Irak'taki kum fırtınaları

Toplum/Yaşam Haberleri —

24 Mayıs 2022 Salı - 20:15

Kum fırtınası-Irak / foto: AFP

Kum fırtınası-Irak / foto: AFP

  • Dicle ve Fırat nehirleri Irak'tan geçmesine rağmen, Irak dünyadaki iklim değişikliğine ve çölleşmeye karşı en savunmasız beş ülkeden biri olarak sınıflandırılmakta.

İBRAHİM EL-MARAŞİ / Çeviren: Serap Güneş

Irak'ı kasıp kavuran son kum fırtınaları ülke ve bölgenin geri kalanı için rahatsız edici bir geleceğe işaret ediyor. İklim değişikliğinin şiddetlendirdiği doğal bir olgu olsalar da, 2003 savaşından bu yana Irak yönetiminin su ve yeşil alanların yönetimi konusunda zayıf politikalarla başarısızlığı nedeniyle daha yoğun hale geliyorlar.

Bu kum fırtınalarının, BM gibi çok taraflı örgütlere, bölgesel STK'lara ve Iraklı liderlere ulusal, bölgesel ve çevresel güvenliğin kesiştiğini hatırlatıyor olması gerek. Bu güvencesiz kesişimi ve çölleşmenin bir sonucu olarak ortaya çıkacak (iklim mültecileri gibi) yeni güvenlik ikilemlerini kabul etmenin zamanı geldi.

Saddam’ın mirası

Eski cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin'in ekoloji politikasının mirası, Irak'ı iklim değişikliğine karşı özellikle savunmasız bıraktı.

Gerçekten de Irak’ın gökyüzünü kalıcı turuncu ve aşı boyası tonlarında boyayan bu son kum fırtınaları hem ülkenin hem de tüm Ortadoğu'nun Antroposen çağındaki geleceğini göstermektedir.

Bir kum fırtınasının nasıl bir şey olduğu hakkında bir fikir oluşturabilmek için, gözünüzde şunu canlandırın: Saat daha öğleden sonra 4 ve Bağdat'ın dış çeperinde kalan bir ilçe olan Kazımıyya'da bir Nisan günü, gökyüzü tamamen açık. Birkaç dakika içinde, gökyüzünü bir pus kaplıyor ve gündüz geceye dönüşüyor.

Saniyeler içinde bir kum yığınıyla kaplandığınız filmlerdeki gibi değil. Neredeyse görünmez olan ince bir toz bulutu havayı kaplıyor ve kum tanecikleri ağzınıza ve burnunuza giriyor. Kum tanecikleri giysilerinizden içinize geçiyor, vücudunuzu tepeden tırnağa kaplıyor. Yirmi dakika sonra, fırtına geçiyor ve gökyüzü tekrar açılıyor.

Kum fırtınaları, 2003 Irak Savaşı sırasında ABD ordusunun başkente ilerlemesini geciktiren çok önemli bir silah oldu.

Çölleşme hızlandı

Bugün, kum fırtınaları daha sık ve daha kalıcı, hava trafiğini kapatıyor ve hastaneye yatışlara yol açıyorlar. Fırtınaların, yüksek sıcaklıklar ve düzensiz yağışlar ile birlikte daha da yoğunlaşması ve daha fazla kuraklığa yol açması bekleniyor. Toprağın hızlı kuruması toprak bozulmasına yol açıyor ve çölleşmeyi hızlandırarak daha fazla kum fırtınasına neden oluyor.

Önde gelen bir Iraklı çevreci olan Azzam Alwash, artan kum fırtınalarını, artan su tuzluluğundan kaynaklanan çölleşmeye de bağlıyor. Irak'ta, deniz seviyesindeki yükseliş, Basra'nın kanallarına ve akarsularına, Shatt al-Arab su yolundan 300 km yukarı doğru tuzlu su baskınına yol açarak, ekinleri, hayvanları ve balıkları öldürdü.

Daha da kötüsü, eski cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin'in ekoloji politikasının mirası Irak'ı iklim değişikliğine karşı özellikle savunmasız bıraktı.

