Devlet hukuku ve Êzîdî varlık yasası
Merwan ZERDEŞT yazdı —
- Êzîdîler nasıl ki tek tanrılı dinlerin dışında, hatta karşısında tutulmaya çalışılıyorsa hukuk ve yasa dışında da tutularak temel haklardan mahrum bırakılıp saldırılara açık hale getirilmeye çalışılıyor.
MERWAN ZERDEŞT
Şengal Özerk Yönetimi, 20 Şubat’ta yayınladığı açıklamayla Şengal’in varlığına ve Êzîdî toplumunun iradesine yönelik yeni planların devrede olduğunu, Türk devletinin Irak’a büyük bir baskı kurduğunu bildirerek, Êzîdî toplumuna, Kürt halkına ve demokratik kamuoyuna duyarlılık çağrısı yaptı. Aynı açıklamada, Şengal’le bağlantılı temel sorunların diyalog ve çözüm yöntemiyle Irak Anayasası temelinde ele alınmasına açık olduğunu, buna rağmen gelişebilecek her türlü girişime karşı da tutum sahibi olacağını duyurdu. Doğal olarak bu açıklama gündeme oturdu ve herkeste hem merak hem de kaygı oluşturdu.
Kuzey ve Doğu Suriye şahsında Önder Apo’nun demokratik ulus projesine, özelde de demokratik entegrasyon sürecine karşı büyük bir saldırı gerçekleşti, şimdi de Şengal’e dönük tehditlerle Êzîdî rönesansının gelişimi engellenmek, Êzîdî toplumu bir ferman toplumu olarak tutulmak isteniyor. Bunun için başta öz savunma güçleri olmak üzere, Êzîdî toplumunun fermandan sonra varlığını sürdürmek için oluşturduğu kurumlar hedef alınıyor, bu kurumlar yasa dışı olarak sıfatlandırılarak ortadan kaldırılması gerektiğine dönük bir algı ve zemin yaratılmak isteniyor. Din dışı ilan edilerek onlarca fermana maruz bırakılan Êzîdîler, şimdi de yasa dışı ilan edilerek savunmasız, kurumsuz, yapısız, güçsüz bırakılmak isteniyor.
Hukuk, anlam olarak ne kadar daraltılsa da özünde ‘hak’ kavramından türetilmiştir ve ‘adalet’ ile bağı vardır. Yasa ise devlet eliyle topluma dayatılan ve uyulması zorunlu olan yazılı kurallardır. Bu anlamıyla Êzîdîlerin hukuk ve yasa ile ilişkisini/bağını değerlendirmek, özelde de Irak Anayasası ekseninde Êzîdî toplumunun haklarını gündemleştirmek; bu konuda yetkin çalışmalar yürütmek, Êzîdî toplumu adına adalet ve temel haklar mücadelesini tam da bu süreçte büyütmek gerekiyor.
Her türlü saldırıya açık
Êzîdîler nasıl ki tek tanrılı dinlerin dışında, hatta karşısında tutulmaya çalışılıyorsa aynı şekilde hukuk ve yasa dışında da tutularak her türlü temel haktan mahrum bırakılmaya, daha da ötesinde her türlü saldırıya açık hale getirilmeye çalışılıyor. Oysa Irak Anayasası, Êzîdîlerin kendilerini yönetme ve savunma hakkını, dil-kültür ve inançlarını koruma ve geliştirme hakkını tanıyor fakat pratikte bu haktan mahrum bırakarak aslında ‘hukuk dışı’ bir konumda bilerek tutuyor. Önümüzdeki dönemde özellikle Şengal Êzîdîleri adına güçlü bir hukuk ve adalet mücadelesi yürütmek gerekiyor.
Êzîdî inancı, kültürü ve felsefesini salt hukuk ve yasayla ifade etmek, oraya indirgemek de yanlış, çünkü nasıl ki devletlerin yasaları varsa inancın, kültürün, felsefenin ve evrenin de yasaları vardır. Ezdalık ise salt bir inanç sistemi değil, güneşle canlanan, suyla akan, rüzgarla hareketlenen, yıldızla parlayan bir yaşam kültürü, yaşam estetiğidir. Ferman ve talan tarihi her ne kadar Êzîdî inancını ölüm, yas ve acıyla mühürlemeye çalışsa da Ezdalık inancı doğanın döngüsüne, ışığa ve yaşamın sürekliliğine dayanan, oldukça canlı, akışkan ve neşeli bir yaşam felsefesine dayanır. Belki de hiçbir toplumda Êzîdîlerde olduğu kadar şenlik ve şölen yoktur.
Önder Apo, 'Êzîdî rönesansı' derken bu gerçekliğe işaret ediyordu. Êzîdî toplumu, yaşadığı tüm acılar karşısında kırılmak yerine, akarak varlığını sürdürmeyi seçmiştir. Şimdi de kendi varlığına dönük yeni oyunlara, planlara karşı duracak, kırılmayacak ve yatağını genişleterek akacaktır. Êzîdî toplumunun hukuk ve yasa dışı tutularak yeni soykırım saldırılarına açık hale getirilmesinin önüne geçmek gerekiyor. Êzîdî toplumunun Irak devletiyle veya diğer devletlerle bir hukuku olmalı ama kendi varlık yasalarını da koruyarak bunu yapabilmeli.
