İstanbul'a çökme hazırlığı

27 Aralık 2021 Pazartesi - 20:30

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu

 İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni (İBB) kaybetmeyi bir türlü sindiremeyen AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın işaretiyle İçişleri Bakanlığı marifetiyle atağa geçti. Tehdit, karalama, kredi ve faaliyet blokajlarının yetmediği anlaşılınca 'terör' iddiasıyla teftiş başlatıldı. 

 

Türk İçişleri Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde (İBB) çalışan yüzlerce personelin "terör örgütleri ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönündeki ihbar ve tespitler üzerine" özel teftiş başlatıldığını duyurdu. Bakan Süleyman Soylu, "Bu konu siyasi değil, bir güvenlik meselesi" dedi. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ise belediyede çalışan 86 bin personelin yanında olduğunu söyledi, Soylu'yu görevini yerine getirmemekle suçlayarak istifaya çağırdı.

Türk İçişleri Bakanlığı, Pazar günü yaptığı yazılı açıklamada "İBB, bağlı kuruluşları ve şirketlerinde işbaşı yaptırılan personelden, 455'inin PKK/KCK, 80'inin DHKP-C, 20'sinin MLKP, 2'sinin MKP, ayrıca bazılarının FETÖ ve diğer terör örgütleriyle iltisaklı/irtibatlı olduğu yönünde ihbar, şikayet ve elde edilen tespitler üzerine, konunun tüm yönleriyle soruşturulması için Bakanlığımızca özel teftiş başlatılmıştır" ifadelerine yer verdi. Bakanlık, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve "PKK ile iltisaklı/irtibatlı" kişilerin Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (DİAYDER) referansıyla İBB'ye yerleştirildiği yönündeki iddia ve tespitlerin yer aldığı iddianamenin de bahse konu özel teftişin kapsamında olduğunu açıkladı.

Kürt din alimlerini gerekçe yapıyor

İçişleri Bakanlığı'nın duyurusunun ardından dün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'ndan arka arkaya açıklamalar geldi. Soylu, gazetecilere yaptığı açıklamada, Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (DİAYDER) ile ilgili çalışma yapılırken İBB ile ilgili bazı bilgilere ulaştıklarını ve ihbarlar aldıklarını ileri sürdü. Soylu, yalanlarını şöyle sürdürdü: "Buradan referansla İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne insanların girip çalıştıklarını gördük. Bu arada ihbarlar geldi. PKK/KCK ile bağlantılı hapse girmiş, özellikle dağda bulunmuş, polisin öldürülmesi eylemlerine katkı vermiş ve yargı tarafından tescil edilmiş, Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ihraç edilmiş, ByLock kullanıcısı bir çok kişinin işe alındığını belirledik. Belediye de bir kamu teşükkülüdür. Burdaki işe alınanlar mahalleleri süpürmüyor, temizlemiyor, bir bölümü ilgili belediyelerin çok kritik yerlerinde çalışma kabiliyetine sahipler."

Soruşturmanın siyasi olmadığını söyleyebilecek kadar pişkin olan Soylu, "Bizim kimsenin belediyesiyle işimiz yok, bizim terörle mücadele ile işimiz var. Türkiye'yi alarmda tutmak zorundayız. Bu konu siyasi değil, bir güvenlik meselesi" diye de ekledi.

İstifa etmesi gerekir

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da sonraki dakikalarda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde açıklama yaptı. 11 büyükşehir belediye başkanının katıldığı basın toplantısında konuşan İmamoğlu, İBB çalışanları hakkında başlatılan özel teftişle ilgili görüşlerini paylaştı. "Öncelikle teftiş doğrudur. Bizler belediyeler olarak teftiş edilmekle olarak hiçbir sorunumuz yoktur" diyen İmamoğlu, "İçişleri Bakanlığı'nda oturan zat, 12 Aralık'ta TBMM'de açıklama yaptı. İBB'de 557 terörist olduğunu iddia etti. Her verisi yanlış olan bakana şunu hatırlatmak isterim; tam iki hafta üstünden geçti. Bu 15 boyunca İçişleri Bakanlığı ne yaptı? Hiçbir şey duymadık yaptıklarıyla ilgili" dedi ve ardından yaşanan gelişmeleri şöyle anlattı: "İBB olarak, belediye başkanı olarak bir kısım işlemler başlattık. Devlet adabına uygun bir biçimde bu beyanı ciddiye alarak, 15 Aralık'ta teftiş kurulunda bir araştırma ve gerekiyorsa da soruşturmaya izin verdim. Aynı tarihte ise İçişleri Bakanlığı'na yazı yazdık. Bilgi istedik. Bakanlığa, 'Bize bu konuda bilgi verin, kimdir bunlar, listeyi yolların, biz de gereğini yapalım' dedi. Bir teröristle ilgili bir tespitiniz varsa bunu ciddiye alalım değil mi? Bakanlık buna hiçbir yanıt vermedi. Uyuyan bakanlık dün saat 20.00 itibarıyla bu uykudan uyanıp tweet attı. Tweet atarak hakkımızda bir soruşturma izni verdiğini duyduk. Twitter'dan soruşturma izni verildiğine ilk kez şahit oluyorum. Uygulama böyle olmaz.

