Her işgal bir doğa katliamıdır

Meral ÇİÇEK yazdı —

1 Haziran 2021 Salı - 23:00

  • Başûrê Kurdistan’ın işgalinin diğer adı doğa kırımıdır. Dolayısıyla bu talanın önünü almanın tek yolu TC’nin işgal saldırılarına karşı durmaktır.

‘Çöktürme Planı’ ile birlikte faşist TC’nin Kürtlere yönelik soykırım savaşında işgal boyutu giderek daha fazla öne çıktı. Daha önce de Başûr topraklarında TC askeri üsleri bulunuyordu. Ancak topyekün bir konsept olarak işgal boyutu son yıllarda sistematik bir şekilde devreye sokuldu. Efrîn bunun en somut örneğidir.

Başûr’da durum ne? Buradaki işgal, ‘sadece’ son birkaç yılda 40’ın üstüne çıkarılıp neredeyse 3’e katlanan TC askeri üslerden ibaret midir? Değil. Ancak buna rağmen Başûr’da mecliste bulunan siyasi yapıların neredeyse tümü düne kadar işgalin adını koymaktan kaçındılar.

Oysa Bradost mıntıkasına TC tarafından baz istasyonu kurulması ve bunun sonucu olarak cep telefonların otomatik olarak Turkcell operatörüne geçmesi işgal değil de nedir? Behdinan bölgesinde TC askerlerinin yola kontrol noktası kurup Başûr vatandaşlarını gözaltına alıp sorgulamasının adı nedir? PKK’nin Kürdistan Bölge Hükümetinin egemenliğini tanımadığını söyleyenler yabancı bir devlet gücünün gelip Başûr topraklarına sömürge muamelesi yapması karşısında neden suspus?

İsrail rejimi, 1967’den bu yana işgal altındaki Filistin topraklarında 2.5 milyon ağaç söktü. TC rejiminin ise son 40 yılda Kürdistan topraklarında kaç ağaç yaktığının veya kestiğinin istatistiği yok. Sömürgeci işgalcinin başvurduğu temel yöntemlerden bir tanesi ağaçların yok edilmesidir. Bunu hem doğa kırımı hem ekonomik yıkım hem de askeri savaş aracı olarak geliştirirler. Temel bir geçim kaynağı olarak meyve ve zeytin ağaçlarının kesilmesiyle halk göç etmeye mecbur bırakılır, işgal edilmek istenen topraklar insansızlaştırılır. Bununla birlikte Kürdistan’da doğaya yönelik her saldırı ve yıkım askeri bir mantığa dayanıyor. Örneğin özellikle 1990’lı yıllarda Bakur’da geliştirilen baraj politikasıyla bir yandan gerillanın geçiş hatları kesilirken, ormanların yakılıp ağaçların kesilmesi de gerillanın dağlarda barınamamasını öngörüyor. Yine ağaçlar, panzerlerin geçeceği yeni yolların yapımı için kesiliyor.

Bu sadece askeri olarak değil ekonomik olarak da kârlı bir iş. Dolayısıyla işgalden askeriye kadar sermaye de faydalanır daima.

Son günlerde Başûr’da yoğun tepki gören ağaç kesimi ve yol yapımı bu açıdan ele alınmalı. İşgal operasyonun sürdüğü sınır bölgesinde son bir yıldır ağaçların kesilip Türkiye’de kayıtlı şirketlerce sınırdan geçirilmesi, yine alanda Türk şirketlerince üç yolun yapılması yeni gündemleşti. Geç de olsa bu konunun hem toplum hem de siyasi güçlerce tartışılması ve tepki gösterilmesi elbette ki çok önemlidir. 
Fakat burada iki noktanın gözden kaçırılmaması gerekir.

Bir, konuyla ilgili en fazla açıklama yapan siyasal yapı olan KDP, aynı zamanda söz konusu bölgenin kontrolünü elinde bulunduruyor. Hal bu iken Kürdistan Bölge Parlamentosu’ndaki KDP fraksiyonunun Türk ordusunun Başûr’daki doğa talanının önüne geçmesi için Irak hükümetine çağrıda bulunmasının pratik anlamı yok. Bu konudaki muhatap Bağdat mıdır? Son bir yıldır TC’nin bölgede yol yapıp ağaç kesmesine susan, göz yumman, hatta izin veren kimdir? Öncelikle bunu netleştirelim öyleyse.

İki, işgalin diğer adı doğa kırımıdır. Dolayısıyla bu talanın önünü almanın tek yolu TC’nin işgal saldırılarına karşı durmaktır. İşgale, savaşa ses çıkarmayıp sırf ağaçların kesilip gasp edilmesine tepki göstermenin pratikte pek bir karşılığı olmuyor.

Savaşlarda insanlarla birlikte doğa da katledilir. Doğamızı korumak için öncelikle topraklarımızı işgale ve sömürgeciliğe karşı savunmamız gerekiyor. Yurtseverlik bunu gerektirir. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.