• Hayatta kalan Dedeoğulları ailesinin tek üyesi Çetin Dedeoğulları, iki aile arasında yaşanan husumetin 2010 yılında başladığına dikkat çekti. Ancak babası Yaşar Dedeoğulları’nın karşı tarafın birkaç kez Kürtlere küfür etmesine tepki gösterdiği için olduğunu söyleyen Dedeoğulları, sadece katledenlerden değil azmettirenlerden de şikayetçi oldu. 

Konya’da ırkçı saldırıya uğrayan Dedeoğulları ailesinin sağ kalan tek bireyi Çetin Dedeoğulları, avukatı Abdurrahman Karabulut ile olay hakkında ifade verdi.

Mezopotamya Ajansı’ndan Berivan Altan’ın ulaştığı Çetin Dedeoğulları’nın ifadesinde, 2010 yılında Keleş ve Çalık ailesi ile aralarında yaşanan gerilimin, Kürtlere yönelik hakaretten dolayı başladığını belirtti.  


Çetin Dedeoğulları’nın savcılıkta verdiği ifade şu bilgier yer aldı: ”Ailem ile karşı taraftakiler arasındaki ilk husumet 2010 yılına dayanmaktadır. Benim ailem bahse konu eve bundan 20-25 sene önce taşınmıştır. Hatta benim ailem buraya taşındığında karşı taraf henüz buralarda oturmamaktadır. Tahminime göre karşı taraf bu eve 2010 yılından birkaç yıl önce yani benim ailemden daha sonra taşınmışlardır.

22 Mayıs 2021 tarihinde meydana gelen olayda ben ailemin evindeydim. Olay zaten sabah saatinde meydana gelmiştir. Yine karşı tarafın herhangi bir sebep bulunmaksızın benim aile bireylerime hakaret ve tehditte bulunması nedeniyle olay meydana gelmiştir. Ben o olayda kolluk aşamasında herhangi bir sıfatlı ifade vermedim.

Silahlı saldırının asıl faili olduğu iddia olunan Mehmet Altun isimli kişiyi ben tanımam. Bizzat bu şahsın ailem ile bir husumeti olduğuna dair bilgim yoktur. Sonradan da böyle bir husumete ilişkin bana bir şey anlatılmadı.

Sadece Ayşe Keleş’in 12 Mayıs’ta de meydana gelen olay sonrası tutuklu olduğu dönemde kardeşim Barış’ın çarşıya gittiğinde Bozkırlı kişiler tarafından ‘Ayşe Keleş içeride sen niye buralarda geziyorsun’ şeklinde söylemleri olmuş, daha doğrusu Barış’ın gittiği bu Salı pazarında genellikle Bozkırlı pazarcılar olur. Bu pazarcıların bu şekilde söylemleri olmuş. Ancak Mehmet Altun’un olay öncesinde benim aile bireylerime bu şekilde bir söylemi olduğuna dair bir şey duymadım. Bu olay nedeniyle aile fertlerimi öldüren, öldüren kişiye iştirak veya yardım eden ya da bu kişiyi azmettiren kişilerin tespiti durumunda kendilerinden şikayetçiyim.

‘İlk husumet Kürtlere küfürle başladı’

2010 yılında meydana gelen husumet konusunda eklemek istediğim a vardır. Şöyle ki, o tarihte meydana gelen olayın kedi ve benzeri bir şeyle ilgisi yoktur. Rahmetli babam Yaşar’ın o tarihte ektiği tarlaya Lütfi Keleş’in kiraladığı tarlası komşudur. Lütfi Keleş o tarihte tarla işleri için babamdan yardım istemiş. Birlikte iş bittikten sonra oturup çay içip radyo dinliyorlarmış. Radyoda güneydoğudaki bir kısım olaylar nedeniyle haber çıkınca Lütfi Keleş Kürtlere küfür etmiş. Bunu birkaç dakika içerisinde bir iki kez daha tekrarlayınca babam Yaşar dayanamayıp, ‘Sen Kürtlere nasıl küfür edersin, ben seni sinkaf ederim’ diyerek karşılık vermiş. Babam Yaşar ve Lütfi arasındaki bu olay karakola yansımamış ve konu orada kapanmış. Ben bu olayı babam Yaşar’dan bizzat duymuştum.

Finansmanı Harun mu sağladı?

Ayrıca şu hususu da eklemek istiyorum. 12 Mayıs 2021 günü meydana gelen olayda tutuklanan Ayşe Keleş’in tahliye edilmesi sonrası karşı taraf aile bireylerinin bizim aile bireylerimize bakış ve kafa sallama şeklindeki tehditkar hareketleri artmıştır. Ben bu durumu kız kardeşlerimin bana söylemesi ile öğrendim. Babam Yaşar, tahliye olduktan sonra Ayşe Keleş’in sürekli tansiyonu yükseltmeye çalıştığını ifade ederdi. Bir de Lütfi’nin kardeşi Harun’un kuyumcu bir oğlu varmış. Bu konuya ilişkin şu anda net bilgim yoktur. Ancak bu şahsın meydana gelen bu olayda para finansmanı sağlamış olabileceği düşüncemiz vardır. Bu konu ve diğer araştırılmasını istediğimiz hususlar ile ilgili avukatımız ayrıntılı talep dilekçesi verecektir. Avukatımızın vereceği bu dilekçede belirteceği hususların da araştırılmasını talep ederim.”  KONYA