Erdoğan'ın açıklamasından sonra

15 gün sonra pazar akşamı böyle bir tweetle süreci başlatmak aklına geldi, acaba neden? Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı Pazar günü konuştu. İstanbul'la ilgili içi siyaset dolu mesajlar verdi. Buradan Cumhurbaşkanı'nın bu konuşmasından Sayın Bakan bir rol kapma çabasıyla ortaya çıktı."

Soylu'nun teftiş sonuçlanmadan kaç kişinin örgütlerle iltisaklı olduğunu açıklamasını da eleştiren İmamoğlu, şöyle devam etti: "Hanginiz sayı ile tespit yapıldıktan sonra teftiş yapıldığını duydunuz? Sayı veriyorsunuz, bunlar terörist diyorsunuz sonra teftiş başlatıyorsunuz. Sen bakanlıksın, terörist konusunda netsen tut kulağından götür at hapse. Böyle bir süreç akıllara zarar. İşe girme prosedürleri bellidir, siz işe birini başlatırken adli sicil kaydı istersiniz. Bu belge Adalet Bakanlığı'ndan alınır. Dolayısıyla İçişleri Bakanı yanlış yere soruşturma açmış demektir. Bence bir başka soruşturma açılması gereken yer de İçişleri Bakanlığı hatta bakanın kendisidir. 'Terörist var' deyip tutuklamıyorsa yapılacak şey işlem başlatmaktır. Ben bir vatandaş olarak Sayın Cumhurbaşkanı'nı göreve davet ediyorum."

Gevrek gevrek konuşuyor

Soylu'nun 15 gün boyunca yazıya yanıt vermediğini ve harekete geçmediğini söyleyen İmamoğlu, "Bunları tespit etmiş bakan, yerinde oturuyor, gevrek gevrek basın önünde söylüyor. O kişiler de İBB'de görev mi yapıyor şu anda? Hemen İçişleri Bakanı görevinden istifa etsin. Derhal. Görevini yapmayan İçişleri Bakanı o zaman" diye konuştu. 

86 bin personelin yanındayim

İçişleri Bakanlığı'nın Pazar günü açıklamasının ardından İmamoğlu ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sosyal medyadan tepki göstermişti. İmamoğlu, daha önce söylediği "Hak yemem hakkımı da yedirmem" sözlerini tekrarlayarak, "İstanbul'a hizmet eden 86 bin yol arkadaşımın yanındayım, ezdirmem" dedi. Suçu olan kişilere karşı sonuna kadar birlikte mücadele etmeyi teklif eden İmamoğlu, "Ama şu bilinsin ki; İBB ailesine saldıranlar karşısında beklenmedik bir birliktelik ve güç görecek" diye ekledi.

İBB Sözcüsü Murat Ongun ise Twitter'da yaptığı paylaşımda, "Bu saatten sonra İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu millete emanettir" diye yazdı.

Kılıçdaroğlu: zemin oluşturuluyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise "Saray'daki şahıs" diye seslendiği Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "İstanbul'da bir şeylere zemin mi oluşturuyorsun?" diye seslendi. Kılıçdaroğlu, "Bu milletin canını yakacak kadar cesareti olanın sonuçlarına katlanacak kadar da gücü olmalı. Sen seçimden kaçan birisin, fazla heyecanlanma" dedi.

31 Mart öncesinden başladılar

İBB tarafından konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada da "terör bağlantılı" kişilerin kamu kurumlarında iş bulabilmelerinin, İBB'ye ait değil, güvenlikten sorumlu İçişleri Bakanlığı'na ait bir sorun olduğunun hatırlatıldığı açıklamada şu ifadelere yer verildi: "31 Mart seçimleri öncesi ve sonrasında başlayan ve hala devam eden hukuksuz ve devlet ciddiyeti ile örtüşmeyen bu hamleleri kamuoyu takdirine sunarız. Elbet Türkiye Cumhuriyeti hak ettiği şekilde idare edilecektir çünkü bu kudret milletimizde fazlasıyla mevcuttur."

İBB, 86 bin çalışanının hukuki haklarını sonuna kadar koruyacağını ifade etti.

Tartışmaları Soylu başlattı

İmamoğlu'nun İBB seçimlerini kazanmasının ardından işe alınan personel arasında "terör örgütleriyle bağlantılı kişilerin olduğu" yönündeki iddialar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından Meclis'teki bütçe görüşmeleri sırasında öne sürüldü. Soylu, İBB'ye yaklaşık 33 bin kişinin işe alındığını söylediği konuşmasında, "Bu 33 bin kişiden 12 bin kişiye ancak bakıldı. 455 tanesinin PKK ve KCK kaydı var. 80'inin DHKP-C, 20'sinin MLKP, 2'sinin MKP kaydı var ve diğerlerinin kayıtlarını da gönderebilirim" dedi.

