meclis aritmetiği her ne olursa olsun bizim orada hem bu restorasyon programına hem de aynı zamanda tüm gerici güçlerle ittifak kurmuş olan bu tek adam rejimine karşı bir arada çok güçlü bir biçimde durmak. Sadece Meclis’te değil sokakta da. Meclis’i emeğin, özgürlüğün, halkların barış isteğinin ve demokrasinin en güçlü savunucusu olarak yan yana kurabilmenin bir mecrası haline getireceğiz. Kadınların, gençlerin, halkların, farklı inançlara sahip olan kesimlerin sözünü Meclis’e taşıyacağız ama Meclis’ de bu mücadele alanlarına taşımaktan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz" şeklinde konuştu.
Antep yüzünü bize dönecek
Antep’te diğer ittifakların aday listelerine dikkat çeken Karaca, şunları ifade etti: "Kadın düşmanlığında hiçbir beis görmeyen, bunu açık açık ortaya koymaktan hiçbir çekince duymayan, kadınlarla erkeklerin asla eşit olamayacağını söyleyen, kadınlarla erkeklerin aynı fotoğraf karesine bile girmesine tahammül edemeyenlerin ve aynı zamanda Kürt halkının hafızalarında domuz bağlarıyla, cinayetler anılan Hüda Par’ın Genel Sekreterinin üst sıralarda yer aldığını görüyoruz. Biz listelere baktığımızda bir ‘patron ittifakı’ görüyoruz. Orada ihracat rekorları kırarken Antep emekçilerinin emekleri üzerine ya da dünyanın en zengin 10 kişisi listelerine girerken, çeşitli biçimlerde karanlık ilişkilerin bir parçası olduğu bilinen isimlerin listelerini görüyoruz maalesef. Kadın adayları görmüyoruz karşımızda. Görünen o ki Antep’te kadınların, emekçilerin, halkların, gençlerin bu süreçte yüzü Emek ve Özgürlük İttifakı'na dönecek. Tekrar belirtiyoruz; bizim bu ülkenin demokrasi güçleri olarak, kadın düşmanı güçler karşısında, renklerimiz ve heyecanımızla yan yana durabileceğimizi gösterebileceğimiz en önemli yerlerden biri Antep olacak. Ülkenin gözü Antep’te olacak.” ANTEP