İmralı'dan 20 aydır haber yok

29 Kasım 2022 Salı - 18:40

İmralı mutlak tecrit sistemi

İmralı mutlak tecrit sistemi

  • Asrın Hukuk Bürosu, İmralı'da ağır tecrit altında rehin tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan hukuk dışı yönelim ve politik kararlar nedeniyle 20 aydır haber alamadıklarını bildirdi.

Asrın Hukuk Bürosu, CPT’nin Eylül 2022'de İmralı Adası'na yaptığı ziyaret sırasında Öcalan’ın görüşmeye çıkmadığı duyumunu aldıklarını ve bunu paylaştıkları CPT'nin de reddetmediğini açıkladı. 

Asrın Hukuk Bürosu, Öcalan üzerindeki tecrit ve mutlak iletişimsizlik haline dair yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Müvekkilimiz Sayın Abdullah Öcalan Şubat 1999 tarihinden bu yana, diğer müvekkillerimiz Sayın Hamili Yıldırım, Sayın Ömer Hayri Konar ve Sayın Veysi Aktaş ise Mart 2015 tarihinden sonra ada hapishanesi olan İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde tutulmaktadırlar. Maruz kaldıkları tutulma koşulları ulusal mevzuattan ayrıksı olup hiçbir temel haklarından yararlanamamaktadırlar” denildi. 

Bilgiye erişim imkansız 

Bu hususa dair yaptıkları birçok başvuru ve şikayete rağmen yasal hakların tesisinin sağlanmadığı belirtilen açıklamada, şunlar ifade edildi: “Kendileriyle kurulan son fiziki temas, 3 Mart 2020 'de gerçekleşen aile ziyareti olmuştur. Bu tarihten sonra fiziki temasa müsaade edilmemiştir. Bu ziyaretten ancak bir yıl sonra olağandışı koşulların dayatmasıyla 25 Mart 2021'de istisnai olarak telefon görüşmesine imkan tanınmıştır. Müvekkillerimizden Sayın Ömer Hayri Konar ve Sayın Veysi Aktaş maruz kaldıkları tecrit durumunu protesto ederek telefon görüşmesini boykot etmiş ve görüşmeye çıkmamışlardır. Sayın Öcalan’ın ise kardeşiyle gerçekleştirdiği telefon görüşmesi yarıda kesilerek son bulmuştur. Bu sorunlu ilişkilenme halinden sonra kendilerine dair teyit edilmiş hiçbir bilgiye erişim mümkün olmamıştır. Bahse konu görüşmeden sonra geçen 20 aylık süre boyunca müvekkillerimiz dış dünyadan tamamen soyutlanarak mutlak iletişimsizlik koşullarında tutulmaktadır. Bu durum evrensel hukuk değerlerine ve ulusal mevzuata aykırı olduğu gibi işkence ve kötü muamele anlamına gelmektedir. Bu muamelenin neden olduğu ya da olması muhtemel sonuçlara dikkat çekmek ve telafisi adına bu zaman zarfında birçok girişimimiz olmasına rağmen maalesef sonuç almak mümkün olmamıştır.” 

Başvurulardan sonuç alınamadı

İlgili kurumlara ve mekanizmalara yaptıkları başvuruları da hatırlatan Asrın Hukuk Bürosu, şöyle devam etti: “Yasal denetim ve inceleme mekanizmaları olan Kamu Denetçiliği Kurumu, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Adalet Bakanlığı ve ilgili departmanlarının yanı sıra birçok sivil toplum kuruluşuna tarafımızca başvurularda bulunulmuştur. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi'ne ve işkenceye karşı oluşturulan alt birimlerine başvurularımız olmuştur. Başvurularımız büyük oranda cevapsız bırakılmak suretiyle boşa çıkarılmış olup tecrit uygulamalarını değiştiren bir sonuç ortaya çıkmamıştır. 

Uygulama tamamen yasa dışı

Gerek ulusal mevzuatta gerekse de uluslararası hukukta bir cezaevinin dış dünyaya topyekûn kapatılması mümkün değildir. Avukat ve aile ziyaretine kapalı tutulan, yazışma ve telefon hakkının tanınmadığı bir ceza ve infaz kurumu söz konusu olamaz. Bir mahpusun avukat ile teması bütünen engellenemeyeceği gibi her koşul altında asgari bir iletişim kanalına izin verilmesi hukuki zorunluluktur. Ancak buna rağmen 20 aydır değil temas sağlamak müvekkillerimizden haber almamız dahi engellenmektedir. Yasal zorunluluk gereğince iki ayda bir cezaevi ziyareti gerçekleştirerek yerinde gözlem ve tespitlerini raporlaştırması gereken İl Cezaevi İzleme Kurullarının İmralı’ya ilişkin raporları kamuoyuyla paylaşılmamaktadır.