Saddam, 1990'larda, bölgenin hükümet karşıtı bir ayaklanma mahalli haline gelmesinden sonra, güney bataklıklarının boşaltılmasını emretti. Bataklıkları restore etme girişimlerine rağmen, Saddam'ın eylemleri Körfez'den Basra'ya tuzlu su girişini kolaylaştıran bir miras bıraktı. Kurumuş su kütlelerinin havzaları, daha fazla toz fırtınası için gerekli maddeyi sağlıyor.   

İklim Apartheid’i

Atmosferik kimyager Paul Crutzen Antroposen terimini insan faaliyetinin dünya üzerinde temel ve zararlı bir etkiye sahip olmaya başladığı Sanayi Devrimi'ni takiben, insanlık tarihinin en son dönemine atıfta bulunmak için ortaya attı.

Bu senaryoda, modernitenin gidişatı doğayı tehdit ediyor ve modern toplumu baltalayan riskler yaratıyor. Ortadoğu, Antroposen döneminde özellikle riskle karşı karşıya.

Son yıllarda, Körfez ve Irak'taki bölgeler, gezegenin tarihinde kaydedilen en yüksek sıcaklıklardan bazılarına maruz kaldı. Gelecekte, Basra ve Bağdat gibi şehirler, yalnızca güvenilir elektriğe erişimi olan zenginlerin sıcağa dayanacak klimayı karşılayabileceği bir tür "iklim apartheid’ine tanıklık edebilir.

Irak'ta çevresel çöküş gıda ve su güvensizliğini daha da şiddetlendirecek ve ülkenin istikrarsız ulusal güvenlik durumunu daha da zayıflatacak. Basra'da, son birkaç yılda su hizmetlerinin güvenilmezliğine karşı defalarca kitlesel protestolar patlak verdi ve hükümetin güvenlik güçleri ve Iraklı milislerle çatışmalara yol açtı.

Kaynaklar yanlış yönetiliyor

Dicle ve Fırat nehirleri Irak'tan geçmesine rağmen, Irak dünyadaki iklim değişikliğine ve çölleşmeye karşı en savunmasız beş ülkeden biri olarak sınıflandırılmakta.

İklim bozulmaları meydana geldiğinde çeşitli faktörler birleşerek iç güvenliği daha da kötüleştirebilir. Çatışmaların, tarımsal bağımlılığın, su kıtlıklarının olduğu ve siyasi dışlanma geçmişi olan, etnik veya dini grupların hükümette temsil edilmediği ülkeler, iklim değişikliği nedeniyle istikrarsızlığa eğilimlidir. Ortadoğu'da Irak, Suriye, Libya ve Yemen tüm bu koşullara sahip.

İklim değişikliği, Irak'ın kum fırtınalarının birçok nedeninden sadece biri. Kötü çevre politikaları da önemli bir faktör. Irak devleti, uygunsuz tarım uygulamalarını engelleyemeyerek ve yeraltı suyu kaynaklarını toprağı kurutacak şekilde hızla tüketerek su kaynaklarını yanlış yönetti. Irak Su Kaynakları Bakanlığı da bütçe kesintilerine maruz kaldı.

Sürdürülebilir çevre programlarının çok taraflı bir düzeyde gerçekleşmesi gerekecek olsa da, Irak devleti en azından iklim dalgalanmalarının, özellikle Bedeviler gibi savunmasız nüfuslar üzerindeki etkilerini hafifletmek için politikalar benimseyebilir. Üzücü bir şekilde, Irak Ekim 2021 seçimlerinden bu yana bu sorunla başa çıkabilecek için bir hükümet kurabilmiş değil hala.

Nihayetinde, bölgedeki ulusal hükümetlerin ve BM veya Arap Birliği gibi kolektif organların, iklim değişikliğinin şiddetlendirdiği kuraklıkları ulusötesi çevresel riskler olarak yeniden tanımlayarak antropojenik güvenlik stratejileri geliştirmeleri gerekiyor. Bu, ulusların ve kolektif güvenlik kurumlarının devlet veya devlet dışı aktörlerden kaynaklanmayan risklere uyum sağlamasını gerektiriyor.

İronik şekilde, günümüz Irak'ı, uygarlığın optimal iklim koşulları nedeniyle ilk başladığı tarihi Bereketli Hilal'in üzerinde. Trajik bir şekilde, modern toplumumuzun iklim üzerindeki etkisi nedeniyle medeniyetin ilk önce çözülmeye başlayacağı yer olabilir.

Kaynak: www.middleeasteye.net

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.