Erdoğan devam etti

Erdoğan ise 23 Aralık'ta AKP'li belediye başkanlarının katıldığı Kızılcahamam kampında yaptığı konuşmada, CHP'nin kazandığı belediyelerden tek bir kişinin bile işten çıkartılmayacağı yönünde vaatlerde bulunduğunu, ancak buna karşın 15 bin kişinin İBB'deki işinin sonlandırıldığını savundu. Erdoğan, "Bunun yerine de çoğu kim olduğu, ne olduğu belli olmayan bir kısmı terör örgütleri ile iltisaklı çıkan 45 bin kişi belediyeye doldurdular" dedi.

İmamoğlu mektup yolladı

İBB Başkanı İmamoğlu ise 24 Aralık'ta İYİ Parti'nin düzenlediği 'Kalkınma Kongresi'ne katılırken gazetecilere de konuştu. İmamoğlu, Erdoğan ve Soylu tarafından verilen sayıların tutarsız olduğunu vurgulayarak, "21 binin biraz üzeri bir sayıda insan işe alındı ve bu insanların nasıl işe alındığı da tek tek, kalem kalem belli" diye konuştu. İmamoğlu şunları söyledi: "Ben 10 gün önce, Sayın İçişleri Bakanı'na yazı yazdım. Bizzat kendim, bizzat şahsına. Bu '500 küsur terörist dediği sayı kimdir? Bize yaz, gönder; biz de bilelim' diye sordum. Devletin bakanı çıkıp, '500 küsur kişi isim listesi var elimizde' diyor. Ben, yazı yazdım kendisine. Bütün bu bilgileri de yazdım. Kendisine yalan yanlış ifadelere göz yummasın diye, bizimle irtibat kursun diye Sayın Cumhurbaşkanı'na da bugün sabah saatlerinde mektubumu yolladım. Oradan net, gerçek bilgileri görebilir. Bilgi kaynağını düzeltsin Sayın Cumhurbaşkanı."

Erdoğan: Utanmadan sıkılmadan

Erdoğan ise Pazar günü AKP'nin İstanbul Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı'ndaki konuşmasında kendisine mektup geldiğini teyit etti, ancak şunları söyledi: "Aralarında terör örgütüyle iltisaklı olan 45 bin kişiyi işe aldı. Şimdi utanmadan sıkılmadan bana mektup gönderiyor, 'böyle bir şey yok' diyor." 

Akşener de konuştu

İBB’ye yönelik teftişe tepki gösteren İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de dün İzmir’de yaptığı konuşmada, şunları ifade etti: "Bu millet sandıkta hür iradesiyle attıkları oyların sonuçlarına el uzatanları her daim cezalandırmıştır. Yapmayın beyefendiler, yapmayın. Dolayısıyla kendi kendinize sandıkta şamar yemenin taşlarını döşemeyin. Türkiye huzursuzluktan bıktı. Bu millet gerilimden bıktı."  İSTANBUL

 

DİAY-DER üzerinden gerekçe

Kürtçe hutbe okudukları için tutuklanan Kürt din alimleri hakkında hazırlanan iddianame, mahkemeye sunulmadan ve avukatlara verilmeden, İBB'ye karşı kullanılmak üzere kurgulanmış haliyle başta AA olmak üzere iktidar medyasına 24 Aralık günü servis edildi.

İstanbul’da Demokratik İslam Kongresi (DİK) ve Din Alimleri Derneği (DİAY-DER) üyelerine yönelik 3 Temmuz’da yapılan siyasi soykırım operasyonunda gözaltına alınan, aralarında DİAY-DER Başkanı Ekrem Baran’ın da olduğu 28 kişiden 9’u, 9 Temmuz’da çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı. Kürtçe hutbe okudukları için tutuklanan 9 kişi hakkında tam 6 ay sonra iddianame hazırlandı.

Savcı tarafından henüz mahkemeye sunulmayan iddianame, 24 Aralık'ta, yani Erdoğan ve Soylu'nun İBB ile ilgili ilk açıklamalarından sonra medyaları tarafından mahkemeye sunulmuş gibi haberi yapıldı. Dosyanın avukatları ise iddianamenin henüz mahkemeye sunulmadığının altını çizdi.  Dosya avukatlarından önce iddianame, medyada servis edildi. 

İddianamede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından derneğe verilen market yardım kartlarının "terör örgütü üyelerinin ailelerine dağıtıldığı" ileri sürülen iddianamede, derneğin İBB'deki işe alımlarda referans olduğu öne sürüldü. İddianameye göre; Mehmet İ., İBB'de gassal olarak alınmasında DİAYDER yöneticilerinin referans olduğunu belirterek, kendisiyle birlikte bazı kişilerin de dernek öncülüğünde işe alındığını söyledi.

İktidar medyasında hedef gösterilen Kürt meleler, 335 sayfa olduğu belirtilen iddianamede, “Örgüte üye olmak” iddiasıyla suçlanıyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.