• Bir yıl içinde dünya genelinde infaz sayısı yüzde 78 arttı. Özellikle, İran'daki protestolara yönelik baskılarla birlikte, idam cezasına başvurma eğilimi, tehlikeli bir şekilde daha çok artıyor.

Prof. ALİ ARAYICI

Uluslararası Af Örgütü'nün, 18 Mayıs’ta yayınlanan raporuna göre; 2025'te dünyada toplam 17 ülkede, 2 bin 707 kişi idam cezasına çarptırıldı. 1981’den beri, idam cezası bu kadar çok olmamıştı. Bu çarpıcı artışın büyük bir kısmı, bir yıl içinde idam cezası sayısının iki katından fazla arttığı İran'dan kaynaklanıyor. Ayrıca sivil toplum kuruluşları, ABD'nin idam cezasına en çok başvuran ilk 5 ülke arasına geri döndüğünü de belirtiyor.

Af Örgütü’nün raporunda yayınlanan bu yüksek rakamların gösterdiği gibi, durumun endişe verici olduğu ve daha da kötüye gidebileceği düşünülüyor. Örgüt, Çin başta olmak üzere, dünyada birçok ülkede idam cezasıyla ilgili verilerin en iyi ihtimalle eksik, en kötü ihtimalle ise devletler tarafından gizlendiğini vurguluyor. 21. yüzyılın ilk 26 yılı geçmesine rağmen, bu vahşi uygulama; insanlık adına utanç verici bir durum değil midir? 

Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard’ın da işaret ettiği gibi, idam cezasına başvuruda görülen bu endişe verici artış, küresel olarak idam cezasının kaldırılmasına yönelik eğilim devam etmesine rağmen ne pahasına olursa olsun insanları idam etmeye kararlı, demokrasiden nasibini almamış ve dünyada izole edilmiş birçok çağdışı küçük ülkeye bağlıdır.

Baskı ve siyasi kontrol aracı

İdam cezası, birçok ülkede baskı ve siyasi kontrol aracı olarak uygulanıyor. Uluslararası Af Örgütü'nün idam cezasına ilişkin yıllık raporunda, 2025’te 17 ülkede en az 2 bin 707 idam gerçekleştirildiği belirtiliyor. Bu rakam, 2024'teki bin 518 vakaya kıyasla yüzde 78'lik bir artışa tekabül ediyor. Özellikle, İran'daki protestolara yönelik baskılarla birlikte, idam cezasına başvurma eğilimi tehlikeli bir şekilde daha çok artıyor. Bu sayısal veriler, Af Örgütü'nün 1981’den bu yana kaydettiği en yüksek rakam. 1981’de dünya genelinde (Çin hariç) 3 bin 191 idam cezası kaydedilmişti. Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, “Bu utanmaz devletler, idam cezasını korku salmak, muhalefeti bastırmak ve yoksullar ile marjinalleşmiş kesimler üzerinde kurumların sahip olduğu gücü göstermek için bir baskı aracı olarak kullanıyor” dedi.

İdam cezasının kaldırılması

Ülkelerin üçte ikisinden fazlasında idam cezası resmen kaldırıldı. İdam cezasının kaldırılmasına yönelik ilerlemelerin yaşandığı bir dünyada, 1981'den beridir en fazla infaz sayısının 2025’te gerçekleşmiş olması son derece düşündürücü. Bu karanlık tablo, dünyada ölüm cezasının kaldırılması yönünde ilerleyen ve her geçen gün zemin kazanan eğilime gölge etmemelidir. Bir insanlık suçu olan, insan temel hak ve özgürlüklerine aykırı olan ölüm cezasıyla ilgili Uluslararası Af Örgütü'nün 2025 yılı raporunun en önemli bulguları bir infografikte özetlendi. Bu sayısal veriler, 1981’den bu yana ilk kez rekor bir düzeyde olduğunu gösteriyor. Özellikle 1981 yılı, Fransa için sembolik bir yıl. Zira, Sosyalist (PS’li) Cumhurbaşkanı François Mitterand'ın adalet bakanı olan, Robert Badinter’in öncülüğünde yürütülen; mücadelenin ardından ülkede idam cezasının kaldırıldığı yıl. O dönemde, idam cezasını resmi olarak kaldırmış dünyada sadece 27 ülke vardı. O günden bu yana, en acımasız ve insanlık dışı bir suç olan idam cezasının kaldırılmasına doğru atılan adımlarla bu sayı daha da arttı.

Anımsatmak gerekir ki; 2025’te aralarında Türkiye'nin de yer aldığı 113 ülke; bu cezayı yasalarca ve tüm suçlar için tamamen kaldırmış durumda. Türkiye'de idam cezası, 1920'de TBMM'nin aldığı bir kararla uygulanmaya başladı. 1984'ten beridir bu ceza fiilen uygulanmayarak, 3 Ağustos 2002'de ise AB'ye Uyum Yasaları çerçevesinde resmi olarak kaldırıldı. 

17 ülke uyguluyor, 86'sı da kaldırmadı

İdam cezasının uygulandığı 17 ülkenin başında infazların yüzde 80’ini (2 bin 159) gerçekleştiren İran geliyor. Onu Suudi Arabistan (356 infaz), Yemen (51 infaz), ABD (47 infaz) ve Mısır (23 idam) izledi.

İran'da idam cezası, muhalif olanlara karşı bir silah olarak kullanılıyor. Bu eğilim, 2026'nın başında ve Ortadoğu’daki ABD-İran-İsrail arasındaki çatışmanın başlamasından bu yana protestolara yönelik katliamlarda da teyit edildi.

ABD Başkanı Donald Trump, Nisan 2026'da federal düzeyde ölümcül enjeksiyona ek olarak kurşuna dizme, elektrikli sandalye ve zehirli gazın solunmasına da izin vererek yeni bir aşamaya geçti. ABD’de 50 eyaletten 27'sinde, idam cezasının hâlâ yürürlükte olduğunu burada anımsatmakta yarar var. ABD’nin en küçük eyaletleri tarafından, yürütülen bu idam cezasına başvuruda görülen artışlar; idam cezasının kaldırılmasına yönelik ilerlemelerin devam ettiği küresel bir bağlamda yer alıyor olması da gerçekten kaygı verici ve düşündürücüdür.

Çin’de ise infazlar “devlet sırrı” olarak sınıflandırıldığı için sıralamada yer almıyor. Af Örgütü, geçen yıl Çin’de binden fazla kişinin idam edildiğini tahmin ediyor. Çin, Kuveyt ve Singapur gibi birçok ülke hâlâ “suçla mücadele” adına idamlar gerçekleştiriyor.

86 ülkede ise idam cezası, hâlâ kaldırılmadı.