- Necati Ay (Devran Bedlîs), çocukluğunda felç geçirir, ancak hastalığı onun için bir engel olmaz ve büyük bir mücadeleciye dönüşür. Dört yıl gerilla olarak savaşır ve 2010'da şehit düşer. Babası, "Onun arzusu dağlardı, arzusunun peşinden gitti” dedi.
Ay ailesi, 90'lı yıllarda Bedlîs'ten İstanbul'a göç eder. Kürt ailelerin bulunduğu sokak, mahalle ve semtler vardır. Her evde, her sokakta ve her mahallede Kürt halkının mücadelesi yükselir, çünkü asimilasyon politikaları ve özel savaş da Kürtlerin peşini bırakmamıştır. Necati Ay de böyle bir ortamda yaşar. Çocukluğunda felç geçirir, ancak bu durum hiçbir zaman onun için bir engel olmaz.İlkokulu bitirdikten sonra ailesinin geçimine katkıda bulunmak için çalışmaya başlar. Hem işçi olur hem de devrimci. Kürt Özgürlük Hareketi ile mücadelesini daha ileri bir düzeye taşır ve 2006'da Kürdistan dağlarına yönelerek Devran Bedlîs adını alır.
Aileden gerillaya katılan ilk kişi Necati olur. Necati'nin katılımıyla birlikte aile de mücadelesini büyütür. Necati Ay, dört yıl boyunca Kürdistan'ın özgürlüğü için aralıksız mücadele eder ve 2010'da şehit düşer.
Cezaevi yolunda
Devletin baskı ve zor politikaları her zaman Ay ailesinin peşindedir. Şehir, köy, mahalle değişir ama devletin baskı ve zor politikaları aynı kalır ve onları bırakmaz. Necati Ay'ın kardeşi Hayrettîn Ay, 90'lı yıllarda tutuklanır ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılır. Anne Melek Ay'ın ömrü de cezaevlerine giden yollarda geçer. Melek Ay, oğlunu ziyaret etmek için yola çıktığı sırada bindiği otobüsün kaza yapması sonucu yaşamını yitirir.
Dağlara gitmek istiyordu
Necati Ay'ın babası Nûrettîn Ay, İstanbul'a kendi istekleriyle göç etmediklerini hatırlatarak, şunları anlattı: “Gerillalar köyümüzden geçiyordu. Askerler de her seferinde köye geliyordu. Köy meydanında bizi topluyor, dağlarımızı yakıyorlardı. Sürekli operasyonlar yapıldığı için göç ettik. Necati, İstanbul'da dünyaya geldi. Çocukluğunda felç geçirdi. Yetenekli bir çocuktu. Sessiz biriydi. Eylemlere giderdi ama bize anlatmazdı. Gittiği gün de bize hiçbir şey söylemedi. Onun arzusu dağlardı, arzusunun peşinden gitti.” İSTANBUL