İslam’a da hakarettir

Mele Hidayet Aksu
- Mele Hidayet Aksu, HTŞ ve DAİŞ gibi yapıların Rojava’da işlediği savaş suçlarının İslam’la bağdaşmadığını belirterek, “Bu zihniyet, son 10 yılda milyonlarca insanı İslam’dan soğuttu” dedi.
MA'ya konuşan Mele Hidayet Aksu, Rojava’da işlenen savaş suçlarının Allah’a, peygambere ve Kur’an-ı Kerim’e açık bir hakaret olduğunu vurguladı. Müslümanların temel referansının Kur’an-ı Kerim ve hadisler olduğunu ifade eden Aksu, peygamberin Medine’de farklı inanç ve topluluklarla barış içinde yaşama esasına dayalı bir sözleşme yaptığını hatırlattı. Saddam Hüseyin’in 1988’de Kürtlere yönelik saldırılarını “Enfal” adıyla yürüttüğünü hatırlatan Aksu, bugün de benzer bir zihniyetin sürdüğünü söyledi. Aksu, şunları söyledi: "Demek ki zihniyet aynıdır. Eğer Kuran-ı Kerim'e inanıyorsanız kendi aramıza hakem yapalım. Kuran-ı Kerim ne diyorsa biz kabul ediyoruz.”
Selahaddin Eyyubi ve Ehmedê Xanê’yi hatırlatan Aksu, “Kürtler zulme boyun eğmez” dedi. Cenazelere yönelik saygısızlığın ve esirlerin katledilmesinin İslam’a ağır zarar verdiğini vurgulayan Aksu, “Bu yapıların yaptığı, İslam’ı öldürmektir. Son 10 yılda milyonlarca insanı İslam’dan uzaklaştırdılar” dedi.
* * *
Mazlumların tarafındayız
Nisêbîn’de bir araya gelen Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu, mazlumların tarafında olduklarını belirterek din âlimlerine “Göreviniz zulme karşı durmaktır” çağrısında bulundu.
Mezopotamya İslami Araştırmalar Federasyonu (MİA-FED) Rojava’ya yönelik saldırılara dair açıklama yaptı. Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde bulunan Kışla Camisi önünde bir araya gelen din alimleri ve yurttaşlara, DEM Parti Milletvekilleri ile belediye eşbaşkanları da destek verdi. Mele Dünyaser Dunayserî, Kobanê’de devam eden kuşatmanın hem din hem de insanlık dışı olduğunu belirterek, “Yaşam ihtiyaçlarını bir halktan kesmek, büyük günahlardan biri ve aynı zamanda kadın, çocuk, yaşlı, hasta ve yaralıların ölümlerine sebeptir. Buna neden olanlar Peygamber nezdinde katiller gibi değerlendirilir" dedi. Firavun ve halkının bunlar kadar zulüm yapmadığı halde Allah tarafından zalim bir kavim olarak nitelendirildiğini anımsatan Mele Dunayserî, şunları altını çizdi: "Temel ihtiyaçların halka ulaşmasını engelleyen kişi ve kurumları, Hz. Hüseyin ve ailesinden temel ihtiyaçları kesen Yezid ve taraftarları gibi görüyoruz. Biz mazlumların taraftarlarıyız. Onları yalnız bırakamayız. Bu, dini ve insani bir görevdir. Zalimlerin yanında durmak zulmün kendisidir.”
* * *
Medine’de yaşananların aynısı
Rojava’da yaşananların bin 400 yıl önce Medine’de yaşananların benzeri olduğunu belirten Mele Fahri Doğan, QSD modelinin Medine Sözleşmesi gibi olduğunu belirtti.
MA'ya konuşan Demokratik Birlik İnisiyatifi'nden Mele Fahri Doğan, "Rojava’da savaşın başladığı ilk günden bu yana tüm inançlar ile milletler birlikte yaşadı. Herkesin içinde olduğu QSD oluşturuldu. Medine Sözleşmesi’nde olduğu gibi herkesin içinde yer aldığı bir sistem oluşturuldu” dedi. Bugün QSD’ye ve Özerk Yönetim'e dönük saldırıların, İslam tarihinde Hz. Ali ve Kerbela olayı ile benzerlikler taşıdığını dile getiren Doğan, saldırıların Emevilerin İslam’ı iktidarları için kullanması, İslam tarihinin ilk siyasi, ekonomik ve dini savaşı olan Ridde Savaşı ile birebir örtüştüğünü söyledi. Doğan, "Bugün çıkıp Enfal Suresi ile Kürtlerin katliam fermanını veriyorlar. Bu Kürtlerin arasında şeyhler var, meleler var, sofiler var. Kafile kafile umreye gidiyorlar. Bunu dediğin zaman da ‘biz PKK için QSD için dedik’ diyorlar. PKK kimdir, QSD kimdir? Kürtlerin çocuklarıdır” şeklinde konuştu.
Rojava halkının kendini savunmasının hak; İslam’da da yeri olduğunu ifade eden Doğan, İslam tarihinin ilk savaşlarından biri olan Hendek Savaşı’na dikkat çekerek, şunları ekledi: “Bugün Rojava’da yaşananlar bin 400 yıl önce Medine’de yaşandı. Medine’yi tüm inançlar tüm halklar birlikte savundu. Bugün de Rojava’da farklı inançta olanlar, farklı halklar omuz omuza vermiş, herkes kendi köyünü, toprağını savunuyor. Herkes kendi namusunu savunuyor. Şerefini, onurunu savunuyor. Medine’nin fotokopisi gibi. Bu nedenle onlara destek verilmesi gerekiyor. Evet, mazluma destek veremiyorsak bile en azından zalime dur diyebiliriz.”