Koşullarından haberdar değiliz

Müvekkillerimizin bilgiye erişimleri, kendilerine tedarik edilen kitapların sansüre ve sınırlamaya tabi tutulup tutulmadığını, günlük gazete ve dergilerin ulaştırılma süresi, televizyona ve radyoya erişimleri konusunda bilgiye sahip değiliz. Bunun yanı sıra ziyaret yasaklarına dayanak gösterilen disiplin cezaları nedeniyle müvekkillerimizin ortak faaliyet haklarına da müdahale edildiği bilgimiz dahilindedir. Verilen disiplin cezalarının ‘aldatıcı olduğu’ ve kabul edilemezliği CPT raporlarında da vurgulanmıştı. Hukuk dışı yönelim ve politik kararlarla 20 aydır Sayın Abdullah Öcalan ve yanında tutulan müvekkillerimizin maruz kaldıkları muamele ve maddi koşullara dair bilgimiz bulunmamaktadır.

CPT hiçbir bilgi vermedi

Bu süreçte mutlak tecridin neden olduğu kaygılarımızın giderilmesi konusunda tek anlamlı temas, CPT’nin 20-29 Eylül 2022'de gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretidir. Her ne kadar CPT’ye dair taleplerimizin merkezini oluştursa da bu ziyaretin öncesi ve sonrasıyla bu şekilde fiili gelişimi kaygılarımızı daha da arttırmıştır. Bu nedenle randevu talebimize olumlu yanıt veren CPT ile 13 Ekim 2022'de yüz yüze bir görüşme gerçekleştirdik. Bu görüşmede, CPT yetkilileri müvekkillerimizin koşullarına dair en ufak bir bilgi vermedikleri gibi sorduğumuz hiçbir soruya da yanıt vermedi. Yaklaşık 45 dakika süren görüşme boyunca her sorumuza, CPT’nin bağlı olduğu prosedürleri hatırlatarak; yaptıkları ziyarete dair bir rapor hazırlayıp bu raporu Türkiye’ye sunacaklarını ve ancak Türkiye’nin onayıyla bu raporu kamuoyu ile paylaşabileceklerini söylemekle yetindiler. Geçmiş tecrübelerimizden biliyoruz ki bu prosedürün tamamlanması bir-bir buçuk yıllık bir sürece tekabül etmektedir. Mevcut haber alamama hali söz konusuyken böylesi bir süre telafisi imkansız zararlara neden olacaktır. CPT’nin tabi olduğu sözleşme ve prosedürlerin elbette farkındayız. Ancak bu hususun 20 aydır haber alamadığımız müvekkillerimizin tutulma koşulları hakkında bilgilendirme yapmasına engel bir hal oluşturmadığını da bilmekteyiz.

Öcalan, CPT ile görüşmedi mi?

Ayrıca CPT’nin Eylül 2022'de İmralı Adası'na yaptığı ziyarette Sayın Öcalan’ın görüşmeye çıkmadığı duyumuna sahibiz. Ne yazık ki CPT ile yaptığımız görüşmede de bu duyumun aksini teyit edememiş bulunuyoruz. CPT ziyaretlerinin belirgin özelliğini mahpuslar ile özel görüşmeler yapması oluştururken böylesi bir duyumun doğruluğu, CPT’nin ziyaretini daha tartışmalı kılacaktır. Anılan bu nedenlerle gerek CPT’nin son fiili ziyareti, gerek bizim CPT ile yaptığımız son görüşme endişelerimizi azaltmak yerine arttırmıştır. CPT’nin yetki alanında bulunan İmralı Adası'na yapmış olduğu ziyarete dair bilgilendirme yapması kuruluş değerlerinin ve bağlı olduğu uluslararası hukukun gereğidir.

Düzenli ziyaret zorunluluktur

CPT’ye sunmuş olduğumuz periyodik bilgilendirme ve taleplerimiz devam etmektedir. Aynı şekilde durumun ciddiyetini aktarmak ve eldeki verileri paylaşmak üzere Adalet Bakanlığına başvurularımız mevcuttur. Avukat ziyaretlerinin gerçekleşmesi için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına, İnfaz Hakimliğine ve cezaevi idaresine düzenli başvurularımız aralıksız devam etmektedir. Bu kapsamda anayasal hakların tesisi ve evrensel hukukun gereği olarak müvekkillerimizin derhal avukatlarıyla görüşmeleri, ilgili kurumların taleplerimize olumlu cevap vermesi ve görevleri gereği gereken bilgilendirmeyi yapmalarına dair talep ve ısrarımız kesintisiz sürmektedir.” İSTANBUL

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.