İtalya'da bir Kürt derneği: Ararat

Dosya Haberleri —

10 Nisan 2022 Pazar - 21:00

Ararat Sosyal Kültür Derneği

Ararat Sosyal Kültür Derneği

  • İtalyan kamuoyunun yakından bildiği, Kürt kültür ve direnişini İtalya’ya duyuran Ararat Sosyal Kültür Derneği’nin hikayesi 90’lı yıllara uzanıyor. 2002 yılında Ararat Sosyal Kültür Derneği kurulur. Derneğin ilk başkanı da Dino Frisullo olur. Aradan geçen zamanda büyüyen dernek dayanışmanın da sembolü olur.

BARIŞ BALSEÇER/ROMA

Yol güzergahlarında insanın soluklandığı mekanlar vardır. Gidilen bazı mekanlar ise insanın mekana aktardığı tarihsel hafızayı gözler önüne serer. İtalya’nın başkenti Roma’da, Kürt halkının buluşma noktalarından birisi olan Ararat Sosyal Kültür Derneği de bu mekanlardan biri. Kürdistan’daki en büyük dağ olan Ararat’ın isminin bu derneğe verilmesinin temel sebebi ise Kürtlere dönük savaş, katliam ve zorla göç ettirmeyle doğrudan bağlantılı. Dinler tarihinde de önümüze çıkan Ararat ismi, Kürtlerin zorla göç ettirilmesindeki hikayeyle benzer metaforları içeriyor.  

‘İki gemi, bir dağ’

Söylenceye göre insanoğlu Tanrı’nın çizdiği iyilik yolundan sapmış, dünyanın tüm güzelliklerini ve nimetlerini sömürmüş, yeryüzünü yaşanmaz hale getirmiş. Tanrı rüyasında Nuh’a büyük bir gemi inşa etmesini ve yeryüzünde yaşayan tüm hayvan cinslerinden birer çift almasını emreder. Bu gemi aynı zaman Nuh’un ve ailesinin de tek kurtuluşu olacaktır. 

Eski Ahit (Tevrat) ile Yeni Ahit (İncil), Büyük Tufan’ın ardından Nuh’un Gemisi’nin Ararat Dağları’nın üzerine oturduğunu söyler. Geleneksel kabule göre kutsal kitaplardaki Ararat, bugünkü Ağrı Dağı’dır. 

Geminin yapılıp yapılmadığını veya Nuh’un var olup olmadığını bilemiyoruz ama aynı insan türünün sömürgeci olanı, Kürdistan’da da hayatı yaşanmaz kılmıştır. Ana dilinde, kültüründe özgürce yaşamak isteyen Kürt baskılara uğruyor, katlediliyor ve göç ettiriliyordu. 

Türk devletinin katliamlar dışında yürüttüğü bir diğer politika ise Kürdistan’ı insansızlaştırmaktı. Devletin katliam ve baskısı mülteciliğin önünü açmış, yaşamın kıyısında kalan Kürtler ise gruplar şeklinde doğduğu topraklardan zorunlu göçe mecbur bırakılmışlardı. Kimi Türkiye’nin metropollerine göçerken, kimi ise Avrupa’nın yollarına düşmüştü. Söylencede yaşamın kurtarıcısı olan Ararat Dağı’nın ismi, 90’lı yıllarda zorla kaybettirilen, asit kuyularında katledilen, katliamlara uğrayan Kürtlerin göç etme hikayesinde tekrar karşımıza çıkıyordu. 

Gemiye İtalya el koydu

Tarih 1997’dir. Kürdistan’daki en büyük dağın ismi olan Ararat bu kez Kürt’ün hikayesinde, yaşamında birikecek dağ gibi özlemlerin, hüznün; geride bırakılan yaşanmışlığın bindirildiği bir gemiye isim olur. 

İsmi Ararat olan bu gemi yapıldığı tarihten itibaren savaşta kullanılır. İlk ismi İntibah olan gemi Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı tarafından römorkör ve mayın dökücü olarak kullanılmış, 1922 yılında ise İstanbul’dan kaçırılıp İzmit’e getirilmiştir. 1923 tarihinde Türk devletinin kuruluş ilanı sonrası ismi Uyanık olarak değiştirilir. 1959 yılında ise ismi Ararat olarak değiştirilen gemiye 1997 yılında İtalyan hükümeti tarafından el konulur. 

Ararat gemisi karaya oturdu

Gemi yapıldığı ilk günden itibaren savaşlarda kullanılır, sökülünceye kadar da bu amaçla kullanılmaya devam eder. Geminin hikayesi, Kürdistan’da yaşanan ve dünyanın kör olduğu savaş gerçekliğini de gözler önüne seriyor. Kürtler, Türk devleti tarafından bilinçli şekilde önleri açılan insan tacirlerinin eline düşmüştür. Tacirler buldukları kırık dökük gemilerle binlerce insanı Türkiye limanlarından Avrupa’ya taşımaya başlar. 

Akdeniz’in insanlığın mezarlığa dönüşmüş sularında kırık dökük Ararat gemisi çoğunluğu Kürt olan 800 mülteciyle yol alır. 26 Aralık 1997 tarihinde İtalya’nın Calabria bölgesinde Marina Badolata kıyısına 200 metre kala gemi karaya oturur. Badalato Marina halkı seferber olur ve mültecileri gemiden kurtarır. 

Ararat ilk gemidir ama son gemi olmayacaktır. 1998 Ocak ayının başına kadar İstanbul’dan 10 gemi, çoğunluğu Kürt olmak üzere savaşlardan, ölümden kaçan mültecileri İtalya’ya taşımaya devam eder. 

İtalyanlar Kürtlere evlerini açtı

Dönemin İtalya Cumhurbaşkanı Oscar Luigi Scalfaro, ‘‘Baskı altındaki Kürtlere siyasi sığınma hakkı ve iş vereceğiz’’ vaadinde bulunurken, İtalya İçişleri Bakanı Giorgio Napolitano ise Türkiye'nin bilinçli olarak mülteciliğin önünü açtığını ve bir buçuk aydır, Türkiye'den limanlarda önlem almasını istediklerini, ancak sonuç alamadıkları açıklar. Bu açıklamalar devletlerin aralarındaki çıkar tartışmalarından azade değildir elbette. 

Badalato Belediyesi ve halkı, gemiden kurtarılan Kürt mültecilere kapılarını açar. Evlerine alırlar ve sonrasında kamp kurulur. Çoğu Kürt mültecinin oturum başvuruları ve mahkemeleri Badalato ve Catanzaro’da görülür. 

Ticari anlaşmalara kurban edildiler

Devletler karşılıklı kılıç çekmiş ama mülteciler birkaç ticari anlaşmanın kurbanı edilmişlerdir. Oturumlarını alan sığınmacılar gerek iş sorunu gerekse barınma sorunlarından kaynaklı Roma’ya gelmeye başlarlar. Roma’da parklarda çadır açıp, karton evlerde yaşamaya başlayan Kürtlerin barınma sorununa çözüm bulmak amacıyla Gianluca Peciola (Roma Belediyesi Meclisi Sol Ekoloji ve Özgürlük Konseyi Grubu Başkanı) ve beraberindeki İtalyan devrimciler devreye girer.