Irak, Şengal’in kapısını nasıl çalacak?

Merwan ZERDEŞT yazdı —

  • Êzîdîler, geçen 10 yıllık süreç içerisinde onlarca kez çözüm projeleriyle birlikte Bağdat’ın kapısını çaldı. Bağdat ise Şengal’in kapılarını hep orduyla açmaya/kırmaya çalıştı.

MERWAN ZERDEŞT

Rojava'daki soykırım saldırıları, Önder Apo’nun yoğun çabası ve halkın direnişiyle durdurulunca Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, hemen sıradaki hedefi Şengal olarak işaretledi. Fidan ve ekibinin, Kürt sorununun demokratik çözümüne karşı konumlanmaları sürecin başından itibaren biliniyor. Yıllarca MİT’in başındaki isim olarak birçok açık ve gizli soykırım saldırısı planlamış olan Fidan’ın savaş ve komplo olmadan yapamadığı/yaşamadığı anlaşılıyor.

Irak hükümetine, Haşdi Şabi güçlerine ve bölgedeki bazı Sünni güçlere hedef gösterilen Şengal, 2014'te soykırım saldırıları altındayken, MİT Başkanı olan Hakan Fidan'dı. DAİŞ ve Türk devletinin ilişkilerine dair yüzlerce belgenin var olduğu herkesçe biliniyor. DAİŞ’in yenilgiye uğradığı Kobanê, Rojava ile Şam arasındaki anlaşmaya rağmen halen kuşatma ve abluka altında. DAİŞ’in kırıldığı bir diğer alan olan Şengal ise kuşatılmak, Êzîdî toplumu yeniden soykırım kıskacına alınmak isteniyor.

Irak neye hazırlık yapıyor?

Hakan Fidan’ın açıklamalarına Irak hükümeti ve Haşdi Şabi sözcüleri karşı çıkar gibi dursalar da sahadaki gelişmeler Şengal’e yönelik tehditlerin varlığını gösteriyor. 5 binin üzerinde DAİŞ elemanı, Irak sahasına taşındı, eski BAAS elemanları ile selefi Sünni grupların, Suriye ve Irak sahasında yoğun görüşme ve toplantı trafikleri var. Şengal üzerinde DAİŞ türevi grupların açık bir tehdidi varken, bir de Irak hükümeti eliyle orduyu veya Haşdi Şabi güçlerini Şengal’e yönelmeleri için tahrik etmek, Şengal ve Êzîdî toplumunu kıskaç içine almayı hedefliyor. Êzîdî toplumu olası çete saldırılarına karşı Şengal’i ve Irak’ı korumaya hazırlık yapıyor, peki Irak neye hazırlık yapıyor?

Irak’ın kendisi, büyük tehditler altındayken, hükümet kuramaz durumdayken, Bağdat’ın kendisi kuşatmadayken, Şengal ve Êzîdî toplumuna yönelip yönelmeyeceği netleşmiş değil. Türk devletinin bu konuda ciddi bir baskısı olduğu, yine farklı ticari ve siyasi imkanlarla Irak’taki bazı güçleri etkilemeye ve Şengal’e karşı pozisyon almaya tahrik ettiği açık. Irak devleti, Irak siyaseti bu durumu doğru okur ve değerlendirir mi, yoksa Hakan Fidan’ın tahriklerine mi uyar önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Yeni soykırımlara kapı açıyor

Şengal’deki Êzîdî toplumu, 2014'teki büyük soykırımda yalnız başına bırakılmıştı. Geçen 12 yıllık süreye rağmen Irak devleti ve hükümetleri, Êzîdîlerden bir özür bile dilemiş değil. Dünya ölçeğinde onlarca devlet ve uluslararası kuruluş, 2014 fermanını 'Jenosid' olarak kabul etti fakat Irak Parlamentosu halen bu konuda herhangi bir karar vermiş değildir. Êzîdîlere ait onlarca toplu mezar halen açılmamışken, bu soykırımlarda yer alan DAİŞ'liler sözde yargılanmak adına Irak’a getiriliyor.

Tüm bu tablo, Irak’ın Şengal’e ve Êzîdî toplumuna dönük yaklaşımının adalet ve vicdandan uzak olduğunu, Êzîdî soykırımını tanımayarak yeni soykırımlara açık kapı bıraktığını, Şengal’i çıkar planlarının bir çatışma sahası olarak gördüğünü gösteriyor. Üstelik Êzîdîler, geçen 10 yıllık süreç içerisinde onlarca kez çözüm projeleriyle birlikte Bağdat’ın kapısını çaldı. Bağdat ise Şengal’in kapılarını hep orduyla açmaya/kırmaya çalıştı.

Irak’ın da hayrına olmayacaktır

Şengal Êzîdîleri, ferman yaşamış bir topluluk olarak kimliğini, inancını, kültürünü yaşayabileceği, varlığını koruyup geliştirebileceği demokratik bir sistemin Irak tarafından kabul görülmesi dışında herhangi bir talepte bulunmuyor ve bunu Irak tarafı çok iyi biliyor. Şengal Êzîdî oplumu, yalnızca Irak Anayasası'nda yer alan kendini yönetme ve savunma hakkının tanınmasını, kültür ve inançlarının geleceğe taşınmasını istiyor. Bu kadar açık bir toplumsal ve kültürel gerçekliği askerileştirmeye çalışmak, Irak’ın da hayrına olmayacaktır.

Irak, Hakan Fidan’ın açıklamalarına ‘Şengal bizim iç meselemiz, dış müdahaleye karşıyız’ biçiminde tutum geliştirdi. Irak eğer bu tutumunda samimiyse hızla Êzîdî toplumunun demokratik kurumları ve temsilcileri ile görüşmeli, demokratik entegrasyon projelerine ön açmalıdır. Eğer bunun yerine askeri projelere sarılır ve Şengal’in kapılarını bu biçimde çalmaya çalışırsa başta Türk devleti olmak üzere dış müdahalelere açık bir durum açığa çıkar. Bu da hem Irak’a zarar verir hem de Şengal’e. Irak, Şengal’in kapısını nasıl çalacağına doğru karar vermeli. Başta Kürt halkı olmak üzere demokratik kamuoyu da bu süreçte Şengal’in durumunu yakından takip edip duyarlı olmalıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.